Partiler seçimde güç birliği yapmalı

Haberin Devamı

OKURLA SOHBETLER

Sevgili okurlar; seçimlere artık 4 ay kaldı. Eğer bir değişiklik yapılmazsa 12 Haziran günü genel seçimleri yapacağız. Bu seçimlerin tarihi seçim olacağını söylemek yanlış olmaz. Bu seçimlerin sonucu Türkiye’nin geleceğini şekillendirecektir. Türkiye dönüşecekse bu seçimlerin sonuçlarına göre olacak.

Muhalefet hazır mı?

Şu ana kadar yayınlanan tüm kamuoyu araştırmalarına göre AKP’nin bu seçimden de birinci parti çıkması hatta yine tek başına iktidar olması en büyük ihtimal. AKP’yi bu kadar güçlü kılan en temel faktör herhalde muhalefetin henüz tam hazır olmamasıdır. Başta CHP ve MHP seçime nasıl gidiyor, bu meçhul.

Güç birliği şart

Eğer muhalefet partileri bu seçimden de hüsranla çıkmak istemiyorlarsa güç birliğine gitmek zorunda olduklarını görmelidirler. Eğer taş gibi durabilen bir AKP karşısında muhalefet halka umut verecek işbirlikleri yapamazsa AKP’nin yine tek başına iktidar olması kaçınılmazdır. Siyaset bu tür boşlukları kaldırmaz.

Tek parti iktidarları

AKP Türkiye’de tek başına iktidar olan ilk ve tek parti değil elbette. Ama diğer tek başına iktidar olan partilerden çok farklı. Bundan önce tek başına iktidar olan partiler laik demokratik sosyal hukuk devleti kavramlarıyla barışıktı. Din istismarına kalkışanlar da olmuştu ama temel değerler her dönem korunmuştu.

AKP çok farklı

Oysa AKP daha önceki tek başına iktidar olan partilerden çok farklı. En başta asıl gündemi diğerleri gibi değil. Din faktörü istismardan öte bir yaşam biçimi olarak dayatılmak isteniyor. Bu partinin öncelikleri dini inançlar ekseninden kaynaklanıyor ve demokrasi hukuk kavramları bu amacı gizlemek için kullanılıyor.

Biat kültürü yaratıldı

AKP iktidarının en büyük başarısı bu asıl niyeti gizlemekte ustalığı oldu. Tarikat ve cemaatlerin büyük desteği ile biat etmiş geniş bir taban yaratıldı. Sormayan, sorgulamayan, eleştirmeyen bu kesim taş gibi yerinde dururken, bunu körükleyen medya işlevini çok iyi yerine getirdi. Böylelikle biat edenlere yarı biat etmiş bir kitle daha katıldı.

Menfaatler birliği

Biat kültürü tabanına oturan iktidar, diğer ustalığını ise kimi kaynakların dağıtılmasında gösterdi. Başta biat edenler olmak üzere yarı biat edenlerle çıkarı gereği AKP ’nin çevresinde saf tutanlar dağıtılan bu kaynaklardan çok yararlandı. Yoksullaştırılan ve yardıma bağlanan bir kesim ise iktidarın doğal oy deposu haline getirildi.

Muhalefette durum farklı

AKP dışında kalan partiler ise hem siyaset anlayışları, hem tabanları hem de ekonomik görüşleri nedeniyle kendi içlerinde hiçbir zaman tek yürek olamadılar. Gerçi demokrasinin gereği de budur, ancak AKP öneminde diğer partilerin bu açıdan uğradıkları erozyon daha da arttı. Medya baskısı da muhalefetin muhalefet yapmasına pek olanak sağlamadı.

Bu son seçimdir

Duruma bu açıdan bakınca, muhalefet partileri için 12 Haziran seçimleri Türkiye’nin geleceği açısından en son önemli seçimdir. Bu seçimin kaybedilmesi halinde muhalefet artık toparlanamaz. Çünkü Türkiye mutlaka dönüşecektir ve yeni anayasayla birlikte AKP’nin iktidardan uzaklaştırılması olanaksız hale gelecektir.

Muhalefette birlik

O halde iki büyük muhalefet partisi oy toplamları yüzde 10’u aşan diğer muhalefet partileri ile mutlaka güç birliğine gitmek zorundadır. Sağda ve soldaki partiler, bu seçime mahsus olmak üzere kendilerine en yakın partilerle işbirliği yapmazlarsa seçimin sonucu kendileri için de Türkiye için de hayırlı olmayacaktır.

