Obama’nın seçilmesi dünyayı değiştirecek

Haberin Devamı

Şimdi herkes “değişimden” söz ediyor. ABD bundan sonra daha da değişecek. Ama değişim zaten çoktan başlamıştı. Demokrat Parti bu değişim rüzgârını çok önceden fark ederek en radikal kararını almıştı.

Çünkü öyle iki aday çıkarttı ki, hangisi seçilirse seçilsin ABD’de bir ilk olacaktı. Ya kadın ya siyah. Demokrat Parti çok büyük riske girdi. Ama Amerikan halkı değişim rüzgârını iyi değerlendirerek ilk siyah başkanını seçti.

Üstelik rekor katılım göstererek “değişimin bir kazaya uğramasına” engel oldu.

Obama göreve resmen 20 Ocak’ta başlayacak. Buna karşın herkes biliyor ki geçecek iki ayı aşkın süre içinde mevcut başkan yeni gelecek olan başkanı politik olarak sıkıntıya sokacak hiçbir girişime imza atmaz. Bu da Amerikan demokrasisinin “yazılı olmayan” bir kuralı elbette.

Obama ile ilgili pek çok yorum yapılacak. Ben de sizlere ilk izlenimlerimi aktarmak istiyorum.

Türkiye adına sevinecek de üzülecek de bir şey yok. Başkan Yardımcısı Biden’ın Ermeni yanlısı olması genel Amerikan politikalarında önemli bir değişiklik yaratmaz. Bunun yanı sıra eğer bir şey olacaksa da telaşlanmanın âlemi yok, Türkiye kendi tezlerini ortaya koyarak bunu aşacak gücü kendinde bulur.

Amerikan çıkarları söz konusu olduğunda Obama ile eğer seçilseydi McCain arasında bir fark olmayacaktı. Bazı yöntemlerde farklılıklar olabilir, o kadar.

Ama belli ki Obama’nın seçilmesi dünya siyasetinde önemli değişimlere yol açacaktır. Demokratlar her seferinde “daha güçlü ve korkutucu” ama “daha barışçı” politikalar izlemişlerdir.

Nitekim Obama da örneğin Irak konusunda Bush’a göre “daha az şahin” ama “daha güçlü” bir politika izleyecektir. İşte Türkiye’yi ilgilendiren durum budur. Eğer ABD Irak’a istikrar getirecek ve barışa gidecek yolları açabilirse Türkiye’nin bölgedeki gücü ve etkinliği artabilir.

Bush’un Büyük Ortadoğu Politikası sayesinde kendilerine fazladan güç vehmeden ve giderek daha fütursuz davranan Kürt aşiretleri gerçeği görüp daha makul hale geleceklerdir.

Obama’lı günler başlayacağına göre önümüzdeki dönem bu konuyu sıkça ele alacağız tabii ki.

*****

Demek ki kara para varmış

İktidar ekonomik krize çarelerden biri olarak da Türk vatandaşlarının yurt dışındaki paralarını Türkiye’ye çağırmakta buldu.

Biliyorsunuz çıkarılan bir kanunla yurt dışından getirilen paraların hesabı sorulmuyor, kaynağı merak edilmiyor. Yani “getir de ne olursa olsun” deniyor.

Elimde resmi rakam yok ama bu sayede milyarlarca doların Türkiye’ye geldiği ya da gelmekte olduğu belirtiliyor. Bizzat Maliye Bakanlığı yurt dışındaki paranın 30 milyar dolar dolayında olduğunu açıkladı.

Kriz anlarındaki panik aynı zamanda bir itirafı da beraberinde getirmiş oldu böylece. Demek ki devlet kara paranın farkında. Hatta bunun miktarını bile biliyor.

O halde ortada çok ciddi bir yönetim zaafı ve ihmal var. Kriz çıkıncaya kadar kara paradan hiç söz etmeyen iktidar, kriz anında bu kararı alıyorsa ve miktarı bile biliyorsa, kimlerin bu yolla para kaçırdığını da biliyordur.

