Yıldırım Tuna’dan gelen fıkralarla bu hafta da pazar günümüze neşe katalım...
Sakinleştirici
Doktor, psikolojik problemleri olan çocuğun annesine “Siz de çok yıpranıyorsunuz” diye düzenli olarak almasını sıkı sıkı tavsiye ederek bir sakinleştirici vermiş. Sonraki ziyaretinde de sormuş “Sakinleştiricilerin faydasını görüyor musunuz?..” diye. “Evet” diye cevap vermiş kadın uykulu bir ifadeyle gülümseyerek. Doktor yeniden sormuş: “Pekiii, oğlunuz şimdi nasıl?..” Kadın “Bana ne?..” demiş, “Kimin umurunda ki?..”
Resim satışı
Galerİ sahibi ressamı arayıp “Sana bir iyi bir de kötü haberim var..” demiş, “İyi haber şu ki bu sabah bir müşteri geldi, ressamın ölümü halinde eserlerinin fiyatının birden artıp artmadığını sordu, ben ‘Evet’ deyince sizin 15 tablonuzun tamamını satın alıp gitti!..”
Ressam “Harika..” demiş, “Peki, kötü haber nedir?..”
Galeri sahibi “Şeyy..” demiş, “O müşteri sizin son tahlillerinizi yapan doktorunuz!..”
Rektal derece
Adam evine dönünce karısını hüngür hüngür ağlarken bulmuş.. Telaşla sormuş.. “Eczacı” demiş karısı içini çekerek, “Telefonda bana küfretti!”
Adam öfkeyle eczaneye koşmuş.. “Sen ne dedin benim karıma” diye saldırmış eczacıya..
“Durun!” demiş eczacı, “Bir de beni dinleyin!.. Bu sabah saatin alarmı çalmayınca hayli geç kalkabildim.. Kahvaltı etmeden kapıdan fırladım ki evin ve arabanın anahtarlarını içeride unutmuşum. Pencerenin camını kırarak anahtarları aldım.. Geciktim diye biraz hız yapınca yolda ceza yedim.. Yarı yolda lastiğim patladı.. Eczaneye geldim ki kapıda bir sürü insan bekleşiyor.. Kapıyı açarken telefon yerinden fırlarcasına çalıyordu.. Birinin parasının üzerini vermek için hamle yaptığımda paralar yere saçıldı.. Ellerimin ve dizlerimin üzerinde paraları toplarken telefon hâlâ çalıyordu.. Ayağa kalkarken kasanın açık çekmecesine başımı vurunca yere yuvarlandım. Telefon hâlâ çalıyordu.. Hamle yaparken ortadaki rafa çarptım. En pahalı parfümler yerlere düşüp kırıldı.. Telefon hâlâ deli gibi çalıyordu.. Sonunda açtım.. Karınız arıyormuş.. ‘Rektal termometreyi nasıl kullanacağım?’ diye sordu.. Beyefendi size yemin ederim kendisine sadece doğruyu söyledim!”
Süpürge nerede?
Yaşlı karı - koca yaptıkları hayli sert ve kırıcı bir münakaşadan sonra kavganın dumanı hâlâ tüterken “Süpürgemi gördün mü?..” diye sormuş kadın. “Hayır.. Neden?..” diye cevap vermiş adam, “Bir yere mi gideceksin yoksa?..”
Nasıl başardın?
İKİ kadın doktorun bekleme odasında otururlarken “Hayatta en çok istediğim şey bir bebek sahibi olmak ..” demiş biri, “Ama sanırım bu imkânsız..” Diğeri “Ben de sizin gibi umutsuzdum” diye cevap vermiş, “Ama bakın 3 ay sonra anne olacağım..”
- Nasıl başardınız?
- Şu köşedeki falcıya gittim.
- Ayy, biz onu da denedik.. Kocam ve ben tam 1 yıl boyunca düzenli gittik olmuyor, olmuyor.
- Hayatım.. Bir dahaki sefere yalnız gitmeyi dene!..
62 model araba
1962 model bir Maserati aldım.. Yürütmek için kimi arasam parçalarından eser yoktu.. Son bir umut bizim Recai ustayı aradım, “Ustam” dedim, “Sende 1962 model Maserati’ye uyacak herhangi bir şey var mı?”
