Meclis eğer isterse “dünya tepsi gibi düzdür” kararı çıkarabilir

Haberin Devamı

Sevgili okurlar; geçen hafta “Anayasa Mahkemesi Yargıtay’ın parti kapatma davasını kabul eder-etmez” tartışmalarına son nokta konuldu ve AKP’nin kapatılması ile ilgili açılan dava resmen yürürlüğe girdi. Artık sıra AKP’nin savunmasında.

Başbakan Erdoğan davanın resmi kabulüne kadar ortamı gerginleştirmeyi tercih etti. Ne zaman ki Anayasa Mahkemesi’nden “oy birliği ile” karar çıktı, Erdoğan’ın üslubunda da değişiklik başladı. 17 gün boyunca özellikle üst üste topladığı AKP kadın kolları toplantılarında etrafa ateş saçan Erdoğan “Yargı görevini yapacak, biz de kendi işimizi” demeye başladı.

“Kendi işimiz!” dediği, belli ki AKP’nin kapatılmasını önleyecek Anayasa değişikliğini kotarmak. Bunu yaparken de “Kendimiz için bir şey istiyorsak namerdiz, maksat demokrasi” diyecekler.

İzleyenler hatırlayacaktır, geçen hafta Skytürk’te Enver Aysever’in sunduğu tartışma programında Mehmet Metiner “AKP davayı bir kenara bırakmalı ve bundan bağımsız olarak Anayasa değişikliği yapmalı” demişti. Ben de “Bütün halkı aptal yerine koymak istiyorsunuz yani” demiştim. Öyle yapacaklar anlaşılan.

Sevgili okurlar; bir taraftan kapatma davası sürerken, diğer taraftan kapatma gerekçelerini ortadan kaldıracak olan Anayasa değişikliği düzenlemesi elbette tartışma yaratıyor. Gerçi bunun en azından Anayasa’ya aykırı olduğu biliniyor ama yine de tartışılıyor.

AKP ve yandaşı çevreler demokrasiyi kendi çıkarları adına yorumladıkları için “En büyük güç meclis, Meclis’in çıkardığı bir karar nasıl olur da hakimler tarafından yok sayılır, böyle demokrasi mi olur?” diye sorarak demokrasinin temel nitelikleri hakkında yeterli bilgisi olmayan normal vatandaşların zihinlerini kirletmeye çabalıyor.

Demokrasinin üç temel erki yasama-yürütme-yargı ilkesini yok sayan bu anlayış Türkiye’yi 1800’lerdeki tartışmaya sokmak istiyor. Çağdaş ülkeler yargı denetimini tartışmayı yüz yıldan fazla zaman önce bıraktı.

Sevgili okurlar; elbette yasama demokrasinin en temel ve vazgeçilmez unsuru. Ama sayısal çoğunluk her şey değildir. Tabii buna karşın sayısal çoğunluğu elde tutarak aklınıza gelen her kararı çıkarabilirsiniz. Örneğin bir parlamento “Dünya tepsi gibi düzdür” şeklinde bir kararı oylamaya sunabilir ve bu kabul de edilebilir. Meclis’in çıkardığı her karar doğru olmayabilir. İşte bunun için demokrasilerde yargı denetimi de konulmuştur. Yargı, iktidarın yanında ya da karşısında değildir. Hepinize iyi haftalar dilerim.