Peki bugüne kadar neden hiç önlem alınmamış. Neden kara para aktaranların yakasına yapışılmamış?

*****

İstanbul Devlet Senfoni’den “Atatürk’ü Anma” konseri

İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’nın bu haftaki cuma konseri “Atatürk’ü anma” başlığı ile verilecek. Konser yeri bu kez Caddebostan Kültür Merkezi. Atatürk Kültür Merkezi bakımda olduğu için biliyorsunuz konserler değişik salonlarda verilebiliyor.

Yine 19.30’da başlayacak konserde Şef Emin Güven Yaşlıçam.

İlk bölümde ‘Beethoven’in Prometheus’un Yaratıkları Uvertürü’ ve ‘Joseph Haydn’ın Re Majör Viyolonsel Konçertosu’ seslendirilecek. Bu bölümde orkestra, solist İvan Monighetti’ye eşlik edecek.

İkinci bölümde ise Beethoven’in Eroica olarak bilinen 3. Senfonisi çalınacak.

*****

Dünya güzeli

Profesör, öğrencileri ile birlikte Karadenizli hastanın yatağının başına gitmiş. Onlara yeni bir hastalığın belirtilerini öğretecek. Yatakta bitkin, yarı kendinden geçmiş vaziyetteki hastayı göstererek konuşmaya başlamış:

“Bakın yüz rengi sarıya yakın. Gözler içeriye doğru çökmüş, o yüzden burun daha sivri görünüyor. En fazla değişik kas yüzümüzdedir. Bakın kaslar tepki vermediğinden ifade anlamsız. Çene aşağıya sarkmış duruyor.”

Hasta da öğrenciler gibi dikkat kesilmiş dinliyor. Profesör “Bu bir batın sendromu belirtisidir” diyecek ki yerinden zorlukla dikilmeye çalışan hasta fırsat vermemiş. Zor bela mırıldanmış: “Sen sanki dünya cüzelisun...”

*****

Dev şirketler biliyorlardı

Bundan 7-8 ay öncesiydi. Cumhuriyetçiler ve Demokratlar henüz adaylarını belirlememişlerdi. Gerçi Cumhuriyetçilerin adayı belli gibiydi, merak edilen ise Demokrat Parti adayıydı.

Çünkü bu partide iki kişi yarışıyordu. Biri efsane başkan Bill Clinton’un eşi Hillary Clinton diğeri de Barack Obama. Biri siyah diğeri kadın devrim niteliğinde iki adayla ortaya çıkmıştı Demokratlar.

İşte o tarihlerde merkezi Amerika’da olan dünyanın en büyük şirketlerinden birinin Türkiye’deki sorumlusu olan çok yakın bir dostum “Geçen hafta Amerika’ya çağırdılar” dedi. Konu yaklaşan Amerikan seçimleriymiş. Kimin kazanmasının daha iyi olacağını konuşmuşlar, üzerinde tezler ve yeni politikalar geliştirmişler bu toplantıda.

“Kim diyorlar?” diye sordum dostuma. “Barack Obama” dedi. Ben de “Öyle diyorsun ama şu anda kamuoyu araştırmaları Hillary Clinton’ın önde gittiğini söylüyor” cevabını verdim.

Dostum “Olabilir, ama göreceksin Hillary kaybedecek. Obama aday olacak. Ve seçilecek.”

Sevgili dostuma “Eğer Obama kazanırsa bu konuşmamızı yazarım” dedim. O da “Yaz tabii ama şirketin adını verirsen sıkıntıya girerim” dedi.

Dünyanın en büyük şirketlerinden biri, daha Obama’nın adaylığı belli değilken seçileceği üzerine strateji geliştirmeye başlamıştı bile.

Amerika’da hiçbir şey tesadüfen olmuyor galiba.

*****

İnsan, kendi yanlışlarından çok şey öğrenebilir. Freude

DİĞER YENİ YAZILAR