Öcalan’ı F tipine nakledin artık

Haberin Devamı

Teröristbaşı Abdullah Öcalan yıllardır İmralı Adası’nda tek başına yaptıklarının cezasını çekiyor.

Türkiye’deki tek ayrıcalıklı hükümlü için çok sayıda jandarma, savcı, cezaevi görevlisi ve hizmetliler seferber ediliyor.

Öcalan yemek yesin diye aşçı, odası temizlensin diye temizlikçi, tıraş olsun diye berber, sağlığı korunsun diye doktor tutuluyor.

Peki niye?

Tamam Abdullah Öcalan kanlı terör örgütü PKK’nın lideri. Eli kanlı. Mahkûmiyeti, sözde insan hakları savunucusu Avrupa Birliği ülkelerinin adeta mikroskopu altında tutuluyor.

Ama bir insana üstelik de kanlı bir terör örgütünün liderine bu kadar ayrıcalık tanınır mı? Bu millet her gün bir şehit cenazesi kaldırırken, karakollar parasızlık yüzünden takviye edilemezken bir terörist şefine dünyanın parasını harcamak tüyü bitmemiş yetimin hakkının gaspı anlamına gelmez mi?

Üstelik gözlerden uzak tutulan Öcalan ve yandaşları hiç rahat durmuyor ve her gün yeni bir dedikodu üreterek zihinleri bulandırıyor.

Artık işin doğrusu Abdullah Öcalan’ı iyi korunan bir F tipi cezaevine nakletmektir. Böylelikle hem masraftan kurtuluruz hem de ikide bir hakkında çıkarılan dedikoduların önüne geçmek daha kolaylaşır. Öcalan’ın, mahkûm bile olsa adeta krallar gibi yaşaması başta şehit aileleri olmak üzere bu ülke vatandaşlarının ezici çoğunluğunun vicdanını rahatsız etmektedir.

Deniyor ki, “Öcalan herkesin ulaşabileceği bir yerde tutulursa yandaşları her gün kapısında eylem yapar.”

Yapsın, ne olur ki? Sanki şimdi uzakta tutuluyor da, teröristler rahat mı oturuyor...



***




Ödenmeyen öğrenci kredisi

Üniversite eğitiminin en önemli sorunlarından biri de kredi ve burs bulma sıkıntısıdır. Öğrenciler binbir zahmetle kredi bulup okuduktan sonra elbette bunları mezun olduktan sonra geri ödemek zorundadır.

Ancak günümüz ekonomik koşulları altında on binlerce öğrencinin aldıkları burs ve kredileri geri ödemekte zorlandıklarını öğrendim. Belki de tüm bu öğrencilerin temsilcisi olarak bana yazan Banu Yaşar adlı öğrenci bakın ne diyor:

“Kocaeli Üniversitesi, Gazetecilik bölümü mezunuyum ve okul dönemimde devletin temin etmiş olduğu kredi ve öğrenim bursundan yararlandım. Şu an geri ödemem isteniyor. Burada bir problem yok tabii geri ödeme yapacağım ki benden sonra ki arkadaşlarımda bu olanaklardan faydalansın. Fakat şu an zaten kendi mesleğimi yapamıyorum. Vasıfsız bir elemanın da pekâlâ yapabileceği bir işte çalışıyorum ve 650 YTL maaş alıyorum. Kredi ve Yurtlar Kurumu’nun benden ödememi istediği ücret 3 ayda bir yaklaşık bin lira. Kredi ve Yurtlar Kurumu’na bunun daha makul bir ödeme şekli olup olmadığını sorduğumda, size tebligatta belirtilen ücreti ödemek durumundasınız dediler. Bu kadar yolsuzluk yaşanırken bana ve benim gibi birçok arkadaşıma herhangi bir kolaylık sağlanamamasını içime sindiremiyorum. Keşke devlet kurumlarımız her vakaya bu kadar duyarlı yaklaşsa. Borç tabii ki borç. Ama üniversiteden mezun ettikten sonra iş alanı açamayan devletin ‘haydi öde bakalım’ diye elinde kılıçla öğrencilerin başına çökmesi de pek adil değil.”



