Mısır analizleri duvara çarptı, Tayyip Bey’in hesabı tutmadı

Haberin Devamı

ANALİZ

İki koca haftayı Mısır ve Mısır’da yaşananlarla geçirdik. “İçimiz dışımız Mısır” oldu desek yanlış olmaz.

Ne çok şey öğrendik Mısır hakkında. Pek bir faydası oldu mu, orası meçhul.

15 gündür TV ekranlarında “tam gaz” Mısır konuşuluyor, onlarca “analist” neler döktürdüler, izlediniz. Ancak birçok analizin duvara çarptığı da bir gerçek.
Tahminlerin çoğu tutmadı. Hesaplar yattı. Millet kafasının karıştığıyla kaldı.

Böylelikle bir gerçeği daha öğrendik. Türkiye’de TV ekranlarına çıkanların çoğu boş konuşuyor. Çünkü Türkiye’de uzmanlık yok ya da uzmanlar yerine başkaları konuşuyor.

Mısır Başkanı Mübarek’i, daha olayların çıktığı gün gönderenlerin hâli şu anda yürekler acısı. Demek ki tahminlerle temennileri birbirine o kadar karıştırmamak gerek.

Tabii, hemen iğneyi kendime de batırmalıyım, çünkü meraklı okurlar “sen de çıkmadın mı ve çıkmaya devam etmiyor musun ekranlara” diye sorabilir.

Kendi payıma cevap vereyim, evet ben de konuştum, ama birçok konuda olduğu gibi Mısır konusunda da “uzman gibi” ahkâm kesmeye çalışmadım. Gazeteci olarak gözlemlerimi aktarmaya çabaladım. Konuyu her seferinde Türkiye üzerinden görmeyi tercih ettim.

Mısır’daki olayların Türkiye’de yaşanmayacağını, ama bu olayların muhalefeti cesaretlendireceğini anlattım.
Sakın bu cümleden “Hepsi kötüydü, ben farklıyım” dediğim anlamını çıkarmayın, sadece herkes haddini bilmeli diyorum.
Ama bir gözlemimi de aktarmak istiyorum çünkü bu konu Başbakan’la da bağlantılı.

Ekranlara çıkan özellikle yandaş isimler “garip biçimde” bir Mübarek düşmanlığı yaptı. Her nedense Mübarek’in “diktatör olduğu” 30 yıl sonra anlaşıldı.

Ve “Mübarek gitsin” diyenlerin asıl temennisi ülkede “daha dinci bir yapının” kurulmasıydı. Hep bunu anlattılar.

Mısır konusunda asıl hesabı tutmayan kişi ise Başbakan Erdoğan oldu. Sanıyorum Başbakan Erdoğan iki nedenle Mübarek konusunda ön aldı.

Birincisi biraz duygusal. Mısır Orta Doğu’nun lider ülkesi.

Mübarek’in Türkiye’den pek hazzetmediği de biliniyor. Bu nedenle özellikle İsrail konusunda Türkiye’nin öne çıkmasından rahatsız. Barış görüşmelerinde Türkiye’yi her seferinde dışlamayı başardı. Erdoğan fırsat bu fırsat deyip Mübarek’e yüklendi.

Tabii burada danışmanların da etkisi olabilir. Mübarek’in bu halk hareketine dayanamayacağını söylediler herhalde.

Eş zamanda Obama’dan gelen telefon da Erdoğan’ı cesaretlendirmiş olabilir.

İkinci neden ise siyasi. Mısır aslında şeriat hükümlerine yakın koşullarda yönetiliyor. Buna karşı ülkedeki başı açık tek Müslüman kadın Mübarek’in eşi. Geri kalan ilkokul öğrencileri dahil bütün kadınlar sokağa tesettürlü çıkıyor.

Mübarek, en Müslüman ülkenin batıya açık (güdümünde) laik anlayışlı lideri. Nüfus ve konum itibarıyla da Orta Doğu’nun lideri. Tayyip Erdoğan da lider olmayı planlıyor. Engel ise Mısır.

Eğer Mısır’da Mübarek gider, yerine içinde Müslüman Kardeşler’in de olduğu daha dinci bir yönetim gelirse, hem İsrail’le ilişkiler kötüye gider, hem de Türkiye’nin dolayısıyla AKP iktidarının bölgedeki gücü artar.

Oysa şu anda durum eskisi gibi, ama Türkiye açığa çıktı.