Görev ana partilerde

Seçim işbirlikleri için asıl görev ve hatta fedakârlık iki büyük kitle partisine düşmektedir. CHP ve MHP “komplekse kapılmadan” kendilerine yakın gördükleri diğer partilere çağrı yapmalı ve o partilere makul kontenjanlar ayırmalıdır. Büyüklük göstermek ve yol açmak CHP ve MHP’nin geleceği için de çok önemlidir.

“Gel katıl” olmaz

Bugüne kadar işbirliği çağrılarına büyük partiler “Gel bize katıl” karşılığını verdiler. Örneğin CHP, DSP’ye son seçimlerde de bu çağrıyı yapmıştı. Sonunda kamuoyu baskısı ile bunun yerine 10 milletvekillik bir kontenjan tanınmıştı. Bu kez bu tür pazarlıklara bile girilmemeli. Parti gururu herhalde Türkiye ’nin geleceğinden önemli değil.

2002’nin DYP örneği

Şurası unutulmamalı ki, seçimlerdeki tek bir oy bile çok değerlidir. 2002 seçimlerinde Tansu Çiller’in DYP’si sadece 150 bin oyla baraj altında kalmıştı. Eğer DYP barajı geçse 66 milletvekilliği alacaktı. Bunların da tamamına yakını AKP’ye gidenlerden gelecekti. Siyasi tablo ve Meclis aritmetiği çok farklı olacaktı.

Erdoğan bile olmayabilirdi

Eğer 2002’de DYP 150 bin oy daha alıp barajı geçseydi de AKP yine tek başına iktidardı ama bu kadar güçlü olmayacaktı. Hatta yasaklı olduğu için seçime katılamayan Genel Başkan Erdoğan için af çıkarılması ve bir bahane ile seçim uydurulması da akla gelmeyecekti. Meclisteki bir DYP bir sonraki seçimde daha başarılı olabilirdi.

Bu örnek unutulmamalı

Demek ki siyasette bazı dengeler çok küçük oylarla değişebiliyor. O halde muhalefet partileri bunu hiç unutmamalı ve tek oyu bile ziyan etmemelidir. İdeolojik ayrımlar eskisi kadar keskin olmadığı için partilerarası işbirliği yapmak artık daha kolaydır, genel başkanlar bu konuda yapıcı politikalar üretmelidir.

Sandık güvenliği

Tabii işbirliklerinin dışında en önemli konu sandık güvenliğinin sağlanmasıdır. Muhalefet bu konuda da birlikte çalışmanın yollarını bulmalı ve sandıkları güven altında tutmalıdır. Daha önceki seçimde kaybolan seçmenler bulunmalı, yazılmayanlar yazdırılmalı, mükerrer oy kullanımının önüne geçilmelidir.

Bilgisayar hileleri

Yapılmamış olsa bile 2007 seçimlerinde çok konuşulan “bilgisayar hilesinin” akla şüphe getirmeyecek biçimde önüne geçilmelidir. Partiler gerek kendi merkezlerinde gerekse Yüksek Seçim Kurulu katında bilgisayar denetimini sağlayacak uygulamalar yapılmasını talep etmeli ve bunda ısrarcı olmalıdır.

İş işten geçmeden

Geçen seçimde duyulan şüpheye rağmen hiçbir şey yapılamamıştı. Bu seçimde işler baştan sıkı tutulmalı, her sandık en az iki kişi tarafından denetlenmeli, 170 bin küsur sandığın sonucu bilgisayarda karşılaştırılarak aritmetik toplama yapılması ihmal edilmemelidir.

CHP’de ön seçim

Sevgili okurlar bu konuda son bir görüşümü CHP için sizlerle paylaşmak istiyorum. Bugünlerde CHP binalarında en çok konuşulan konu milletvekili adaylarının ön seçimle belirlenmesi. Bu çok yanlış. Bugün ön seçim için diretmek, demokratik açıdan hoş gibi görünebilir ama çok yanlış.

CHP dik durabilmeli

Bu konunun ayrıntılarını bu hafta içinde yazacağım, ama hemen söyleyeyim ki, CHP yönetimi sadece ve belki de son kez bu seçimde ön seçim baskılarına karşı direnç gösterebilmeli. Bırakın Genel Başkan listeleri, işbirliği yapacağı partileri ve onların adaylarını kendisi düzenlesin.

Sevgililer Günü - Kandil

Son olarak Sevgililer Gününüzü ve Kandilinizi kutlamak isterim. Biri dini diğeri duygusal iki olayın aynı güne denk gelmesi de çok hoş. Ama Kandil akşamı sevgilisiyle bir kadeh şarap içmeyi dini nedenlerle uygun bulmayanlar Sevgililer Günü’nü bir gün önce ya da sonra kutlamaya karar vermiş. İşte bu da Türkiye’nin güzelliği...

Hepinize iyi haftalar dilerim.

DİĞER YENİ YAZILAR