Dünyanın en eski kelimelerinden biri bana göre “neden” çünkü insanoğlu kendini bulmaya başladığından bu yana hep aynı soruyu soruyor: “Neden?”
Zaten bilimin gelişmesi de bu yüzden değil mi? Bir gün “neden” diye sormayı bıraktığımız an herhalde yaşamadığımızı da anlayacağız.
Aşağıda “neden” diye başlayan cümleler bulacaksınız. Bunların cevabını ille de vermeye çalışmayın. Bugün Pazar biraz gülümseyelim.
1- Neden bozulan otobüsün yolcuları bizim otobüsümüze aktarıldığında onlara mülteciymişler gibi bakarız?
2- Neden lokantalarda, “Sabahları sıcak çorba bulunur” yazar? Çorba aslında soğuk mu içilir, sıcak çorba bir farklılık mıdır?
3- Neden otobüste filan insanlar bir siren sesi duyunca toplu halde sesin geldiği yere bakarlar? Giden aracın ambulans, itfaiye ya da polis aracı olduğunu öğrenmek insana ne kazandırır?
4- Neden her gördüğümüz haritada hemen Türkiye’yi bulmaya çalışırız? Millet olarak dünyada kaybolma kompleksimiz mi vardır?
5- Neden insanlar birbirlerine sarılınca sağa-sola sallanırlar?
6- Neden öğrenciler ilköğretimde “öğretmenim” derken lisede bir anda “hocam” demeye başlarlar?
7- Neden sınavlarda “4 yanlış bir doğruyu götürür” şeklinde bir uygulama ile öğrenciler cezalandırılırlar da “4 doğru bil, bir doğru da bizden” şeklinde bir kampanya başlatılıp zekaya ve riske girme cesaretine ödül verilmez?
8- Neden insanlar kapalı bir alandan yağmur yağan alana çıkınca kafalarını eğerler? Yağmura duyulan saygıdan mıdır yoksa ondan tırstığımız için midir?
9- Neden dükkanını kapatıp giden esnaf, kapıya “10 dakika sonra dönücem” yazar, ne zaman gittiğini nasıl anlarız ki?
10- Neden televizyona çıkan insanlar kendilerini Türkiye’deki bütün insanların izlediğini sanarak “Şu anda 70 milyon kişi bizi izliyor” derler?
11- Neden gözlerinden öperim denir? İnsan vücudunda öpülecek daha uygunsuz bir yer var mıdır? Kimse kimseyi gözünden öpmüş müdür?
12- Neden düğünlerde “Dom Dom Kurşunu” ile göbek atılmaktadır. “Bir avcı vurdu beni, bin avcı beni yedi” gibi sözler eşliğinde ken dinden geçen başka milletler var mıdır?
13- Neden kadınlar mini etek giyip oturunca sanki sünüp dizlerine kadar gelecekmiş inancıyla eteklerini çekiştirirler?
Mayosuz güneşlenme
Vücudu oldukça güzel genç bayan tatilinin hemen her gününü kaldığı otelin terasında güneş banyosu yaparak geçiriyordu.
Genç kadın bir gün bakmış ki otelin en üst katında onu kimsenin göremeyeceği bir yer var. Oraya çıkıp mayosuz sere serpe güneşlenmeye başlamış.
Aradan birkaç dakika geçmiş ki merdivenlerden koşarak birinin çıktığını duyunca havlusu ile poposunu örtmüş. Soluk soluğa kadının yanına gelen adam otelin müdürü olduğunu söyleyerek “Pardon” demiş, “Otelimiz güneşlenmeniz konusunda bir şey diyemez ama dünkü gibi mayonuzla güneşlenirseniz çok iyi olacak.”
Kadın “Ne fark eder” diye sormuş sakince ve “Beni burada kimse göremiyor ki. Üstelik bakın popomu da örtüyorum” diye sürdürmüş biraz da kızgın ifadeyle.
“Tam olarak değil” demiş müdür utanarak “Tavanı cam restoranın üzerinde güneşleniyorsunuz da.”
Kaç yılında yaşadığınızı bu testle belirleyin
İnternette imzasız gezinen testlerden birini buldum. Bana ilginç geldi sizlerle de paylaşmak istedim. Artık teknolojinin esiri gibiyiz. Ama hangimiz kaç yılında yaşıyoruz bunu biliyor muyuz? Aşağıdaki testi okuyun ve en azından bu yıl yaşayıp yaşamadığınızı öğrenin.
