Neden dünyanın en akıllı insanları en aptal kararları verirler

Haberin Devamı

Rahmetli Cüneyt Koryürek’in masasının üzerinde duran bir kitabın adı bu. 50 sayfalık bir kitaptı. Ne yazık ki yazarını not etmeyi unutmuşum. Belki yazdığım kelimelerin yerleri farklıdır diye kitabı Google’da arattım, bulamadım.
Ama yıllardır aklımdadır bu kitabın adı. Gerçekten de bir düşünün, nice akıllı diye bildiğimiz insanların aldıkları aptalca kararlar yüzünden başlarına neler geldiğini bilmiyor muyuz?

CHP’de Önder Sav ve arkadaşlarının yaptıklarını izleyince bu kitap yine aklıma geldi. Kendi kendime “al sana kitap için yeni bir içerik işte” dedim.

Herhalde kimse 53 yıldır CHP yönetiminde olan Önder Sav için aptal diyemez. Zekâsından şüphe edemez. Vatanseverliğini, Atatürkçülüğünü, devrimciliğini, Cumhuriyet’e bağlılığını sorgulayamaz.

Ama bu nitelikler kuralı bozmuyor ve bir kişinin aptalca kararlar almamasına yetmiyor.

Lütfen buradaki “aptal” sözünü bir hakaret olarak algılamayın. Kimileri de heyecana kapılıp kendilerini son günlerin modasına kaptırıp linç operasyonlarına falan da girişmesin.

Sonuçlara bakıyorum; Sav ve arkadaşlarının tutum ve davranışları hiç de akıllarına, zekâlarına ve diğer özelliklerine uygun değil.

Demek ki kural bozulmuyor ve en akıllı adamlar bile aptalca kararlar alabiliyormuş.

Sav ve arkadaşları erkanlara çıkıp en “sevimsiz” biçimde Kılıçdaroğlu’na saldırdıklarında, mahkemelere koşuşturduklarında kamuoyunun kendileri hakkında ne düşündüğünü fark edemiyorlar mı?

Haydi heyecana kapıldılar ve göremediler ilk anda. En azından medyada güven duyabilecekleri birçok kalemin durumu anlatmasını da dinlemek istemiyorlar hiç.

CHP’yi açmaza sokmanın seçimlerde ağır bir bedel olarak ödeneceğini, zaten iktidarın yarattığı korku imparatorluğu yüzünden CHP’ye açıkça yanaşamayan geniş kitlelerin daha da umutsuzluğa sürüklendiğini fark etmiyorlar mı?
Kılıçdaroğlu’nu devirseler ve “şeklen” hukuki bazı gerekleri yerine getirseler bile CHP’yi başarıya götüremeyecekleri çok açık bir gerçek.

CHP’deki bir grubun bu “akılsız” girişimini durduracak güç sokakta. En fazla birkaç gün içinde sokaktaki tepki CHP’yi seçimlere az zaman kala parçalamaya kalkanların da aklını başına getirecektir.

*****

Kılıçdaroğlu yara sarmaya bugünden başlamalı

CHP’de bundan sonra ister seçimli ister seçimsiz kurultaya gidilsin, en azından seçime kadar Kılıçdaroğlu’nun yerinden indirilmesi çok az bir olasılıktır. Belli ki Önder Sav ve sevenleri bir süre daha çırpınacaktır ama bunun çare olmayacağını görecekleri de bellidir, ki bana göre çoktan gördüler de, yiğitliğe halel getirmemek için bir tür “vuruşarak çekilme” taktiği uyguluyorlar.
Kemal Kılıçdaroğlu artık CHP’nin gerçek genel başkanıdır ve seçime de Kılıçdaroğlu ve ekibi götürecektir partiyi.
Geçmişe baktığımızda CHP’de iç çatışmanın ilk kez çıkmadığını görürüz. CHP’de iç kavga hiç bitmediği gibi partinin defalarca bölündüğünü ve ortaya yeni partilerin çıktığını biliyoruz.

Ayrıca unutmamak gerekir ki Demokrat Parti de CHP’nin bölünmesiyle ortaya çıkmıştır.

Ancak geçmişe bakınca gözlediğim önemli bir hata var. CHP içindeki çekişme ve çatışmalardan sonra, iş başına gelenler yara sarma, küsenleri geri getirme, gönül alma gibi aslında çok gerekli eylemleri hep ihmal etmişler.
Bu nedenle partiden kopanlar uzun süre geri gelemedikleri gibi genellikle de CHP aleyhine kampanyaların içinde olmuşlar.

Kılıçdaroğlu, karizması ve karakteri ile CHP’deki bu geleneği de bozmalı. Yara sarma, gönül alma, küskünleri kazanma konusunda çalışmalarına daha bugünden başlamalı.
Önder Sav’ın yanında yer alan ve şu anda Kılıçdaroğlu’nun karşısında gibi olan pek çok kişinin pek çok gerekçesi var. Yani eğer CHP’de Kılıçdaroğlu’na karşı bir tepki oluşmuşsa, bu tek nedenden kaynaklanmadığı gibi kişilere göre de farklılık gösteriyor.

O halde Kılıçdaroğlu, herkesin kendine ait olan gerekçelerinden yola çıkarak hızla yaraları sarmalı ve seçime öyle hazırlanmalıdır.

Kılıçdaroğlu bunu başarabilirse, inanın bu da bir devrim olacaktır.