*****

-miş’li zamanlar

Yıldırım Tuna’dan; yaşlı çift yataklarına girmişler, adam uykuya geçmek üzere... Ama hanımı aniden bastıran bir romantik dalganın tesirinde... Kocasıyla sohbet etmek istemiş. Dudaklarında hülyalı bir gülümseme, gözleri uzaklardaki zamanlarda: “Bana kur yapacağında elimi tutardın...” demiş. Adam, gözleri hâlâ uykuda, elini uzatmış, elini hanımının elinin üzerine koymuş. Birkaç dakika geçmiş. “Sonra beni öperdin...” demiş hanımı. Adam uykusu ile hanımı arasında bocalamış, uykusunu kaçırmaktan imtina ederek uzanmış ve yanağına bir öpücük kondurmuş, aynı ağır çekimle başını yastığına tekrar yerleştirmiş. Artık huzurlu bir uykuya geçmeye tamamen hazır... Ama hanımı devam etmiş: “Sonra boynumdan hafifçe ısırırdın...” Adam oyuncağı elinden alınmış çocuk huzursuzluğuyla yorganı kaldırmış, yataktan kalkmış. Hanımı sormuş: “Nereye gidiyorsun?” Adamın cevabı, “Dişlerimi takmaya” olmuş.

*****

Anayasa Mahkemesi elbette taraftır

Bir yanlış düşünce var. Kimileri yargının tarafsızlığına gölge düşürmeye çalışarak AKP’yi kurtarma çabasında. Bunun için de özellikle Anayasa Mahkemesi üyelerinin çoğunun 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından seçildiğini, bu nedenle ne karar vereceklerinin de zaten belli olduğunu yaymaya çalışıyor.

Bu görüş teknik olarak doğru ama hukiki olarak tamamen yanlıştır. Evet, Anayasa Mahkemesi taraftır. Sadece Türkiye’de değil bütün dünyada taraftır. Anayasa mahkemeleri bulundukları ülkelerin kuruluş felsefelerinden ve anayasalarından taraftır ve bunun için kurulmuşlardır.

Bu nedenle Türkiye’deki Anayasa Mahkemesi de laik, demokratik cumhuriyetten yana taraftır ve onu korumak için kurulmuştur. Bugün AKP hakkında kimileri tarafından beğenilmediği için kapatma davası açılmamıştır. AKP Anayasa’nın en temel ilkesi olan laikliğe aykırı davranmakla suçlanmaktadır.

Anayasa Mahkemesi duygularını siyasetle karıştırarak karar vermeyecektir. AKP’nin laiklik ilkesini ihlal edip etmediğine bakacaktır. Eğer AKP’nin laiklikle ilgili suç işlediği konusunda güçlü delillere dayanarak bir kanaat oluşursa elbette kapatma kararı verecektir.

Bu mahkeme Türkiye Cumhuriyeti’nin ayakta kalması için vardır ve hep olacaktır. Bunun böyle bilinmesi gerek.

*****

Liberaller rahatladı

Erdoğan’ın öfkesi, yarattığı gerginlik üstüne bir de AB ilişkilerindeki soğuma gelince bazı liberallerin kafası karışmıştı. Körü körüne destekledikleri AKP’yi savunamaz hale gelenler “ince ince” eleştirilere de başlamışlardı.

Aslında iyi niyetli eleştirilerdi bunlar ama Tayyip Bey daha da öfkelenmiş ve bu tür liberallere “hain” demekten çekinmemişti.

Başbakan İsveç’ten müjde vererek AB’ye tekrar asılacaklarını söyledi. Bu açıklama liberal kesime rahat bir nefes aldırdı. Şimdi kaldıkları yerden AKP’yi desteklemeye devam edebilecekler artık.

*****

Çay kimin?

Karadeniz sahilindeki şirin bir kasabadan geçerken çay bahçesinde mola verdik. Masada üç kişiyiz. Garsona çay söyledik. Az sonra bir başka garson elinde üç çayla yanımıza geldi. Arkadaşlardan biri “Çay benim” dedi. Garson çayı verdi. Diğer arkadaşım da “Çay benim” der havasıyla elini uzattı ve çayını aldı. Garson bana çay vermeden yanımızda beklemeye başladı. Ben de şaşırmış bir şekilde garsonun yüzüne bakıyorum. Garson hiç istifini bozmadan “Bu çay kimin?” diye sormaz mı! (N. A.)

*****

Elinden geldiği halde kötülüğe engel olmayan, onu teşvik ediyor demektir. Latin atasözü

DİĞER YENİ YAZILAR