Menemen olayının yıldönümüydü cumartesi günü. Bazı gruplar her yıl olduğu gibi bu yıl da Menemen’de gericiliği telin eden bir gösteri düzenlediler. Bu yıl katılımın biraz daha fazla olması için çağrılar yapıldı.
Sonuçta Menemen’de her yıldan daha fazla bir katılımla gericilik protesto edildi.
Siyasal İslamcı basın Menemen’deki gösterileri dün alaya almıştı. Onlara göre katılım çok düşüktü ve bir avuç “Ulusalcı- laikçi” rezil olmuştu.
Bana göre öyle değil. Menemen’e günü birliğine gitmek herhalde o kadar kolay değil. Buna rağmen toplanan kalabalık azımsanamaz.
Siyasal İslamcı basın bir konuda yanılıyor. Onlar Türk halkının içindeki Cumhuriyet ve Atatürk ilkelerine bağlılık konusunu fazla küçümsüyorlar.
Menemen’i ölçü almak, oradaki kalabalıkla alay etmek yerine Anıtkabir’i son bir yılda ziyaret edenlerin sayısına ve yıllara göre artışına baksınlar.
Türk halkı tepkisini batı ülkelerinde olduğu gibi sokağa dökülerek, çok büyük mitingler yaparak göstermez.
Türk halkı eylemini bireysel olarak gösterir. Sessizce bekler. Kendince eylemler yapar. Bunlar öyle gösterişli, şatafatlı, basına da yansıyan eylemler değildir.
10 Kasım’da saat dokuzu beş geçe nerede olursa olsun sirenleri duyduğu an saygı duruşuna geçer.
Çoluğunu çocuğunu alır hiç olmadık bir günde Anıtkabir’i ziyaret eder. Örneğin bu yıl 8 milyonu aşkın insan Anıtkabir’e gitmiş.
Dolmabahçe Sarayı’nı ziyaret edip Ata’nın öldüğü odada göz yaşlarını tutamaz. İlkokuldaki çocuğuna hiç olmazsa bir tane Atatürk şiiri ezberletir.
Bayram namazlarında, cenazelerde dua okunurken içinden Kurtuluş Savaşı Şehitleri’ni ve Atatürk’ü mutlaka anar.
Bayramlarda milli günlerde Türk Bayrağı’nı büyüğüne küçüğüne bakmadan balkonuna penceresine asar.
Başbakan’ın ziyaret ettiği yerlerde evinin camına küçücük de olsa bir Atatürk resmi asar.
Kısacası Türk halkının bu konudaki tepkisi içindedir. Bekler. Zamanını kollar. Sokaklara dökülüp eylem yapmaz. Ancak milleti derinden etkileyen bir cenaze sırasında biraz daha aktifleşir.
Bu nedenle Menemen’deki kalabalığı azımsayıp da “Bir avuç laikçi” veya “Üç beş ulusalcı” gibi alaycı iğnelemeler yapmak bu kesimin duygularını okşamaktan ileri gitmez.
Halkın sessizliğine bakıp “Bundan sonrası artık çok kolay. Bir de Çankaya’yı ele geçirdik mi bizi kimse tutamaz” diye düşünmek büyük hayal kırıklığı yaratabilir.
Şunu unutmamak gerek. Bugüne kadar halkın bu sessizliğini görmeyen ve bunu yanlış yorumlayan bütün iktidarlar ummadıkları anda tepetaklak oldular.
Türkiye ne ilginç ülke
İki haber çok ilgimi çekti. Biri Porsche satışlarını üçe katlamış. İkincisi de ilk kez bu yıl yılbaşı çamı satışlarında düşüş olmuş.
Bu iki haber de Türkiye’nin nasıl ilginç bir ülke olduğunun göstergesi bana göre.
Bir taraftan çok ciddi geçim sıkıntısı çeken milyonlarca insan varken bazıları yüzbinlerce dolarlık arabalar için sıraya bile giriyor. Tabii burası Pakistan ya da Afganistan değil. Toplumda o kadar derin uçurumlar yok. Türkiye kaynaklarıyla, iş gücüyle, verimliliği ile sürekli yukarı giden bir ülke.
Ama yine de bu kadar lüks arabalar satın almak için insanların adeta yarışması tuhaf geliyor.
