Millet mağduru mu mağruru mu sever?

Haberin Devamı

AKP’ye açılan kapatılma davası ile birlikte kamuoyunda yine bir “mağdur edebiyatı” başlatıldı. Yayılmak istenen korku şu: “AKP şimdi yine mağduru oynayacak. Bu da oyunu artıracak.”

“Mağdur” edebiyatının temel dayanağı 28 Şubat dönemi. Şöyle: Bu süreçte Tayyip Erdoğan ve arkadaşları öyle mağdur edildi ki halk tepki olarak onları destekledi. Bu görüş bana göre gerçeği tam yansıtmıyor. Çünkü Tayyip Bey ve arkadaşları 28 Şubat’ın mağduru değil. Ama mağruru.

28 Şubat’ın asıl mağdurları Çiller ve Erbakan. 28 Şubat operasyonu bu ikili üzerinden yürütüldü. Köşeye sıkıştırıldı. Daha sonra yapılan ilk seçimde iki lider de sistem dışına itildi. Bir daha da ayağa kalkamadılar. Eğer “Halk mağduru sever” tezi doğru olsaydı Çiller ve Erbakan siyasetin çöplüğüne itilmezdi halk sahip çıkardı.

Tayyip Erdoğan aslında 28 Şubat döneminin “dolaylı mağdurlarından” Çiller ve Erbakan sürece boyun eğdi. Karşı çıkamadılar. Çiller “uslu durarak” iktidarı devralacağını sandı, çıt çıkarmadı. Erbakan sessiz kalarak gemisini yürüteceğini sandı. Yanıldı ikisi de.

Erdoğan ise “bu mağdurların” durumundan yararlanıp aslında “mağrur” olmayı oynadı. Hapse girmesini şova çevirdi, siyaset yasağı olmasının da avantajını kullanarak dilediği gibi konuştu, bir tür isyan başlattı.

Yani halkın hoşuna giden Erdoğan’ın tıpkı Çiller ve Erbakan gibi “gadre uğramış masum insanlar çaresizliği” tablosu çizmek yerine “Önü kesilmiş mağrur” adam portresi ile ortaya çıkması oldu.

Şimdi bakıyorum da AKP “mağdur” rolünü soyunuyor. Erdoğan da “biz yapınca suç oluyor, ötekiler yapınca olmuyor” söylemiyle halkı etkilemeye çalışıyor. Ama dikkat etmeli, halkın mağduru sevmiyor ki.

*****

Dinlemeyi çok iyi beceriyoruz

Son birkaç yıldır gazete haberlerinde en çok yer kaplayan haberler hangileri derseniz “Telefon deşifreleri” cevabını verebilirim. Neredeyse her olayda artık âdet haline geldi, hemen ortaya bir takım telefon konuşmaları saçılıyor.

Anlaşıldığı kadarıyla çok iyi bir dinleme sistemine sahibiz. Ben eskiden “telefonum dinleniyor” paranoyasına kapılanlara “Merak etme Türkiye’de bu kadar insanı aynı anda dinleyecek düzeyde akıllı adam yoktur” diye gülüyordum. Yanılmışım. Demek ki bu kadar insan aynı anda dinlenebiliyormuş.

Ama anlamadığım bir şey var; Türkiye’de herkesin neredeyse nefesi bile dinlenebiliyor ama sıra Kuzey Irak’a gelince “Amerika’nın kulağına” muhtaç oluyoruz. Garip.

*****

Paniklemeyin Fehmi Beyciğim

Pek değerli Fehmi Koru Beyefendiciğim; son iki gündür yazılarınızı okurken açıkçası içim burkuluyor. Çünkü garip bir duygu içinde sanki panik yaşıyorsunuz gibi geliyor bana. Hedef gösterilmekten çekindiğinizi yazıyorsunuz, hatta bazı yakınlarınızdan bir süre yurt dışında yaşamayı düşündüğünüzü duyuyorum.

