Orman Bakanı Osman Pepe iki gün önce esti gürledi. “Ulan” dedi “Daha önce aklınız neredeydi?”
Pepe’yi çok öfkelendiren konu, CHP’nin yaptığı “Pepe’nin oğullarının 650 dairesi var” açıklamasıydı. Pepe bunun üzerine hemen basın toplanısı yaparak “Çocuklarının inşaat işi yaptıklarını, bunların kendi malları olmayacağını” söyledi ve ekledi “Çocuklarımın sadece 5 evi var.”
Allah artırsın da, o çocuklar daha 30’a geldiler mi bilmiyorum, beş evleri varmış. İktidarda olunca akıllar da karışıyor galiba, millet başını kiradan kurtaramamışken “topu topu beş evleri var” demek ne derece uygundur.
Bunun yanı sıra, biri ev yapıp satıyorsa, o evler nasıl onların olmuyor onu da anlamak mümkün değil. 650 daire yapıyorsunuz ve satıyorsunuz, bu evler sizin demek değil midir?
Neyse Orman Bakanı çocuklarını nasıl savunursa savunsun, bana laf düşmez, ama şurada laf düşer, çünkü kulağıma hoş olmayan dedikodular geldi.
Bu becerikli çocukların şirketinin adı Kar İnşaat. Bu şirket aynı zamanda gemi alıp satıyor. Zaten çocukların gemileri de var. Başbakan’ın tanımına göre gemiciklerdir herhalde,
Gelelim dedikodulara. Söylendiğine göre İzmit’te otomobil bayiliği yapan Macit isminde biri varmış. Macit Bey’in büyük bir arazisi varmış ve üzerine konut yapmak için girişimde bulunmuş. Belediye bu bölgede konut izni olmadığını bildirmiş. Macit Bey de “Kanun böyleyse yapacak bir şey yok” demiş.
Bir gün Macit Bey’in kapısını Pepe’in iki oğlu çalmış. Araziyi almak istediklerini söylemişler. Macit Bey “Alın da, buraya konut yapmak mümkün değil” demiş. Ama Pepe kardeşler “Biz zaten konut değil başka bir proje hazırladık” demişler. Arsayı almışlar.
Çok kısa bir süre sonra bu araziye konut yapma izni çıkmış.
Pepe kardeşler benzer yöntemle Ankara’da da arazi almışlar ve konut yapmaya başlamışlar.
Bununla da yetinmemişler. İstanbul Ümraniye, Taşdelen ve Ömerli’de de TOKİ’den arsa satın almışlar, üstelik yasaya rağmen TOKİ’nin ihale yapmadığı da ileri sürülüyor.
Yine bir dedikoduya göre Pepe’nin oğulları Üsküdar’da 87 dönüm arsa satın alıyor. Burada 6.5 olan emsali 9.5’a çıkarmak istiyorlar. Bazı Belediye Meclisi üyeleri karşı çıktığı için sorun yaşanıyor. Söylenenlere göre Pepe kardeşler itirazcıları tehdit ediyor. İnşaatlar devam ediyor. Ortaya çıkanı herkes görecek.
Uzun lafın kısası, Osman Pepe tıpkı Başbakan’ı gibi esip gürlüyor ve normal vatandaşların rüyalarında bile görmedikleri paraları sanki leblebi çekirdek parası gibi telaffuz ediyor.
Dün de dediğim gibi bu tam bir iktidar zehirlenmesidir. İktidar insanların yapılarını değiştiriyor, ellerinden öyle çok para geçiyor ki, milyon dolarların değeri kalmıyor.
Ama ne tuhaftır ki, araştırmacılara göre AKP’ye en yoksul kesimler daha çok oy veriyor. Başbakan’ın kendilerine 10 bin dolarlık saat mi vereceğini sanıyorlar acaba?
NOT: Son bir söz. İzmitlilerin “Ceketsiz Osman” lakabıyla andıkları bir kişi var. Çulsuz olduğu için takılmış bu lakap. Kim bilir kimdir....