Evet, Mübarek uzun süre iktidarda kalamayacaktır. Ama Tayyip Erdoğan’ın hesabı da şimdilik tutmamıştır.

Mübarek gidene kadar Türkiye’ye zarar veremez, buna karşı yerine gelecekler de durumu fark ettikleri için tedbirli olacaklardır.

*****


BUNU YAZMAK GEREK

Hıncal’a yüklenmenin nedeni


Sabah’ta yazan Hıncal (Uluç) bir gazetecinin evinde ölü bulunan Defne Joy Foster hakkında yazdığı “Su testisi su yolunda kırılır” yazısı yüzünden topa tutuluyor.

Hemen söyleyeyim; o yazıyı hiç sevmedim, içim çekilerek okumak zorunda kaldım, sonunu zor getirdim.

“Ölünün arkasından konuşulmaz” türü popülist bir anlayıştan değil beğenmemem, gazetecilik ilkelerine aykırı olduğu için de hiç sevmedim.

Çünkü; “hiçbir şey göründüğü gibi olmayabilir” gerçeğinden hareketle, o gece ne olduğunu henüz bilmediğimiz için yazıyı çok acele yazılmış olarak değerlendiriyorum.

“O fıkır fıkır genç kadın, kocası yokken, çocuğu evdeyken neden sabaha karşı evine çok uzak yerde, bekâr bir erkeğin evine gitti?” sorusunun cevabını henüz tam bilmiyoruz.

Evde neler yaşandığını da tam bilmiyoruz. Hatta ölüm nedenini tam belirleyecek otopsi raporu bile ortada yok.

O halde yazılan ve söylenen her şey “tahminler” ve tanık “beyanları” üzerine.

Ya olay çok farklıysa.

İşte Hıncal, bunların hiçbirini göz önüne almadan yazmış yazıyı ve akla ilk gelen “ahlak” üzerinden girmiş konuya.

Tabii, iddialı bir gazetenin yazı işleri müdürünün sabah saatlerine kadar neden barlarda dolaştığını hiç sorgulanmıyor. Bir erkeğin ölmüş bir kadından “barda tanıştık, aramızda duygusal bağ oluştu” diye söz etmesinde ve olayı basit bir “bardan kadın kaldırma” gibi anlatmaya çalışmasındaki garabeti de merak etmemesi ve kendisinden sadece “kerata” diye söz etmesi de büyük gaf.

Hıncal bu yazısı nedeniyle çok eleştiri aldı. Ama asıl büyük saldırıyı dinci kesimlerden ve onlara payandalık yapanlardan aldı.

İşte orası biraz karışık. Normal koşullarda, hayata bakış açıları nedeniyle aslında Hıncal’la aynı düşünüyor olduklarını bildiğimiz isimler daha ağır yazılar yazdılar, Hıncal’ın da ahlakını sorguladılar.

Oysa saldırının asıl nedeni belli. Hıncal, Sabah Gazetesi’nin “tarafsız olduğunu kanıtlamak” için “katlandığı” tek yazarı. Yandaş değil.

Konu anlaşılmıştır herhalde.

*****


OKURDAM MESAJLAR

X Ray’deki çarşaflı


Değerli Can Bey; Sabiha Gökçen Havaalanı’nda tanık olduğum bir olayı anlatmak istiyorum. Çarşaflı bir kadın, X Ray avazı çıktığı kadar ötmesine rağmen önümden geçip gitti. Be de “Memur bey, ben niye ceket çıkarıp buradan geçiyorum, çarşaflı kadına karışmıyorsunuz” diye itiraz ettiğimde memur “Arkadaş sen kendi işine bak” demez mi? Kalakaldım. Ülkemde kanunlar kişiye göre uygulamada değişmekte. M. A.

BENİM NOTUM: Bu konuda sayısız şikâyet geliyor. Elbette inancı nedeniyle örtünen bir kişinin herkesin önünde üstünü çıkarmaya kimsenin hakkı olamaz. Ancak kurulacak kapalı bir bölgede gerekli aramanın yapılması bu konudaki eleştirileri de bitirecektir. Batı’da böyle yapılıyor.

*****


IMF, “İşsiz gençler saatli bomba gibi!” demiş. Bizimkiler normal bombadır zira saat alacak para nerede! (Gani Yıldız)

DİĞER YENİ YAZILAR