Pazar günü MHP’nin önde gelen yöneticileri ve İstanbul Büyükşehir Başkan adayı ile birlikte 2 saatlik bir kahvaltıda bir araya geldim. Cihan Paçacı, Tunca Toskay ve İstanbul İl Başkanı İlhan Barutçu Büyükşehir adayı Ahmet Turgut’u bizlere tanıttılar.
Ahmet Turgut çok genç bir şehir planlamacısı. Eğitimini de bu alanda yapmış, kariyerini de.
MHP İstanbul’da “Kazanırız” iddiasında değil. “Ama” diyor Cihan Paçacı “Bu seçimler MHP’nin yükselişinin bir göstergesi olacak. İstanbul’da kazanmasak bile çağdaş belediyecilik anlayışını ve projelerimizi halka anlatarak AKP’nin 15 yıldır belediyecilik gibi gösterdiği talan düzenini sergileyeceğiz.”
Ahmet Turgut, elbette meslekten gelmenin de rahatlığıyla art arda İstanbul projelerini anlattı bizlere bir nefeste, soluklanmadan. Trafikten imar durumuna, kentin estetiğinden, istihdam yaratma projelerine kadar pek çok konuyu keyifle dinledik.
Bunları dinlerken insanın aklına hemen şu geliyor; “Keşke seçilecek başkan tüm adayların özgün projelerini hiçbir komplekse kapılmadan hayata geçirmek için işbirliği yapsa.”
Sohbet sırasında Paçacı ve Toskay’dan çok ilginç bazı seçim saptamaları dinledim. Örneğin Cihan Paçacı “Göreceksiniz Ankara’da MHP adayı büyük sürpriz yapacak” dedi.
Paçacı sözü anketlere getirerek “Bir yanlış yapılıyor. AKP’nin karşısına sadece CHP’yi çıkarma ve sanki seçimi iki eksenli gibi gösterme çabaları var. Eğer halk böyle inandırılırsa seçimlerden AKP zaferle çıkar” diye konuştu.
Sözlerini açmasını rica ettim. Dedi ki; “Örneğin Ankara’da bazı anketler çıkıyor. Burada Melih Gökçek 7-8 puan önde görünüyor. Arkasından Karayalçın’ı gösteriyorlar. MHP’yi ise daha geride gösteriyor. Ve AKP propagandasında ‘Ey ahali, MHP adayına oy verirseniz aradan CHP çıkabilir’ deniliyor. Bu, seçmeni etkiler. Solun iktidar olmasını istemeyenler kerhen de olsa AKP’ye oy verir. Oysa Ankara’da MHP önde. AKP bu tehlikeyi gördüğü için rakip olarak CHP’yi hedef alıyor, MHP oylarını etkilemeye çalışıyor.”
Paçacı ve Toskay aynı durumun pek çok ilde böyle olduğunu belirterek “AKP kaybetme korkusu yaşadığı her yerde halkı böyle etkilemeye çalışıyor. CHP de bu oyuna düşüyor. CHP kendini AKP’nin tek alternatifi olarak görmeye devam ederse kazanacağı yerlerde bile hüsrana uğrayabilir, hesabı iyi yapmalılar” görüşünü üzerine basarak tekrarladı.
Görgü ve nezaket
Gazeteci olarak pek çok kişi ve kurum tarafından davet ediliriz. Elbette bizi kara kaşımız kara gözümüz için davet etmezler. Kendilerini, hizmetlerini anlatmaya çalışırlar. Bizler de aldığımız bilgiler doğrultusunda bunları haber yaparız ya da yapmayız.
Kişi ve kurumlardan gelen davetlere katılmak zorunlu değildir. Ancak ismen yapılan bir davete katılıp katılmayacağınızı söylemek asgari bir görgü ve nezaket kuralıdır.
Pazar günü MHP’nin kahvaltısında çok üzüldüm. İl Başkanlığı kişiye özel 15 gazeteciyi davet etmiş. Hepsiyle konuşulmuş ve “olur” alınmış. Çünkü amaç bir basın toplantısı yapmak değil, tanışmak ve sohbet etmek.
