“Mevzuat böyle efendim” hâlâ geçerli

Haberin Devamı

Usta gazeteci Mete Akyol’un yıllar önce “Mevzuat böyle efendim” adlı bir köşesi vardı. Akyol burada bürokrasi nedeniyle yürümeyen, aksayan işleri müthiş ince mizahi bir dille yazardı.

Amacı Türkiye’nin bir gün bu ilkellikten kurtulmasına katkı sağlamaktı. Aslında başarılı da oldu. Onun döneminde yazdığı “mevzuatların” pek çoğu değişti. Ama “mevzuat” zihniyeti hâlâ devam ediyor. Yine pek çok namuslu girişimci bu nedenle mağdur ediliyor.

İstanbul Erkek Lisesi’nden uzun yıllar kaptanlık yapan arkadaşlarımdan biri şimdi bir marinada yönetici. Çektikleri sıkıntılı bir durumu bakın bana nasıl aktardı;

Sevgili Can; Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) 2 yıl önce tüm akaryakıt bayilerine “Lisans” alma zorunluluğu getirdi. Zorluklara rağmen çoğu bayi lisans aldı.

Bizler de marina işletmeleri olarak bu lisansı almak durumunda kaldık. 2634 sayılı yasaya göre Kültür ve Turizm Bakanlığı bize belge verirken “Akaryakıt satışı”nı zorunlu kılıyor. Bu imkânınız yoksa Bakanlıktan belge alamazsınız.

O tarihte bize sorulan “İstasyonlu Akaryakıt Bayi Lisansı mı? İstasyonsuz Bayi Lisansı mı?” idi. Bizler de yat limanı olduğumuzu zaten bildirmiştik. Bize İstasyonlu Bayi Lisansı verdiler.

Gelelim bu güne... EPDK bu sefer de bizlere “Siz teknelere yakıt veriyorsunuz, sizin İhrakiye Lisansı almanız gerekir” demez mi?

“Aman etmeyin, İhrakiye büyük gemilere verilen yakıtın adıdır. Biz teknelere yakıt veriyoruz. Hem de normal pompa fiyatından” desek de kimseleri ikna edemedik.

İşin ironik kısmı ise; İhrakiye Lisansınız varsa teknelere yakıt verebiliyorsunuz ama araçlara zinhar veremiyorsunuz. Tekneniz marinada duruyor. Teknenize yakıt ikmali yaptınız. Bu arada da aracınızın da yakıtının azaldığını gördünüz. Maalesef bizden yakıtınız alamazsınız. Verirsek 100 bin YTL ceza kapımızdadır.

Sattığımız akaryakıt ulusal markerli ve de faturalı, fişli, belgeli. Daha ne ister bu hazretler? Soruyoruz kendilerine: “Doğu ve Güneydoğu asıl akaryakıt kaçakçılığının merkezi. Orada kaç kişiye ceza verdiniz?”

Cevap yok. Çünkü oralarda korkudan bayilere giremiyorlar. Biz TÜRK kökenli vatandaşız diye mi oluyor bu muamele?

Sevgili Can, biraz uzun bir dertleşme oldu, kusura bakma lütfen. İnan yıllardır Ankara’ya denizciliğin sorunlarını çözmeye gideriz. Ama EPDK’daki kadar anlayıştan yoksun bürokratlara daha rastlamadık. Amaçları ceza yoluyla para tahsilatı ise, ne kadar istiyorlarsa verelim. Ama tam turizm sezonunda da bu uygulamalarla turizmi baltalamayalım. Kaçakçılık mı yaptık? Vergi mi kaçırdık?

Gözlerinden öperim...

Capt. E. G

*****

Sağlıkta yeni trend: Detox



Ben mi yaşlanıyorum yoksa arkadaşlarım mı pek yaşlı artık bilemiyorum. Ama bildiğim bir şey var. Artık sohbetlerimizde ne futbol ne siyaset çok yer tutuyor, sağlık daha egemen olmaya başladı.

Önce kilodan giriliyor konuya, sonra kalp, kol ve bacaklardaki ağrılar, doğal ilaçlar, bitki çayları, takviye ilaçlar. Bir bakıyorsunuz bütün sohbetiniz bu çerçevede gelişmiş.

Allaha çok şükür sağlık sorunu yaşamıyorum. Yılda bir kez nezle olurum, bir de öksürük, şükürler olsun. İlaç kullanmayı da pek sevmem, ancak binde bir başım ağrıdığında ya da belim tuttuğunda ilaç alırım. Bunun yerine sağlıklı besinler almayı, doğal bitkilerden yararlanmayı tercih ederim. Vitaminlerden de şimdilik nefret ediyorum.

Neyse kendi kendime nazar değdirmenin alemi yok herhalde.

Geçenlerde yine konu açıldı. Anladığım kadarıyla yeni dönemin trendi detox.

Bilmeyenler şimdi nedir bu detox diye sorabilir. Efendim detox mide ve bağırsakların tamamen temizlenmesi demekmiş.

Kabaca şöyle yapılıyor: Tercihan bir hafta boyunca sadece meyva suları ve doğal bitkilerden yapılan sıvılarla besleniyorsunuz. Bu süre içinde hiçbir katı yiyecek yemediğiniz gibi süt, çay, kahve, meşrubat gibi sıvıları da almıyorsunuz.

Böylece bağırsak sisteminiz tamamen temizleniyor. Tabii bu yazdıklarım işin kaba hatlarıyla anlatımı. İşin içine girince daha neler var neler.

Bir süre önce bu yıl hiç tatil yapamadığım halde, eşim ve ve çocukların birkaç gün kullanabildiği Bodrum’daki minik tatil evini kışa hazırlık amacıyla kapatmaya gittik. Türkbükü’nde Lifeco adında bir detox merkezini de gezdim. Oradaki doktorlarla konuştum.

Lifeco, alışılmış otellerin çok dışında bir konsept. Tatil ya da konaklama için gelenleri kabul etmiyor. Burada sadece detox için gelenler kalabiliyor.

Otele gidiyorsunuz, size bir program veriyorlar. Hangi saatte ne içeceğinizi anlatıyorlar. Bunun dışında masajlar ve yoga seansları da var ki bunlar detox kürüne dahilmiş. Siz otelin neresinde olursanız olun görevliler sizi bulup içmeniz gerekenlerle yapmanız gerekenleri hatırlatıyormuş.

Bir hafta bu kürü yapabilenler hayli kilo verdikleri gibi eskiye oranla çok daha dinç ve sağlıklı oluyorlarmış. Tabii bir hafta boyunca, pizza, makarna, löp et gibi yiyeceklere alışmış bünyeler sadece meyva suyuyla yetinebilir mi bilemiyorum. Ama bu kürü uygulayanların da çok mutlu olduğunu söylemeliyim. İsteyen detoxla ve Lifeco ile bilgileri internetten bulabilir.

Bu arada aynı sağlık merkezi İstanbul’da da açılıyormuş.



DİĞER YENİ YAZILAR