Kuzum Fehmi Beyciğim, hiç merak etmeyin, kimse sizi hedef yapmaz, tam tersine yazmanızı sabırsızlıkla bekliyor herkes, merak ettiği sorulara cevap bulsun diye. Sizin iktidar içindeki engin haber kaynaklarınız, günü gününe yaşanacak gelişmelere de ışık tutuyor.

Yalnız Fehmi Beyciğim, siz her gün üstelik takma isimle yazdığınız yazılarda dilediğiniz kişiyi karalayabiliyor, “duydum” kod adı altında her türlü dedikoduyu yazıyorsunuz, sonra bu insanlar bir şekilde soruşturmaya uğruyor, işinden atılıyor, başkalarının hedef tahtası haline geliyor. Mesela bunlar sizin ruh yapınızda bir hasara neden oluyor mu? Üzülüyor musunuz, İlhan Selçuk olayında “kahrolduğunuzu” yazmışsınız, gerçekten kahroldunuz mu?

Fehmi Beyciğim; gazetecilik gerçekten çok zor ve meşakkatli bir meslektir. İktidarın eteğine tutunup, onlara akıl hocalığı yapmak, operasyon planlarını birlikte hazırlamak, sonra bunları araştırmacı gazeteci kimliği ile yazmak ve “ben dememiş miydim” havasına girmek gazetecilik değil bize öğretildiği kadar.

Ama endişelenmeyin, sizin gibi düşünmeyenler, sizin vicdan ve ahlak düzeyinize inemeyeceğinden kimsenin hedefi de olmazsınız. İçiniz rahat olsun. Siz asıl kendi iktidarınızdan korkun ve sakın “tarafsız” olduğunuzu göstermek için iktidara “uyarı” falan yapmaya kalkmayın. Biliyorsunuz böyle yapanları Tayip Bey eteğinden atıveriyor. Mahsus selamlarımla.

*****

Bunu herkes konuşuyor

İlhan Selçuk’un telefon dinleme kayıtlarından “Bir şeyler olması gerek, yargı müdahale edecek” gibi cümleler cımbızla çıkarılıp “bir kısım” medyaya sızdırılmış. AKP ve yandaş liberaller bunun üzerine balıklama atlayarak “İşte bakın, aralarında bunu konuşuyorlar” diye çığlıklar atıyorlar.

İyi güzel de be kardeşim, siz hiç mi sokağa çıkmıyorsunuz? Vatandaş ne konuşuyor hiç mi dinlemiyorsunuz. Şöyle dolmuşa, otobüse binin, esnafın dükkânına uğrayın bakın neler duyacaksınız. İlhan Selçuk’un arkadaşlarıyla “espri” niyetine söylediklerinden ne kadar ağır sözlerin söylendiğine tanık olacaksınız.

*****

Kimse beraatten söz etmiyor

Gerçekten çok merak ediyorum, neden hiçbir AKP’li ya da AKP’ye destek veren çevreler kapatma daasına karşı “Bu iddialar bir şey ifade etmez, birkaç sayfalık savunma ile bile beraat edilir” demiyor. Ya da diyemiyor.

Varsa yoksa “demokrasiye aykırıdır, parti kapatmanın önüne geçelim, bunun için anayasa değiştirelim” söylemi.

Sanıyorum başta Başbakan olmak üzere AKP kurmayları ve yandaşları iddianamedeki suçlamaların çok ciddi ve vahim olduğunu, anayasanın en önemli maddelerine aykırılık taşıdığını biliyor.

*****

Av tüfeği

Fıkra Yıldırım Tuna’dan. Kadın, av malzemesi satan dükkâna gidip “Kocam için istiyorum..” diye bir tüfek satın almak istemiş.. “Kocanız size hangi çapta bir tüfek almanız gerektiğini söyledi mi bayan?” diye sormuş tezgâhtar, “Şaka mı yapıyorsunuz?” diye sertçe çıkışmış kadın, “Onu vuracağımı dahi bilmiyor!”

*****

Eğitimin amacı boş bir zihnin yerine, açık bir zihin koymaktır. M. S. Torbes

DİĞER YENİ YAZILAR