Kahvaltıya 15 dadika gecikme ile gittiğimde tek gazeteci bile olmadığını gördüm. Yarım saat sohbet ettikten sonra kahvaltıya sadece benim konukluğumda geçtik. Bir süre sonra bir gazeteci arkadaşımız daha geldi. Ondan 15 dakika sonra da bir diğeri. İki gazeteci ise 2 saatlik gecikmeyle aramıza katıldı ki, ben zaten kalkıyordum, onlarla sadece merhabalaşabildik. İl yöneticilerine sordum, çok üzgündüler, çünkü 15 kişi geleceğini bildirmiş, ama gelmediler. Biz gazeteciler farklı ya da ayrıcalıklı kişiler değiliz. Söz verip tutmama hakkımız yok. Reddetme hakkımız var. Görgü ve nezaket kurallarına en titizlenen bizler olmalıyız.
Anlayan beri gelsin
Sabah Gazetesi yine gazetecilik başarısı(!) göstererek herkesi atlatmış! Ergenekon tutuklusu Mustafa Özbek’in kurduğu dinleme merkezini ortaya çıkarmış! Kutlamak gerek!
Haberde dinleme cihazlarının markası, kod numarası, Türkiye’ye nasıl sokulduğu anlatılıyor.
“Ergenekon dinleme merkezi kurmuş” haberini okuyunca aklınıza ne gelir? Bu merkezin darbe ile yıkılmak istenen iktidarı dinlediği, bir takım görüntüler çektiği ve belki de montajlar yaptığı değil mi?
Hayır, hükümeti yıkmak isteyen örgüt meğerse CHP’yi, bazı bürokratları ve Türk-İş’in eski Genel Başkanı Bayram Meral’i dinliyormuş.
Eski dinleme kayıtlarına bakıyorsunuz, hep benzer şeyler var. Demek ki bu örgüt asla devirmek istediği iktidar ile ilgili belge, ses ve görüntü kaydı, dosya tutmamış, hep kendinden olanları izlemiş.
Çok merak ediyorum, darbe yapacağı söylenen bir örgüt neden yıkmak istediği iktidarla ilgili bir şey toplamaz da hepsi kendi aleyhine kullanılacak kayıtlar tutar elinde?
Ya da şöyle bir şey düşünelim; acaba Ergenekon’un elinde iktidarla ilgili sesli ve görüntülü kayıtlar var mı? Diğer belgeleri gazetecilere verenler bunları ne zaman servis etmeyi planlıyor?
Çatıdaki camcı
Yıldırım Tuna’dan; Çatı odası penceresinin camı kırılınca yaşlı kadın camcıya telefon etmiş. Camcı gelmiş, yaşlı kadın zorlukla merdivenlerden inip kapıyı açmış, camcı içeri girip çatı katına çıkmış. Az sonra yine kapı çalmış, yaşlı kadın tekrar binbir zahmet aşağı inip kapıyı açmış bir bakmış ki yine camcı. “Evladım” demiş kadın hayretler içinde, “Sen biraz önce gelmemiş miydin?” Camcı “Evet teyzeciğim” demiş biraz sinirli, “Düştük herhalde!”
‘NEREDEYİM’
Geçen ay Uludağ’da kaybolan bir genç, yanında cep telefonu olmasına rağmen kurtarılamadı. Çünkü sis ve tipide kaybolan genç yerini bilmediği için söyleyemiyordu konuştuklarına.
Ve cep telefonu şirketinin “telefonun yerini ancak savcılık emriyle bildireceğini” belirtmesi bir gencin hayatına mal oldu.
Şimdi bu acı olaydan yola çıkan cep telefonu şirketleri yeni bir sistem geliştirmiş. Telefonunuza Büyük harflerle “NEREDEYİM” yazıyor 2222’ye gönderiyorsunuz. 30 saniye sonra size bir mesaj geliyor. Mesajda bulunduğunuz yerin coğrafi konumu yazılı. Örneğin “41 derece 05 dakika 55 saniye kuzey, 29 dakika 00 dakika 06 saniye doğu” gibi. Mesajda ayrıca en yakın karakol ya da görebileceğiniz bir yapının da adı veriliyor.
Yani kayboldunuz, kurtarılmayı bekliyorsunuz, yerinizi tam olarak öğrenip birine bildirebiliyorsunuz. Tabii bunu yapabilmek için şuurunuzun da yerinde olması gerek. Aksi takdirde yine savcılıktan izin gelene kadar hayata veda edebilirsiniz. Bu arada Uludağ olayında ihmali olan Jandarma subayına bir şey yapıldı mı?

