Mustafa Balbay’ın günlükleri ortalığı kasıp kavuruyor. AKP destekçilerine gün doğdu açıkçası.
Dün de yazdım. Bu günlüklerden yola çıkarak “darbe yapılacaktı” demek çok doğru bir saptama değil. Askerler sonuçta kaygı ve endişe içinde “ne yapılması gerektiğini” konuşmuş. Askeri bir müdahaleden ziyade, içinde medyanın, sendikaların, sivil toplum kuruluşlarının, iş dünyasının olduğu bir “bir araya gelmekten” söz etmişler. Bugünkü dünya koşullarında bir darbe yapmanın mümkün olmadığını da görmüşler.
Tüm bunlara karşın, askerlerle kimi gazetecilerin bu konuları uzun uzun konuşmaları hoş değil ve rahatsız edici. Bir gazeteci hangi kurum, kuruluşla olursa olsun bu kadar içli dışlı olmamalı.
Ancak gelelim şimdi işin başka boyutuna.
Mustafa Balbay’ın üzerinden “demokratlık” gösterilerine soyunan kimi gazetecilerin de (varsa) günlüklerini çok merak ediyorum.
Örneğin hemen her gün Başbakan’ın yanına girebilen, gitmese de telefonla konuşan gazeteciler var. Bu gazeteciler ne konuşurlar? Neden bu kadar sıklıkla Başbakan’la buluşurlar? Bu sohbetler sadece haber alma özellikli midir, yoksa gazeteci Başbakan’a bilgi verdiği gibi akıl vermeye de kalkmakta mıdır?
Başbakan gibi kimi bakanlarla al takke ver külah olan gazeteciler yok mu? Olmaz olur mu? Onlar ne konuşur, ne söyler?
Ya da kimi savcıların odasını çat kapı çalıp giren gazeteciler ne konuşmaktadırlar? Sadece haber alabilme heyecanı mı duymaktadırlar yoksa görüşlerine katılmadıkları kişiler hakkında özel bilgiler de vermekte midirler?
Emniyetten, MİT’ten çıkmayan gazeteciler de var. Acaba onlar aldıkları bilgilerin ne kadarını “özgür habercilik” adına okurlarıyla paylaşmakta ne kadarını kendilerine saklamaktadırlar?
Eğer günümüz “her şeyin konuşulduğu” ve bir anlamda “bağırsakların temizlendiği” günse, herkesin günlüklerini okuyalım.
Görelim bakalım Başbakan falanca iş
adamını yok etmeye kararlı olduğunu hangi gazetecilere söylemiş?
Görelim bakalım bir bakan kimin başının yakılacağının mesajını önceden bir gazeteciye vermiş?
Görelim bakalım savcı kimin gözaltına alınacağını hangi gazeteciye söylemiş, hangi gazeteci verdiği bilgilerle birilerinin hakkında dava açılmasını sağlamış?
Görelim bakalım gizli olması gereken kimi belgeler hangi gazetecilere nasıl bir sohbet sonunda teslim edilmiş?
Herkesin yüreği yetecek mi?
Antalya halkı ne yapacak?
Geçen yerel seçimlerde en şaşırtıcı sonuçlardan biri Antalya’dan gelmişti. Türkiye’nin en önemli turizm merkezinde AKP kazanmıştı. Bir turizmciye “Bu nasıl oldu?” diye sormuştum. Verdiği cevap çok ilginçti: “Antalya halkı pragmatik davrandı.”
Yanisi şu: Antalya bir turizm merkezi ve sürekli gelişiyor. Eğer yerel seçimleri iktidara muhalif bir parti kazanırsa turizm yatırımları engellenebilir. O halde en iyisi AKP’den birini seçmek. Menderes Türel, kimlik ve kişilik olarak aslında AKP profiline çok uymuyor. O halde böyle bir kişi AKP patenti altında seçilirse, iktidarın bakışı da değişir.
Sonuç böyle oldu. Antalya, İzmir gibi kenara itilen bir kent muamelesi görmedi. Menderes Türel de AKP’ye bağlılık konusunda bir arıza çıkarmadı.
Peki şimdi durum nasıl? Gözlediğim kadarıyla geçen beş yıl içinde Antalya “AKP olmazsa yanarız” psikolojisinden kurtulmuş.
