Medyasını ortada bırakıverdi

Haberin Devamı

Argoda buna ‘satış’ derler. Başbakan kendisini ölesiye destekleyen kimi yayın organlarına öyle bir sırtını döndü ki, insanın aklına başka bir şey gelmiyor. Tabii önceki gün öğle saatlerinde Başbakan’ı canlı yayında dinleyen bu “biat medyasının” kalemşorları o anda ne düşündü bilemiyorum.

Önceki gün askerin şiddetli eleştirilerine karşı “demokratik tavır” göstererek adeta “haddini bil paşa” diyenlerin neredeyse tamamı dün süt dökmüş kedi gibiydi. AKP’ye destek veren bazı gazeteler Erdoğan’ın “Benim durduğum yer belli, durmayanlar düşünsün” sözlerini birinci sayfalarından görmemeyi tercih etmişlerdi.

Herhalde böyle yapınca bir gün öncesinin unutulmuş olacağını sanıyorlar. Yine bu konuda tek çıkış Taraf Gazetesi’nden geldi. Onlar mesajı ‘satış’ olarak algılamışlar belli ki ve “Paşasının Başbakanı” manşetiyle çıkmışlardı.

Başbakan dün buna çok kızdı. Bu kez direk Taraf’ı hedef alarak “Ben milletin başbakanıyım” dedi. Taraf’ı daha da yalnızlığa itti.

Şimdi dün itibarıyla durum biraz daha da karıştı. Çünkü Genelkurmay Başkanı ilk gün çok sert eleştiride bulunurken, Taraf Gazetesi’nin yayınları ile ilgili herhangi bir yalanlamada bulunmamıştı. Bu tutum, biat medyasından olmayan pek çok gerçek demokrat yazarın da dikkatini çekmiş ve bu yönde eleştiriler köşelerde yer almıştı.

Oysa dün Genelkurmay söz konusu görüntülerin Aktütün’le ilgili olmadığını “koordinatlar” vererek açıkladı. Yani kasıtlı bir yıpratma çabasının üstüne bir de “yalan” haber eklenmiş oldu. Bu da “basın özgürlüğü” adına savunma yapmayı zorlaştırıyor açıkçası.

Burada benim asıl dikkatimi çeken Başbakan’ın aldığı aykırı tavır oldu. Kimse kimseyi kandırmasın, Taraf Gazetesi’ni bir kenara bırakın, ama AKP’ye destek veren gazeteler de günlerdir benzer yayınların biraz hafifletilmişini yapıyordu.

Bu gazetelerin Tayyip Erdoğan ve AKP kurmayları ile bağlantıları hepimiz tarafından biliniyor. Yani bu yayınlardan AKP’nin en tepesinin haberi ve hatta belki de onayı var. Taraf Gazetesi sadece olayı daha dramatik hale getiriyor o kadar.

Tayyip Erdoğan’ın bir anda askerle “aynı konumda” olduğunu açıklaması son iki gün içinde önemli gelişmelerin yaşandığı hissini veriyor insana.

Asker, 12 Eylül’den bu yana açıklama yaparken hiç ‘5 komutanla’ görüntü vermemişti. Yeni Genelkurmay Başkanı’nın huyu suyu henüz tam anlaşılamadı ama bu görüntünün ürkütücü olduğunu da söylemeliyim.

Belli ki şimdi bu tabloya 6. isim de eklenmiş oldu. Ve bu 6. isim adeta “eti senin kemiği benim” mantığı ile belli bir medyayı öne sürüverdi.

Bu açıdan bakınca Tayyip Erdoğan’ın “medya eleştirisi olsun da nasıl olursa olsun” gibi bir düşünceden hareket etmediğini, bunun hesaplanmış bir çıkış olduğunu düşünüyorum.

*****


Gönül almada gariplik var

Cumhurbaşkanı Gül, Frankfurt’ta Prof. Fuat Sezgin’i ziyaret etti. Ziyaretin önemi şuydu: Prof. Sezgin, Gülhane Parkı’ndaki İslam Bilimleri Müzesi’nin kuruluşunu gerçekleştiren isim. Kendisine verilmek istenen TBMM Üstün Hizmet Ödülü’nü reddetmişti. Habere göre Gül de bu ziyaretle Sezgin’in gönlünü almak istemiş.

Ancak konuyla ilgili edindiğim bazı bilgiler “gönül alma” ziyaretinin altında, AKP’ye yakın bir mimarın yolsuzluğa bulaşmış olması ihtimalinin yattığını öğrendim.