*****

Araçlara farklı muamele

Merhaba Can Bey, Feribot iskelelerinde yapılan bir haksızlık uzun zamandır canımı sıkıyordu. Size de bildirmek istedim. Pendik-Yalova feribotu iskelelerinde Mercedes Vaneo Family tipi arabamızı ticari oto sanıyorlar, fakat ruhsatı göstererek, gişe görevlisini arabamızın ticari olmadığına ikna ederek, normal tarifeden geçiş ücretini ödememiz mümkün oluyor.

Ancak, Eskihisar-Topçular iskelesindeki memurlar ruhsattaki bilgilere aldırmıyor ve arabanın görünüşüne bakarak ticari olduğuna karar veriyorlar. İşin komik tarafı arabanın tipi Vaneo Family olduğundan tasarlanır ve üretilirken her şey çocuklu ailelere uygun olarak yapılmış! Herhalde başka ailelerin de başına aynı şey geliyordur. Keşke bu yanlışlık düzeltilse! Saygılarımla, Sedef Turan

NOT: Bir başka okurumdan gelen şikâyeti de bu vesileyle aktarayım. Bu okurumun da Subaru marka Sedan binek otomobili de görünümü nedeniyle deniz otobüslerinde arazi aracı olarak kabul ediliyor ve fazla ücret alınıyormuş.
Oysa ücretlendirme, o sıradaki görevlinin algılamasına göre değil, ruhsatlarda ne yazdığına göre yapılmalı herhalde.

*****

Toplu taşıma bu kadar pahalı olmaz

İstanbul’da toplu ulaşım araçlarına yapılan zamlar halkın büyük öfkesine neden oluyor. Daha önce tüm ulaşım araçlarını kapsayan tek fiyat uygulamasından vazgeçilmesi ve duraklara göre farklı ücretler alınmasına tepki var.
Bunun ötesinde, fiyatların küsurlu olmasının da sıkıntı yarattığı görülüyor. Örneğin Metrobüs’teki 1.95’lik fiyat aynı zamanda “yolsuzluk” iddiası olarak da ortaya atılıyor.
Bazı okurlar “metrobüse parayla binenler çoğu kez bu beş kuruşları almıyor, bunlar kime kalıyor, 10 bin kişi beş kuruşunu bıraksa ortaya çıkan meblağ müthiş ama” diyor.
Metrobüse 2 lira yerine 1.95 fiyat koymak bana göre göz boyamaktan başka bir şey değil. Hem psikolojik olarak “2 lira” denmemiş oluyor, hem de güya “Türk Lirası’nın ne kadar değerli olduğu” gösterilmek isteniyor.
İlgililer de herhalde bu şikâyetleri duyuyorlardır ama, ben de uyarayım istedim.

*****

REFERANDUM DAVASI:
3 TRT yöneticisi için hapis istemi


TRT 1 Koordinatörü Bülent Ata, Samanyolu TV Genel Yayın Yönetmenliği’nden TRT Haber Koordinatörlüğü’ne transfer olan Ali Ahmet Böken ve TRT 6 Koordinatörü Fethullah Kırşan hakkında, “halk oylaması sürecindeki yayınlarda, ağırlıklı olarak Anayasa değişikliğinin lehindeki görüşlere yer vererek, görevlerini kötüye kullandıkları” iddiasıyla dava açıldı.

CHP’nin şikayeti üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma sonucu hazırladığı iddianamede sadece şikayetçilerin yakındığı, belirli tarihlerdeki “Medya Müfettişi”, “Haber Tadında”, “Enine Boyuna” ve “Şem u Yekşem” programı ile haber programlarının değil, referanduma ilişkin tüm programların değerlendirildiği belirtilerek, “Bilirkişi incelemesine göre, TRT Haber kanalının çeşitli tartışma programlarında, gerek sunucuların, gerekse konukların ağırlıklı olarak aynı görüşü destekledikleri, karşıt görüşün temsilinin ise sınırlı kaldığı; TRT 1 ve TRT Haber kanallarında yayınlanan ’Halk Neyi Oylayacak?’ ve ’12 Eylül Referandum’ programlarında, bu değişikliğin lehindeki açıklamalara ve yorumlara yer verildiği,halk oyuna sunulan değişikliğin olumlu olarak yansıtıldığı belirlenmiştir” denildi.
İddianamede, 3 kanalın incelenen yayınlarının “TRT’nin tek yönlü, taraf tutan yayın yapmamasını ve bir siyasi partinin, grubun, çıkar çevresinin, inanç veya düşüncenin menfaatlerine alet olmamasını” düzenleyen 5’inci, Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkındaki Yasa’nın, “seçim dönemlerinde yayınların, Yüksek Seçim Kurulunca (YSK) düzenleneceğine” ilişkin 27’nci ve YSK’nın “radyo ve televizyonların Anayasa değişikliğiyle ilgili olarak tek yönlü, taraf tutan yayınlar yapamayacaklarına ve görüşler arasında fırsat eşitliği sağlayacaklarına ilişkin” 31 Mayıs 2010 tarihli ve 353 sayılı kararına aykırılık teşkil ettiği kaydedildi.
Bu nedenle Ata, Böken ve Kırşan’ın, “görevi kötüye kullanmak” suçlamasıyla 1’er yıldan 3’er yıla kadar hapis cezasına çarptırılmaları istendi. TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, TRT Televizyon Daire Başkanı Nimet Ersin ile Haber ve Spor Yayınları Dairesi Başkanı Ahmet Çavuşoğlu hakkında,aynı soruşturma kapsamında ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi.


DİĞER YENİ YAZILAR