Bülent Tanla CHP milletvekili. Ama uzun yıllar öncesine dayanan dostluğumuz nedeniyle onu bir milletvekili olarak değil, daha çok Türkiye’ye damgasını vurmuş bir araştırmacı olarak anmak istiyorum.
Dün öğle üzeri gazeteye uğradı. 2002 seçimlerini temel alarak önümüzdeki genel seçimlerle ilgili bir çalışma yapmış. Hem bir araştırmacı, hem de aktif siyasetçi olarak vardığı önemli bir sonuç var: 2002 genel seçimleri milli iradeyi tam olarak yansıtmamıştır. Kullanılan oyların yüzde 54’ü Meclis’te temsil edilirken yüzde 46 dışarıda kalmıştır. Yani bir anlamda yüzde 46 oy çöpe gitmiştir.
Tanla “Demek ki ilk genel seçimde iktidar bu yüzde 46 içinden çıkacaktır, ben buna seçimin matematiği tanımını uygun gördüm “ dedi. Oysa bana göre ” oy çöplüğünden çıkacak iktidar “ daha gerçekçi geliyor.
Bülent Tanla’nın yorumuna göre, çöpe giden oyların değerlenmesi ve milli iradenin Meclis’e tam olarak yansıması için oy kullanma oranının artması gerekiyor.
2002 seçimlerinde kayıtlı seçmen sayısı 41.1 milyondu. Seçime katılanların sayısı ise 32 milyonda kaldı. Yani yüzde bu seçimler yüzde 79.1 katılımla yapılmıştı.
2007 genel seçimlerinde ise seçmen sayısının 45 milyona çıkacağı hesaplanıyor.
Tanla seçime katılma oranının yüzde 5 artarak yüzde 85’e çıkması halinde tablonun çok değişeceğini savunuyor ve yorumunda şöyle diyor: ” Bu durumda oy kullanan sayısı 38 milyonun üzerine çıkacaktır. Bu her şeyden önce katılımcılık adına gereklidir. Bu hedefin yakalanması, demokratik katılımın ilk adımının Türk ulusuna yakışır bir şekilde gerçekleşmesini sağlayacaktır.
AKP’nin seçim sistemindeki yüzde 10 barajı nedeniyle tek başına iktidara geldiğini hatırlatan Tanla yorumunda şu görüşe de yer veriyor: “Eğer 2002’de oyların yüzde 54’ü yerine yüzde 80’i yansımış olsaydı, AKP aynı oy oranıyla 263 sandalye kazanamayacak ve tek başına iktidar olamayacaktı. Önümüzdeki seçimlerde katılım yüksek olursa, AKP 2002’deki oranını tutturmak için 2.7 milyon daha fazla oy almak zorundadır. Katılımın yüksek olması halinde AKP’nin oyunu bu kadar artırmasının da tek başına iktidar olabilmesi için yeterli olmayacağı açıktır.”
Tanla önümüzdeki seçimlerde tabii yine katılımın artması halinde Meclis’e 4 partinin gireceğini ve AKP’nin tek başına iktidar şansını kaybedeceğini belirtiyor.
Kimlik numarası sorun yaratacak
AKP kurmayları “cin” bir fikirle “nüfus kağıdında TC kimlik numarası olmayanların oy kullanamayacağı” yolunda bir karar almışlardı. Neyse ki bu Yüksek Seçim Kurulu tarafından bozulmuştu.
Ancak buna rağmen sorun bitmiş değil. Çünkü seçmen kartını alabilmek için de TC kimlik numarası gerekiyor. Muhtarlıklarda askıya çıkan listelerde eğer TC kimlik numarası yoksa o kişi sandıkta oy kullanamayacak. Bu nedenle yeni seçmen olanlarla birlikte tüm seçmenlerin muhtarlıklara giderek TC kimlik numaralarının kayıtlı olup olmadığına bakmaları gerekiyor.
Bu konuya dikkat çeken Bülent Tanla “Burada en büyük görev muhalefet partilerine düşüyor. Başta CHP olmak üzere siyasi partiler bir kampanya başlatarak yurttaşları seçmen olmaya ve TC kimlik numaralarını muhtarlıklara işletmeye çağırmaları gerekir” diyor.
Tanla konuyu bazı muhtarlıklara giderek araştırdığını ve olumsuz bir sonuçla karşılaştığını “Ne yazık ki halkın bu konuda bilgisi ve ilgisinin zayıf olduğunu gözlemledim” sözleriyle dile getiriyor.
