Meğer CHP muhalefet yapıyormuş biz yazmaya korkuyormuşuz

Haberin Devamı

Hafta başından beri yazmaya çalıştığım CHP ile ilgili yazıların büyük tepki aldığını söylemeliyim. Pek çok okur “AKP’nin artık iktidardan gitmesini ve umut olarak CHP’yi görmek istiyoruz, ama CHP bir türlü harekete geçmiyor, yüreğimizdekini yazıyorsunuz, ne olur uyarılara devam edin” diyor.

CHP Genel Merkezi’nden ise bir tepki yok. Elbette “okunmak için sataşan bir yazarın hezeyanları” diye düşüneceklerdir, koca partiyle akıl verecek durumda değilim, haddim de değil. Benim yaptığım vatandaşın kendi arasında ne konuştuğunu yazmak, bir tür fotoğraf çekmek. Fotoğrafa ister bakarlar ister bakmazlar. Sonuçta bir seçime gidilecek, ak mı kara mı görülecek.
Ama zarara uğrayacak olan biz vatandaşlarız, uyarmak görevimiz.

Yazmadan geçmek istemiyorum, çünkü haksızlık da yapmamak gerek, CHP Genel Merkezi’nden bir kişi aradı. İsmini söylemek istemiyorum, çünkü çok sevdiğim ve güvendiğim bir meslektaşım, kardeşim. Şu anda gönüllü danışmanlık yapıyormuş partiye ve sanıyorum “Herhalde bir gaz sıkıntısı var, sen aç bir konuş” dediler herhalde.
Aynen yazayım; bu sevgili dostum aradı ve ilk olarak “İstersen Gürsel Tekin’le görüştüreyim” dedi. O dakika bir bende ipler koptu zaten. Çünkü amacım ne CHP’nin bir üst düzey yetkilisiyle konuşmak ne de kişilerle uğraşmak. Bir yazımda Gürsel Tekin adı geçtiyse, amaç kamuoyunda konuşulanları aktarmaktı.

Tabii hemen “Öyle bir talebim yok” cevabını verdim. Sevgili dostum devam etti “bize çok haksızlık ediyorsunuz, genel başkan çok çalışıyor, ama medya bunları yazmıyor” dedi. Sonra da ekledi “Zaten sizlerle konuşsak bile yazamazsınız ki. Melih Aşık da böyle yapıyor.”

Ne diyeyim, pes yani. Bir kere medya CHP ile ilgili haber yapmıyor değil ki. Kılıçdaroğlu nereye gitse haber oluyor, görüntüleri yayınlanıyor. Haber kanalları salı konuşmalarını naklen yayınlıyor. CHP’liler her tartışma programına davet ediliyor.

Yapılmayan, CHP haberlerine yer vermemek değil, AKP ile ilgili olumsuz haberlere yer vermemek. Bugün benim de duyduğum sıkıntı bu. Ülkeyi bir korku çemberi içinde yöneten AKP’nin bırakın yolsuzluk haberlerine, skandalların ortaya çıkarılmasına, en küçük bir eleştiriye bile tahammülü yok.

Ve ne yazıktır ki, medya da bu korkudan nasibini alıyor, AKP ile ilgili çok önemli haberlere yer vermiyor ya da çok çekingen biçimde, halkın pek anlamayacağı biçimde yazıyor.
CHP yönetimi “Benim haberimi koymuyorlar” psikolojisinden kurtulmalı ve medyada yer alacak eylemlere imza atmalıdır. Galatasaray Stadı’ndaki protestoya bile twitter’dan üstelik “Başbakan’a yapılana çok üzüldük” diye tepki gösteren bir ana muhalefet basında yer almamaktan şikâyet edemez.

CHP gönüllü danışmanı bunları ne kadar algıladı bilemiyorum, çünkü telefonu kapatırken CHP yöneticileriyle görüşemiyor olduğumdan şikâyet ettiğimi ima ederek “Tamam tamam mesajınızı aldım” dedi.
Ne diyeyim ki?

*****

Görüntüleri izlemeye gerek yok

Salı akşamı katılanların tamamı Galatasaraylı olan bir gece eğlencesindeydim. Su Ada’daki yemekte galiba bir kadın avukat Fenerbahçeliydi bir de tanınmış Beşiktaşlı vardı. İyi bir Fenerbahçeli olmama rağmen Galatasaraylı dostlarım pek çok.