***




Amerika vizesinde isim benzerliği çilesi

İstanbul Erkek Lisesi’nden bir arkadaşım anlatınca öğrendim ben de. Meğer son yıllarda alınması iyice zorlaşan Amerikan vizesinde bir de “isim benzerliği” çilesi çekiliyormuş.

Arkadaşımın adını vermek istemiyorum, ne olur ne olmaz diye ama olayı anlatayım:

11 Eylül olayından sonra biliyorsunuz ABD ülkeye girişleri çok sıkı bir denetim ve disiplin altına aldı. Özellikle Müslüman ülkelerden gelenler üzerinde çok titizlikle duruluyor.

Buraya kadar tamam.

Amerikan istihbaratı yaptığı araştırmalar sonunda bir de “sakıncalı, tehlikeli veya terörist” başlıklarıyla bir liste oluşturmuş. Amerikan vizesi isteyenlerin isimleri bu listede aranıyormuş.

Ve tahmin edeceğiniz gibi isim benzerlikleri de çok oluyormuş. İşte çile de burada başlıyormuş. Kazara sizin adınız bir şekilde Amerikan istihbaratının oluşturduğu listede varsa yandınız. Çünkü bu durumda vize yetkilileri sizinle ilgili bilgileri Amerika’ya gönderiyormuş. Oradaki istihbarat uzmanları isim benzerliği olup olmadığını araştırıyormuş. Ancak bu inceleme bazen bir ayı bile geçiyormuş.

Arkadaşım “isim benzerliği yüzünden vizemi alamadım, oradaki tüm otel rezervasyonları iptal edildi, toplantılarımı da ertelemek zorunda kaldım” dedi. Ama anlamadığı şu: “Ben” diyor “20 yıldır Amerika’ya gidip gelirim. 10 yıllık vizem dolduğu için başvuruda bulunmuştum. Daha iki ay önce New York’a gittim. Eğer isim benzerliği nedeniyle adım listede geçiyorsa havaalanında beni uyarmaları lazımdı. Demek ki Amerika’da da her iş düzgün gitmiyor.”

Güncel bir fıkra

Yıldırım Tuna bu kez tam da günümüze uygun bir fıkra göndermiş. Fıkrayı okuduktan sonra siz de şöyle bir arkanıza yaslanıp düşünün bakalım, gerçekten kurtarılmak ister misiniz, istemez misiniz? Ayrıca bu fıkrayı sadece Türkiye’ye de uyarlamayın, yaşadığımız dünyayı bir gözünüzün önüne getirin:

Gemi bir deniz kazasında batmış, kurtulabilen bir grup insan ıssız bir adaya düşmüş. Kazazedeler yıllarca o adada yaşamış. Bir sabah kazazedelerin yaktığı ateşi gören bir gemi gelmiş, bir sandal indirilmiş ve içindeki denizci kazazedelerin bulunduğu sahile yanaşmış.Koltuğunun altında bir tomar gazete olan denizci sahile indikten sonra “Kaptanımız bunları size gönderdi” demiş. Sonra da eklemiş: “Tamamını okumanızı, daha sonra hâlâ bu adadan kurtarılmak isteyip istemediğinizi bildirmenizi bekliyor!”

Şu günlerde okunması gereken bir kitap

Terör uzmanı Ercan Çitlioğlu’nun son kitabı “Gri tehdit-Terörizm” kitabını ancak okuyabildim. Konuya ilgi duyan, Türkiye’de son yıllarda yaşanan terör gerçeğinin derin ipuçlarını öğrenmek isteyen herkese tavsiye ederim.

Özellikle bu dönemde okunması gereken bir kitap. Çitlioğlu kitabında terörizmi heyecan ve merak uyandırıcı, popülist bir dille değil bilimsel temellere oturtarak yazmış.

Bu açıdan bakınca ortaya zor bir kitap çıkmış. Kulaktan dolma sığ bilgiler yerine terörü yaratan ve besleyen kaynaklar, siyasi akımlar, ileriye dönük düşünce sistemleri enine boyuna incelenmiş.

Sanıyorum bu kitabı okumanın tam zamanı. Çünkü günümüzdeki garip terör kaosunun temel dayanaklarını anlatıyor.



***




İnsanlar rakamlara benzer, durumlarına göre değer kazanırlar.

Napoléon

DİĞER YENİ YAZILAR