“80 yıldır iktidardasınız”
Ruhat Mengi dünkü köşesinde yazdığı bir yazıya eleştiri gönderen okurunun mektubundan örnekler vererek “İyi ki ben sinirlenince yazarlığı bırakmaya kalkmıyorum, olumsuz tepkilere saygılıyım” demiş. Belli ki okurunun yazdıklarına üzülmüş.
Oysa üzülmeye gerek yok. Çünkü mektubu yazan kişi “80 yıldır siz yönetiyorsunuz bu ülkeyi” diyor. Bence şifre kelime bu: 80 yıl.
Tayyip Erdoğan da sık sık 80 yıla atıfta bulunuyor. 80 yıldan kastedilen Cumhuriyet dönemidir. AKP iktidarının asıl takıntısı budur. Bu nedenle sözde demokrasi adına kitlelerin kafasını karıştırmakta, 80 yıldır cumhuriyet ve ilkelerine bağlı yaşayan Türk halkını Cumhuriyetle karşı karşıya getirmeye çalışmaktadır.
Ne yazıktır ki büyük çoğunluğu eğitimsiz olan kitleler, tek düşünceleri ceplerini doldurmak ve iktidar keyfini yaşamak isteyen sözde aydınların da mikser işlevi yapan söylemleri sonucu farkında olmadan cumhuriyet ve Atatürk düşmanı durumuna düşüyor. Ve bunun adı da demokrasi oluyor.
Tayyip Bey iyice geriliyor
Başbakan Isparta’da gaza geldi ve “Tek başıma iktidar olmazsam siyaseti bırakacağım” dedi. Gerçi ardından “Bahçeli ve Baykal da bunu yapsın” diyerek kendi kaçış kapısını kendi açtı, o başka konu.
Tayyip Bey’i bu sözleri söylediği akşam Star TV’de Erdoğan Aktaş’ın sorularını cevaplarken izledim.
Bilmiyorum seyredenlerin dikkatini çekti mi ama, Tayyip Bey seçim kampanyası boyunca en gergin gününde gibiydi. Belli ki çok yorulmuş artık. Sesi zor çıkıyor. Ama en önemlisi son derece sinirli. Aktaş’ın çok nazik sorularına bile cevap verirken “azarlama” tonunu kullanıyordu.
Bana öyle geliyor ki aşırı yorgunluğun üzerine verdiği “çekilirim” taahhüdü tahribat yaratmış. Şunun şurasında 4 gün kaldı. AKP iktidar olamazsa Tayyip Bey’e “bırak siyaseti” baskısı olacaktır. Bunu kaldıracağını sanmıyorum. Ama kader bu, kaçılmaz ki....
Cumhuriyet bu insanların omuzlarında yaşayacak
40 yıldır on binlerce küçük çocuğu hayata hazırlayan, onlara ilk eğitimini veren öğretmen Yılma Toktamış Bodrum’dan aradı. Sesi ağlamaklıydı.
“İçim sızlıyor” dedi. Ardından ekledi: “Yaşı 70’i geçmiş insanlar 42 derece sıcakta otobüslere binip oy vermek için İstanbul’a dönüyor.”
Yılma öğretmen emekli olduktan sonra Bodrum’a yerleştiği için oyunu da orada kullanacak, ama oturduğu tatil sitesindeki herkes oy vermeye koşuyormuş.
Yılma Hanım’a şunu söyledim: “Sevgili öğretmenim, sıkıntını ve üzüntünü anlıyorum. Ancak endişe edecek hiçbir şey yok. Türkiye Cumhuriyeti yetiştirdiği bu nesillerin omzunda ilelebet yaşayacak. Bundan hiç endişem yok. Atatürk’ü, cumhuriyeti, demokrasiyi, laikliği kendi emelleri önünde engel olarak görenler hüsrana uğrayacaktır.”
Neden böyle düşündüğümü de söyledim. “Çünkü” dedim, “Eğer yaşı yetmişi geçmiş insanlar, 40 derecenin üzerindeki sıcakta yüzlerce kilometre eziyetli bir yolculuk yapıp tek oylarını kullanmak için çaba harcıyorsa, Türkiye Cumhuriyeti’ne hiçbir şey olmaz. Yüreğiniz rahat olsun.”
Osman Bey iyi konuşuyor da...
Haberin Devamı

