Seçimlere iki yıl var daha ama pek çok yerde seçim konuşuluyor. “Erken seçim olur mu?” sorusu zihinleri kurcalıyor.
Ben erken seçim olabileceğini sanmıyorum. Çünkü AKP eski gücünde değil, üstelik düşüş olduğu da kendi araştırmalarında bile ortaya çıkıyor. Bu durumda kim ne kadar zorlarsa zorlasın Tayyip Erdoğan işaret vermedikçe erken seçim olmaz.
Tabii karşı görüşte olanlar da var. Bazı eski siyasetçiler diyor ki “Bir parti düşüşe geçmişse durdurmak mümkün olmaz. Ama hızla bir erken seçime gidilirse kalan oylarla iktidar şansı yakalanabilir. Erdoğan bu fırsatı değerlendirebilir.”
Çok yanlış bir görüş değil.
Seçim konuşulurken ortaya yeni çıkan ya da çıkacak partiler de ele alınıyor ister istemez. Ve beliren ortak tehlike “oylar bölünebilir” korkusu.
“Aman oylar bölünmesin” korkusu duyanlar elbette AKP’ye muhalif olan çevreler. Başta CHP. MHP’nin fazla endişesi yok.
Tabii ki bu bir gerçeği de yansıtıyor. Sarıgül hareketinin, Alevilerin önderliğinde kurulacak yeni sol partinin, hatta Rahşan Hanım’ın yeni partisinin oy alacağı seçmenler genellikle CHP çatısı altında.
Ancak “oylar bölünmesin” korkusu iktidarın gücüne boyun eğildiğinin de bir göstergesi. AKP’den rahatsız olan seçmenlerin destekledikleri partinin alacağı oydan çok AKP’nin alacağı oyları düşünmeleri gerekir.
“Oylar bölünmesin” tamam, ama AKP yüzde 47 oy aldığı zaman oylar bölünse ne olur bölünmese ne olur?
Şurası bir gerçek ki AKP yüzde 35 ve üstünde oy aldığında büyük ihtimalle yine tek başına iktidardadır. Örneğin CHP’nin yüzde 9 ya da yüzde 30 oy almasının bir önemi olmaz.
Bu nedenle partiler ve telaş içindeki seçmenler, oyların bölünmesine dert yanacakları yerde AKP’nin oylarının nasıl azalacağını düşünmek zorundadır.
AKP güç kaybettiğinde oylar buhar olmayacaktır, mutlaka başka yerlere gidecektir. Demek ki seçim sonuçlarını AKP’den kaçan oyları kendisine çekebilen partiler belirleyecektir.
SORU: İstanbul gecelerinin vazgeçilmezi olan, sokakları birbirine katarak elde edilen ve yakıcı bir tada sahip olan şey nedir?
CEVAP: Molotofkokteyli!
(Gani Yıldız)
Hüseyin Çelik: Ben kurumları asla itham etmem
AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’in bayramda, ima yoluyla Bingöl’deki 33 askerin şehit edilmesine Silahlı Kuvvetler’in neden olduğunu söylemesi üzerine dün yazdığım yazıda “İlk kez bir AKP yetkilisi ordu hakkında bu kadar ciddi bir iddiada bulunuyor” demiştim.
Yazıda Silahlı Kuvvetler’in de hiçbir açıklama yapmamasını yadırgadığımı belirtmiştim.
Dün öğle saatlerinde Hüseyin Çelik telefonla aradı. Aslında bir “yazılı açıklama göndermeyi” düşündüğünü, ancak bana olan güveni nedeniyle bunu bizzat yapmak istediğini söyledi.
Çelik “Bugüne kadar hiçbir kurum hakkında konuşmadım” dedikten sonra “Hiçbir düzende birinin yaptığı yanlış yüzünden tüm kurumu suçlayamazsınız. Önemli olan bu yanlışları yapanları ortaya çıkarmak, demokratik hukuk düzeninde hesap sormaktır” diye konuştu.
Çelik devlet içinde suça bulaşanlar olduğu gerçeğinin yeni olmadığını da belirterek “Bugüne kadar neler duyduk, öğrendik; siz de biliyorsunuz, hesap sorulmadıkça cüret de artıyor” dedi.
Ben de Çelik’e “Siz bu imalı sözleri söyledikten sonra benzer yorumlar yapılmadı, ne Silahlı Kuvvetler ne de siz bir açıklama yaptınız, ben de bunun üzerine yazdım” dedim.
Ankara tabelaları
Geçen hafta yoğun siste çevre yollarındaki tabelaların görünmediğini, bunların hiç olmazsa siste ışıklı olmalarının trafik güvenliğini artıracağını yazmıştım.
Ankaralı bir okurum bu yazı üzerine gönderdiği mesajda “Siz yine iyisiniz hiç olmazsa siste göremiyorsunuz tabelaları, bizim tabelalar o kadar küçük ki berrak havada bile fark edilmiyor” demiş.
Benim de dikkatimi çekmişti. Ankara’yı çepeçevre dolanan otoyolun semt çıkışlarındaki tabelaların pek çoğunun boyutu kent içi kavşaklardaki kadar küçük. Üstelik bazılarında önceden uyarı konmadığı için de tam sapağa geldiğinizde o küçücük tabelayı görebilmeniz ya da önceden biliyor olmanız gerek.
Ankara’ya dışarıdan gelen ve kenti bilmeyen biri için bu tabelalar gerçekten baş belası.
Oysa tabelaları çok daha görünür hale getirmek ve hem sürüş güvenliği sağlamak hem de son an kararı yüzünden oluşan trafik kazalarının önüne geçmek mümkün.