Abonelerin sahipliği
Türkcell reklamı ile ilgili iyi niyetli bir yazı yazdığımı sanarken, çok fahiş bir hataya düştüğümü gördüm. Bu tabii çok üzücü. Hem Türkcell’den hem de tüm okurlardan özür dilemek istiyorum. Ama burada dikkatimi çeken bir noktayı da yazmak istiyorum. Reklamla ilgili bu fahiş hata konusunda şu satırları yazdığım ana kadar Türkcell’den bir açıklama gelmedi. Artık kibarlıklarından mı yoksa hazırlık mı yapıyorlar bilmiyorum. Ama Türkcell aboneleri adeta hatayı bildirme yarışına girdiler. Bu da sanıyorum abonelerin Türkcell’e sahip çıkmasının şık bir örneği. Ayrıca zaten o yazıyı Türkcell’i eleştirmek için değil, çok beğendiğim bir kuruma destek olmakiçin yazmıştım. Olmadı, hatayı onlar değil ben yaptım.
AKP iki partili Meclis istiyor
Araştırmacı ve CHP milletvekili Bülent Tanla 2007 Genel Seçimi ile ilgili yorumunda ilginç bir saptama yapıyor. Tanla’ya göre AKP iki partili Meclis’ten çok memnun. Oy oranları ve milletvekili sayıları ne olursa olsun AKP önümüzdeki genel seçimden tek başına iktidar olarak çıkmak istiyor. CHP’nin de oylarını ve milletvekili sayısını artırarak bile olsa Meclis’teki ikinci parti olmasından da rahatsızlık duymuyor.
Bülent Tanla ile konuşurken bende oluşan şu fikrimi söyledim: CHP seçim stratejisini sanki (AKP’ye karşı olanlar oylarını bize versinler) görüşü üzerine inşa ediyor. Elbette CHP bu söylemle tıpkı AKP gibi yüzde 30 küsur oyla tek başına iktidar olmayı planlıyor. AKP’yi iktidardan indirmek için böyle bir formül ilk bakışta mantıklı gibi görünebilir. Ama sonuçta milli irade yine Meclis’e tam yansımamış olacaktır. Bu kez de CHP içindeki emanet oylar nedeniyle iktidara gelse bile büyük sıkıntıya düşecektir.
Tanla bu görüşümü dinledi. Sonra şöyle bir zenginleştirme yaptı: “Bana göre bu seçim sonucunda Meclis’te 4 parti temsil edilecek. Temsil oranını daha da artırmak için ise barajı kendi başlarına aşma ihtimali düşük olan partilerin siyasal yelpazedeki benzer partilerle seçim işbirliği yapmaları yararlı olacaktır. Böylece temsilde adalet daha çok sağlanmış, demokratik katılımın ikinci unsuru da gerçekleşmiş olacaktır. Partiler arasındaki bu dayanışma oyların çöpe gitmesini de önleyecektir.”
Tanla’ya “Ama bazı partiler barajı geçeceklerine çok inanarak bu tür işbirliklerine yanaşmıyor” dedim. Cevap olarak “Orası da ayrı bir facia. Bu düşünce ile yola çıkanlar, daha sonra şikayet edemezler” dedi.
Sonucu belli mi?
Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaştıkça Tayyip Bey üzerindeki baskılar da artıyor. Toplumun önemli bir kesimi Tayyip Bey’in Cumhurbaşkanı seçilmek konusunda ısrar etmesinin gerginlik yaratacağını belirtiyor. Ayrıca AKP ideolojisinin o makama oturmasının sakıncalarını dile getirenler de azınlıkta değil.
Özellikle sermaye çevreleri hemen her gün Tayyip Bey’i “Cumhurbaşkanı olmayın, siz Başbakanlıkta kalın” diye uyarıyor.
Tayyip Erdoğan ancak seçimlerde yeterli çoğunluğu sağlarsa Başbakan olabilir. Ama belli ki bazı çevrelere göre 2007 genel seçimlerinde AKP’nin tek başına iktidar olacağı kesin. Bunu nereden biliyorlar, çok merak ediyorum.
Tabii belki çılgınca gelebilir ama belki de bu çevreler Tayyip Bey’i seçimde yine iktidar olacağına inandırmaya çalışıyorlar. O zaman bir taşla iki kuş vurulmuş olur. Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olmaktan vazgeçer ve Çankaya kurtulur. Ardından seçimleri kaybeder, başbakanlık da kurtulur. Bunu mu düşünüyorlardır acaba? Bilmem ki...