Çam satışlarının düşmesi ise Türkiye’nin bir başka çelişkisi.
Efendim bu yıl yılbaşı ile kurban bayramı aynı güne denk geldi ya çam satışlarının düşmesi bu nedenle olmuş. Kurban Bayramı ile Hıristiyanların Noel’nin simgesi olan çam süslemenin birlikte olmasının dinen uygun olmayacağını düşünüyor pek çok kişi herhalde.
Bizde Müslümanlığı yaşamak başka İslam ülkeleriyle pek kıyaslanamaz. Herkes hem dini inancını hem de sosyal yaşamını çatışmadan ve tartışmadan sürdürmeye çalışır. Belki bugünkü iktidarın anlayışı ve dine bakışı bu dengeyi bozuyor.
Bu konuyu dini bilgilerine çok güvendiğim toplumda da saygın bir ismi olan büyüğümle konuşmuştum geçenlerde. O konuşmayı size yarın nakletmek istiyorum.
Bu arada yıllar önce de yazmıştım tekrar hatırlatmak isterim, şu çam olayının gerçeği de ilginçtir.
Herkes yılbaşı için çam katliamı yapıldığını düşünür ve bazıları da buna çok öfkelenir. Oysa durum bu değil. Aralık ayı çamların budanma dönemiymiş. Kimbilir kaç yıl önce birileri budanan bu çam dallarını evine götürüp süslemeyi düşünmüş. Dönem de Noel’e denk geldiğinden böyle bir adet çıkmış.
Yani süslenen çamlar aslında kökünden kesilmiyor. Uzayan ve dallar bunlar.
Öldüren sigara
Sigaraların üzerinde “sigara öldürür” falan gibi yazılar var ya, işte bunlarla ilgili üretilmiş pek çok espri var. Çok konuşulduğu için bilen de çoktur ama bilmeyenlerin benimle güleceğini sanıyorum. Bir ara bazı sigaraların üzerinde “sigara erkeklik gücünü azaltır” türünde yazılar da vardı.
Temel bakkala girmiş ve istediği sigarayı söylemiş. Bakkal sigarayı vermiş. Temel bir bakmış ki paketin üzerinde “sigara erkeklik gücünü azaltır” yazıyor. Temel suratını asmış ve paketi bakkala uzatarak “kardeşim sen bana şunun öldüreninden versene” demiş.
Bir arkadaşım var, çok sigara içiyor. Üşenmemiş evindeki bilgisayardan tıpkı sigaraların üzerinde yazan sloganların tersini yazıp çıkış almış. Bunları da aldığı paketlerin üzerine yapıştırıyor.
Sonra kalabalık yerlerde sigarayı masanın üzerine bırakıyor. Tabii görenler hayretler içinde.
Çünkü sloganlar şöyle: “Sigara sağlıktır” “Sigara uzun yaşatır” “Sigara erkekliği güçlendirir” “Sigara iç hayat bul.”
Tamam, taktız espriler ama, insan yine de gülmeden edemiyor.
Hamas ve Tayyip Bey
Başbakan Erdoğan’ın Filistin’de erken seçim yapılmasına gerek olmadığını söylemesinin dış siyasetimizde nasıl bir etki yapacağı henüz pek görünmedi.
Ama AB konusunda Türkiye’ye yırtınırcasına destek veren İngiltere’nin buna çok sessiz kalmayacağını söylemek yanlış olmaz. Nitekim dış yorumlar da bu yönde. Ancak şu sıralar Noel nedeniyle tüm Avrupa kendi içine kapandığından olay unutuldu gibi görünüyor.
Bunu bir kenara bırakalım da Tayyip Bey, Hamas konusunda neden bu kadar hassa davrandı ona bakalım.
Çünkü Filistin’de erken seçim talepleri Türkiye’dekini andırıyor. Orada da Hamas’ın iktidara gelişi endişe ile karşılanıyor. Ve bu durumdan kurtulmak için erken seçim talepleri öne sürülüyor. Başbakan eğer Filistin’de erken seçim olması yönünde görüş bildirirse Türkiye’de açmaza düşecek. Böyle olunca da uluslar arası tepkiyi bile göze alıp Hamas’ın yanında görünmeyi tercih ediyor.