Telefonda uzun bir sessizlikten sonra “Var” dedi. “Ne var?” diye sordum. Cevap verdi: “Motor yağı.”
Tanrı’ya dua
Çocukken Tanrı’ya yeni bir bisiklet vermesi için her gece dua ederdim.. Daha sonra işin bu şekilde yürümediğini fark ettim, gidip bir bisiklet çaldım ve her gece Tanrı’ya beni affetmesi için dua etmeye başladım!..
BAYILIYORUM KADINLARIN UCUZ PAZARLARDAKİ PAZARLIKLARINA
Kadınlar pazarlığı çok sever. Nasıl yaparlar, nasıl söylerler bilemem. Ben bir şey almak için fiyatını sorarım. Eğer almaya karar verdiysem, ne fiyat söylerse onu öderim. Kadınlar öyle değil, fiyat ne olursa olsun mutlaka daha düşük bir fiyatı önermekten hiç çekinmiyorlar. Ben açıkçası pazarlık yapmaya utanıyorum. Ayıp olduğundan değil, çekingenliğimden herhalde. Bir de tuhaf geliyor. Adam fiyatını söylemiş işte. Daha düşük fiyata satabilse satacak.
Ama öyle değil. Her seferinde yanılıyorum. Çünkü benim hiç pazarlık yapmadan aldığım bir şeyi, benden sonra gelen kadın yarı fiyatına alıveriyor.
Tatillerde bulunduğum yerlerin pazarlarına gitmeyi çok severim. Yine öyle yaptım ve özellikle kadınların pazarlık yöntemlerini gözlemlemeye çalıştım.
Beni en çok ne şaşırttı biliyor musunuz, kadınlar, üstelik hayli varlıklı kadınlar bile lafı edilmeyecek fiyatlardaki mallar için pazarlık yapmaktan çekinmiyor.
Köyden gelmiş kadın kendi işlediği bezleri satıyor. Soruyor bizim zengin kadın “Kaça?” diye. Köylü cevaplıyor “1.5 lira.”
Bunu duyan alıcı “Aa, olur mu, biraz aşağıda 1 lira bunlar.” İyi de be güzel hanımefendi, arabanı bırakmışsın pazarın girişindeki otoparka, 10 lira alacaklar senden, 1.5 liralık bezi 1 liraya almak istemek de neyin nesi. Beze 1.5 lira verip terini silsen, sonra da atıp gitsen bile zararın yok.
Tabii satıcı böyle bir cevap vermiyor, “Onun kalitesi düşüktür” diyor. 50 kuruşluk farkla ne kalitesi oluyorsa artık.
Adamcağız 2.5 liraya kahvaltı kapları satıyor, bizim kadın tutturmuş “2 liraya olmaz mı?” diyor. Adamcağız ağlamaklı “Abla vallaha zaten 25 kuruş kazanıyorum” diye dert yanıyor. Yahu kardeşim bu kaplardan 100 tane satsan 25 lira kârın olur ki, o kadar kap alacak kişi gelmiyor ki pazara. Bu da ayrı konu.
Kadınları izleyince cesaretlendim kendi kendime “İlk yerde ben de pazarlık yapacağım” dedim. Yolda güzel bir kız çocuğu önüne koyduğu tezgâhta birkaç çeşit reçel satıyor. Belli ki ev yapımı. “Kaça?” dedim kendime güvenerek. Kız çocuğu “10 lira” deyince pazarlık yapacağım ya “Aaaa sen pahalı satıyorsun. Bunlar markette 7.5 lira” diyerek ilk pazarlığımı yaptım.
Hay yapmaz olaydım, hayatımın en ilginç derslerinden birini aldım. Kız çocuğu vicdanları rahatsız eden bir sesle “Ama onları annem yapıyor” diye fısıldadı, “Hem siz marketten aldığınız reçellerdeki zararlı katkı maddelerini biliyor musunuz?”
Hay ben senin o güzel sesine kurban olayım. “Ver” dedim “Şuradan bir ayva bir de çilek.” 20 lirayı ödedim, reçelleri de yarım saat elimde gezdirdim.
Bundan sonra yine pazarlık yapamam, yanımda kadınlar olursa onlardan rica ederim ben uzaktan izlerim sadece.
-