O gece şunu gördüm ki, beklenmedik bazı gelişmeler, sporda özlediğimiz dostluk ve kardeşliği kendiliğinden gerçekleştiriyor. Gecede Galatasaray yönetiminde olanlar da eski yöneticiler de kanaat önderleri de vardı. Fenerbahçe ve Beşiktaş’tan pek çok destek aldıklarını anlattılar. Hatta Fenerbahçe’nin bile “Stadı elinizden alırlarsa, gelir burada oynarsınız” mesajı gönderdiğini bile söylediler. Tabii bunlar gayrı resmi söylemlerdir, ama eğer iktidar gerçekten böyle saçma bir şey yapmaya kalkarsa Fenerbahçe’nin “oh olsun” demeyeceğini tahmin ediyorum.
Galatasaraylılar Başbakan’ın protesto gösterilerine gösterdiği tepkiye çok kızmakla birlikte asıl hedef tahtasına Başkan Adnan Polat’ı oturtuyor. Polat’ın “stat görüntülerini polisle inceliyoruz, protestocuları bundan sonra maça sokmayacağız” sözleri açıkçası herkesi delirtmiş.
Galatasaraylılara önerim şudur; Kulüp Başkanlığına bir dilekçe yazsınlar ve desinler ki “görüntüleri incelemeye gerek yok, o gece protestoculardan biri bendim, beni stada sokmayın.”

Şimdi düşünün, Galatasaray’ın bazı yöneticileri, eski yöneticileri, kulüp üzerinde ağırlığı olan, kamuoyunun sevdiği saydığı birçok isimle birlikte on binlerce taraftar böyle bir dilekçe yazsa...

*****

AKP’de Sivas maçı hazırlığı

O büyük protestodan sonra Galatasaray yeni stadında ilk resmi maçını Sivas’la oynayacak. Gelen bilgilere göre Başbakan’ın “nankörlükle” suçladığı ve “Daha anlaşmalar bitmedi” diyerek tehdit ettiği Galatasaray taraftarları protestoları sürdürmeye niyetliymiş.

Ancak başka haberler de var. AKP de stat bozgununun rövanşını almaya hazırlanıyormuş. AKP teşkilatlarında “AKP’li Galatasaraylılar bu maça mutlaka gitsinler ve Başbakan’ı alkışlasınlar” diye telkin edilmeye başlanmış. Hatta Galatasaray’ın maça çıkarken “Sayın Başbakanımızdan özür diliyoruz“ yazılı bir panrart taşıması için bile baskılar yapıldığını duydum.
Bakalım Sivas maçında neler olacak?

*****

İşte korku imparatorluğu

Bu köşede yazdığımda ya da televizyonlarda söylediğimde çok kızanlar var. Diyorum ki “Türkiye’de bir korku imparatorluğu hâkim, demokrasi yok, faşist uygulamalar var.” Aman ne kızıyor bazıları. Hatta ileri gidip “madem korku imparatorluğu var sen nasıl böyle konuşuyorsun?” diyenler de var. İyi... Ekmekle su da vermeyin bari.
Buyrun size bir örnek. Haydi Galatasaray Başkanı, paniğe kapılıp Başbakan’ın gönlünü almak ve Galatasaray’ın ciddi maddi katkı beklediği yatırımlarını kurtarmak için “protestocuları stada almayacağız” demek gafletinde bulundu.

Peki İstanbul Emniyet Müdürü’ne ne oluyor. Sayın müdür “görüntüleri inceliyoruz, gereken önlemleri alacağız” deme cesaretini nereden buluyor? Nereden bulduğunu anlamıyor musunuz? Öyle bir korku saldı ki iktidar, emniyet müdürleri de durumdan vazife çıkarıyor işte.

*****

Para, kazanırken değil
harcarken mutluluk veriyorsa güzeldir (Rüştü Alçı)

***

Nimet Çubukçu, imam hatiplilere polislik yolunun açılması konusunda, “Çocukların hayallerini gerçekleştirebileceği bir ülke istiyoruz” demiş. İyi de, imam hatiplinin hayali din görevlisi olmak değil mi?
(Gani Yıldız)

DİĞER YENİ YAZILAR