1. Şifrenizi yanlışlıkla mikro dalga fırınınıza girmeye çalışıyorsanız,
2. Gerçek iskambil kâğıtlarıyla yıllardır fal bakmadığınızı fark ettiyseniz,
3. 3 kişilik ailenize ait 15 adet telefon numaranız varsa,
4. Yan masada çalışan arkadaşınıza e-mail gönderiyorsanız,
5. Arkadaşlarınızı ve yakınlarınızı arayamama sebebiniz e-mail adreslerinin olmamasıysa,
6. Alışverişten dönerken evinizde aldıklarınıza taşımaya yardım edecek birinin olup olmadığını anlamak için cep telefonunuzu kullanıyorsanız,
7. Televizyondaki her reklâm, ekranın altında bir web adresi içeriyorsa,
8. Hayatınızın ilk 20, 30 belki de 60 yılında sahip olmamanıza karşın, bugün evinizden cep telefonunuzu almadan çıkmak sizde paniğe yol açıyor ve almak için geri dönüyorsanız,
10. Sabah uyandığınızda kahvaltıdan önce online oluyorsanız,
11. Gülümserken başınızı yana yatırıyorsanız :)
12. Bu yazıyı okuyorsanız, başınızı sallıyor ve gülümsüyorsanız,
13. Daha da kötüsü, bu maili kimlere forward edeceğinizi şimdiden biliyorsanız,
14. Listede 9. maddenin olmadığını fark edemeyecek kadar meşgulseniz,
15. Yukarı çıkıp listede 9. maddenin olup olmadığını kontrol ettiyseniz ve şu an kendi kendinize gülüyorsanız 2007 yılında yaşıyorsunuz demektir.
Kağıt neden 7-8 kereden fazla katlanamaz?
Gereksiz ama ilginç ve gülümseten bilgiler yazdım ya, hafta içinde Tamer Korugan’dan bir mesaj aldım. Korugan bu tür bilgileri “Lüzumsuz Bilgiler Ansiklopedisi” adlı bir kitapta toplayan yazar.
Bu gereksiz bilgiler içinde “Kağıt 7’den fazla katlanamaz” şeklinde bir madde vardı. Hatta bir küçük öğrenci, kağıdın 8 defa katlanabildiğini televizyonda izlediğini yazmıştı.
Tamer Korugan ise bu tür bilgileri aynı zamanda bilimsel olarak da kanıtlıyor. İşte kağıdın neden 7’den fazla katlanamayacağını yazmış. Birlikte okuyalım, çok ilginç;
Hangi cinsten, ebatta ve kalınlıkta yapılmış olursa olsun bir kağıt parçasını 7-8 kereden fazla katlamanın mümkün olmadığını duyunca defter sayfalarını veya gazeteleri katlayarak bizzat denemişsinizdir. Kağıt artık katlanamaz hale gelince “eğer elimde çok daha büyük ebatta ve çok daha ince bir kağıt olsaydı veya ben daha kuvvetli olsaydım, kağıdı daha fazla katlayabilir miydim acaba” diye düşünmüş de olabilirsiniz.
Günümüzde en çok tüketilen 1. hamur, 80 gr/m2’lik, 210x297 mm boyutunda, 0,1 mm kalınlığındadır. Standart A4 kağıdı, hep aynı yöne doğru katlandığında, birinci katlayışta kat sayısı 2’ye, kalınlığı 2 mm’ye çıkarken kağıdın boyu yarı yarıya azalmış yani 15 cm civarına düşmüş olur.
Altıncı katlayışta katların sayısı 64’e ulaşır. Kalınlık 6,4 mm olurken kağıdın boyu katlana katlana 4,7 milimetreye düşmüş yani kağıdın kalınlığı boyunu geçmiştir. Sekizinci katlamada kat sayısı 256’yı, kağıdın kalınlığı ise 2,56 santimetreyi bulur. Kağıdın boyu ise artık, 11 cm yani yaklaşık 1 milimetredir. Daha doğrusu ortada katlanabilecek bir kağıt kalmamıştır.
Şüphesiz bu katlama olayında kağıdın boyutunun ve katlamanın şeklinin daha doğrusu yönünün etkileri de önemlidir. Bu ilişkiyi matematiksel bir formüle döken kişi, yıllarca önce lisede matematik dersinden ekstra not almak için ödev konusu olarak bunu seçen Britney Gallivan’dır. Gallivan önce film inceliğinde bir altın tabakayı 12’ye katlamış, daha sonra da normal bir kağıt için kağıdın boyutuna, kalınlığına ve katlama yönüne göre katlanabileceği miktarını veren formüller geliştirmiştir.
Neden diye sormaya bir başlarsanız sonunu getiremezsiniz
Haberin Devamı