Antalya’nın CHP adayı Mustafa Akaydın Akdeniz Üniversitesi’nin eski rektörü. Aynı zamanda Üniversitelerarası Kurul’un da başkanlığını yapmış, saygın ve aydın bir bilim adamı.
Ama daha önemlisi 12 yıl sürdürdüğü rektörlüğü sırasında tıpkı Eskişehir Anadolu Üniversitesi Rektörü Yılmaz Büyükerşen gibi kentle üniversite ilişkisini çok iyi tutmuş, kente pek çok hizmet yapmış. Şimdi Akaydın da bunu belediye başkanı olarak sürdürmek istiyor.
Annem babam emeklilikleri boyunca 20 yılı aşkın Antalya’da oturmuşlardı. Bu nedenle Antalyalı pek çok tanıdığım var. Onlardan aldığım izlenim ise şöyle: Antalya’da AKP’nin bu kez kaybetmesi sürpriz olmaz.
Engellilere iş için hayırlı bir proje
Ekonomik kriz çalışanları kırıp geçirirken, engelli olanların iş bulması daha da zorlaştı. Kriz olmayan dönemlerde bile iş bulmakta ki yasal zorunluluk olmasına rağmen, zorlanan engelliler şimdi ne yapacaklarını hiç bilemiyor.
Bugün size geçen ay Gebze’nin Eskihisar Köyü’nde katıldığım bir sohbet toplantısı nedeniyle gezip gördüğüm ve yeni öğrendiğim Enişmer’den söz etmek istiyorum.
Enişmer “Engelliler İş Merkezi”nin kısaltılmış hali. Gebze Rotary Kulübü’nün projesinden yola çıkılarak Gebze Kaymakamlığı, Çayırova Belediyesi, Gebze Ticaret Odası, Gebze İş-Kur Müdürlüğü ve Gebze Sosyal Hizmetler Müdürlüğü’nün iştirakiyle kurulan Enişmer’de şu anda 35 engelli vatandaş çalışıyor.
Tamamı engelli olan çalışanlar bölgedeki sanayi şirketlerinin bazı ara mallarını bu merkezde üretiyor.
Beni bu tesise eski okul arkadaşlarımdan Ali Dümen götürdü. Sanayicilik yapan Ali Dümen, Gebze Rotary Kulübü’nün bu merkeze çok önem verdiğini belirterek “Arkadaşımız Sedat Bilgiç kendini buraya adadı. Gebzeli sanayici İbrahim Başaran’ın da büyük katkısıyla engellilere önemli bir yol açıldı. Bu yöntem tüm Türkiye’ye yayılabilse engelli vatandaşlara yönelik çok büyük bir hizmet olur” dedi.
Kâr amacı gütmeyen Enişmer kazancının bir bölümünü çalışanlara maaş olarak dağıtırken, diğer bölümüyle de başka engellilere istihdam yaratmak için olanaklar arıyor.
Refleks ve itiraf
Bazı gazetelerdeki bazı yazarları okurken güleyim mi ağlayayım mı bilemiyorum. Çünkü iri iri laflar ederken öyle itiraflarda bulunuyorlar ki, insan şaşıyor.
Örneğin bir hafta arayla iki Star Gazetesi yazarı kendilerinin de “Ergenekoncu” ilan edilmesinden yakındılar.
Garip bir durum. İki yazar da birer yazı yazmış. Ama okur kitleleri ve dayandıkları odaklar bu yazılardan pek hoşlanmamış. Bu nedenle iki yazar da “Siz de mi Ergenekoncu oldunuz” tepkisi alımış ve bundan duydukları mutsuzluğu dile getirmişler. Aslında ortaya çıkan gerçek şu: AKP ve yandaşları o kadar tek taraflı davranmaya alışmış ki, eleştiri olarak sayılabilecek veya beğenmediği her fikri anında “Ergenekoncu” olarak değerlendiriyor.
Belli ki bu bir refleks. “Benden değilsen, Ergenekoncusun.” Ve bunu yaparken gözleri öyle kararıyor ki kendi adlarına çalışanları bile suçlamaktan sakınmıyorlar.
Biat medyası için ne kadar da üzücü bir durum.