Sezgin, müzenin mimarlığını yapan kişinin Kültür Bakanlığı’ndan 10 milyon liraya yakın haksız kazanç sağladığını tahmin ediyormuş. Bu konudaki kuşkularını da hem Cumhurbaşkanı’na hem de Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’a aktarmış. Sezgin’in son buluşmada da konuyu dile getirdiğini ve bir cevap beklediğini söylediğini sanıyorum.

Bakanlık ise Prof. Fuat Sezgin’in “zor memnun” olan biri olduğunu ve müzenin inşaatının bu nedenle geciktiğini ileri sürüyor. Bakalım bu işin altından da bir yolsuzluk çıkacak mı?

*****


Bülent Ersoy ve Armağan Çağlayan’a Azeri sitemi !

Ben izlemedim ama geçenlerde Pop Star Alaturka yarışmasına bir Azeri şarkıcı da katılmış. Programın eleştiri bölümünde Bülent Ersoy ve Armağan Çağlayan yarışmacının Azeri lehçesiyle yaptığı konuşmaları hayli alaya almışlar. Azeri şarkıcı renkten renge girmiş ama bir şey söyleyememiş.

Dediğim gibi ben programı izlemedim, Ama Bakü’de öğrendim, anlatan MHP’li Milletvekili Tuğrul Türkeş’ti. Azeri bir bakan, Türkeş’e demiş ki, “O kadar öfkelendim ki, içimden Türkiye’ye uçup stüdyoya girmek ve ağızlarının payını vermek geldi.”

Haliyle “Neden bu kadar öfkelenmiş?” diye sordum. Türkeş, “Ben de hemen aynı soruyu sordum” dedikten sonra devam etti:

“Azeri lehçesi ile Türkçe arasında bazı farklılıklar var. Bu nedenle çok komik durumlar da oluyor. Azeriler buna alışmış artık. Ama bakanın dediğine göre o programda dil farkı nedeniyle oluşan espri çok aşılmış ve Bülent Ersoy ve Armağan Çağlayan Azerileri alaya alan, dillerini ve yaşam biçimlerini küçümseyen ifadeler kullanmışlar.”

Tuğrul Türkeş daha sonra bana göre çok daha ilginç bir şey söyledi. Türkeş’e göre bu bakan ve tabii ki diğerleri de bu programdaki alayları kasıtlı bulmuşlar. Direk kanalın sahibinin talimatı olacağını düşünmüşler. Tuğrul Türkeş böyle bir şeyin söz konusu olamayacağını, Türkiye’de ne iktidarın ne patronların bu tür davranış içinde olabileceğini anlatmış.

Ancak Türkeş’e göre Azeri bakan bu yolla bir mesaj göndermek istiyor. Türkeş “Yani demek istiyor ki, biz sizi çok yakından izliyoruz, magazin programlarınızı bile izliyoruz, ama lütfen bize karşı biraz saygılı olun” dedi.

Ben de en azından Bülent Ersoy’la Armağan Çağlayan’a haber vereyim dedim.


*****


Birkaç komik örnek

Türkçe ve Azeri dili çok benziyor. Eğer karşınızdaki hızlı konuşmazsa söylediği her şeyi anlıyorsunuz. Ancak bazı kelimeler çok farklı olduğu gibi bizdeki bazı kelimelerin anlamı da Azericede farklı. Örneğin, ‘inmek’ yerine ‘düşmek’ diyorlar. ‘Eski’ yerine ‘köhne’ sözcüğünü kullanıyorlar. Ecevit başbakanlığı bıraktıktan sonraki bir Bakü ziyaretinde uçak indiğinde havaalanında şöyle bir anons yapılmış: “Köhne Türkiye Başbakanı Bakü’ye düştü.”

‘Bardak’ Azeri dilinde fahişe anlamına da geliyormuş. Bir Türk bakan sabah kahvaltısında garsona “Bana bir bardak getir” demiş. Az sonra şef garson gelmiş “Efendim bu saatte bardak bulamayız, hepsi uyuyordur” demiş.

‘Huy’ sözcüğü de Rusça’da “erkeklik organı” anlamına geliyormuş. Azeriler de argoda bunu kullanıyormuş. Bir iş kadını sohbet ettiği kadının kocasını övmek için “Kocanızın huyu çok güzel” deyince kadın düşüp bayılmış. Bu esprili durumlara Azeriler de gülüyor. Onların kırgınlığı, bu farklılığın alaya alınması ve Azeri halkının toptan küçümsenmesi. Haksız değiller.


*****


Bilgi büyük adamı alçak gönüllü yapar, normal adamı şaşırtır, küçük adamı ise kibirlendirir.

DİĞER YENİ YAZILAR