Madem bizi çok seviyorlar KKTC’yi tanısınlar o zaman

Haberin Devamı

İsrail’in yardım gemisine yaptığı alçak saldırıdan sonra Arap ülkelerinde Türkiye lehine büyük gösteriler yapılıyor. Aslında bu gösteriler Tayyip Erdoğan’ın “van minüt” çıkışından sonra başlamıştı. Bölgeyi bilenler “Arapların evlerinin duvarlarını artık Erdoğan fotoğrafları süslüyor. Erdoğan bölgedeki tek erkek lider olarak tanımlanıyor” diyor.

Açıkçası bir başka ülkede Türk bayraklarıyla yapılan büyük gösteriler ister istemez hepimizin duygularını okşuyor. Bunu da kabullenmek gerek.

Ancak yapılan gösteriler, olağanüstü sevgi mesajları bizim adımıza bir sonuç vermiyor ki. Sorun bu.

Bütün Arap ülkelerinin, hatta tüm Müslüman ülkelerin halklarında Türkiye hayranlığının oluşması, hükümetlerinin Türkiye’nin yanında olduğunu göstermiyor.

Türk dış politikasının çok başarılı olduğu, Türkiye’nin özellikle Orta Doğu’nun ve İslam ülkelerinin lideri gibi göründüğü söyleniyor da, biz bunun karşılığını alamıyoruz.
Geriye doğru biraz gidin ve bakın bakalım, halkları Türkiye’yi bağrına basan Arap ülkeleri hangi konuda Türkiye’nin yanında durmuşlar.

Şimdi bence bir fırsat var. Hem bu hükümet gerçekten çok başarılı bir dış politika yürüttüğünü kanıtlamalı, hem de Arap ülkeleri Türkiye sevgisini göstermeli.

Sınavımız çok basit: Türkiye öncelikle Arap ülkelerinden daha sonra da başta Türk cumhuriyetleri olmak üzere Müslüman ülkelerden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni artık tanımasını istesin.

Herhalde Orta Doğu’daki Arap ülkeleri için KKTC’yi tanımak çok büyük sorun olmayacaktır.

Arap ülkeleri KKTC ile diplomatik ilişki kursunlar, karşılıklı elçiler atasınlar, ambargoyu kaldırsınlar.
Peki yaparlar mı bunu?

Hiç sanmıyorum. Hatta tam tersine hepsi Güney’deki Kıbrıs Rum Devleti’ni çoktan tanıdılar da akıllarına KKTC bir türlü gelmiyor.

Kimse bu konuda “Dünya dengeleri, Araplar bunu yapamaz” gibi sözlerle duruma bahane aramasın. Eğer Araplar istese bal gibi de KKTC’yi tanıyabilirler.

Araplar tanımıyor da Türkiye ikili ilişkilerinde bu tür talepleri dile getiriyor mu? Bildiğimiz kadarıyla hayır. Türkiye de KKTC’nin tanınması için bu ülkelere baskı yapmıyor, hatta baskıyı bırakın ricacı bile değil.

Sesini yükseltip, ağır hakaretler sarf ettiğiniz zaman demek ki dış politika olmuyormuş bu. Öyle değil mi?


*****


Yüzde 33-66

Metropoll şirketi “Hükümetin İsrail’e yönelik kararlarını yeterli buluyor musunuz” diye sormuş. Halkın yüzde 33’ü yeterli bulduğunu söylerken yüzde 66’sı buna “hayır” demiş.
Çok liginç geldi bu sonuç bana. Acaba soruya cevap verenler “evet-hayır” derken hangi kriterleri önde tuttular? Gerçekten alınan kararları ve verilen tepkileri mi gözden geçirip cevap verdiler yoksa doğrudan kendi siyasi görüşlerini mi ortaya koydular?

Siyasi olma ihtimali bana göre ağır basıyor. Bu durumda sanki AKP’ye destek verenler yüzde 33. Hatta daha bile altı. Yüzde 66 ise bana sanki “AKP’ye olan toplam güvensizliğin ve muhalefetin” oranı gibi geliyor.


*****


İSPARK satılmıyor

Cumartesi günü İSPARK’la ilgili yazdığım yazılar üzerine Genel Müdür Kadir Gurbetçi aradı. Yazı için teşekkür ettikten sonra bazı konularda bilgi vermek istediğini söyledi. Bunun üzerine sorularımı kendisine yönelttim.
Birincisi, İSPARK’ın özelleştirilmesi henüz düşünülmüyormuş, onu belirteyim. Araç sahiplerinin plakalarına yazılan park ücretlerini sordum. Makul bir cevap verdi: “Bazı sürücüler araçlarını iki saatliğine park edip ücreti ödüyorlar. Ama işleri gereği daha fazla kalıyorlar. Bu sırada görevliler ilave park ücretini yazıyor. Araç sahibi aracını aldığı sırada görevliyi görmemişse bu borç olarak gözüküyor.”

Gurbetçi, park paralarına asla faiz işletilmediğini, sürücülerin ne zaman öderlerse ödesinler aynı parayı vereceklerini belirtti.

Sordum, İstanbul sokaklarında 1700 görevli çalışıyormuş. 1000’inde el terminali bulunuyormuş. Gurbetçi, araç sahibi vatandaşları da toplu taşımaya yönlendirmek için metrobüs ve deniz otobüsü yakınlarındaki otoparklarda tam gün ücretinin 1-3 lira arasında tutulduğunu belirtti.

Park paralarıyla ne yapıldığı sordum. Yüzde 25’i Büyükşehir Belediyesi’ne gidiyormuş O da bunun yarısını ilçe belediyelerine dağıtıyormuş. Vergi, çalışanların SSK primleri, stopajlar çıktıktan sonra kalan parayla da açık ve kapalı otoparklar yapılıyormuş.


*****


Bodrum’da Ajda Pekkan’ın Fransız’ını izledik

Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen, Shop and Miles kredi kartının 10’uncu hizmet yılını doldurması nedeniyle düzenledikleri bir etkinliğe davet etti bu hafta sonu. Organizasyonu yapan Bernaylafem’in ortağı sevgili Berna Sağlam da ısrarla “Mutlaka gelmelisin” deyince cumartesi günü Bodrum’a gittim.

Tesadüfe bakın ki davetin yapıldığı Türkbükü’ndeki Maça Kızı’nın da 10’uncu kuruluş yılı. İkisini bir arada kutladık böylelikle. O konuyu da pazar günü nostalji bölümünde yazarım.

Garanti Bankası bu özel gece için Fransızların ünlü şarkıcı, film ve şov yıldızı Arielle Dombasle’ı özel olarak getirtmiş. Arielle çok ilginç bir kadın. Hiçbir biyografisinde “doğum yılı” yok. Yaşının 54 olduğunu da 64 olduğunu da söyleyen var.

Hepsi bir yana Arielle için “dünyanın en seksi kadınlarından” biri tanımı yapılıyor. Hakkını yememek gerek, yaşı kaç olursa olsun, 18 yaşındaki bir genç kız görünümü var.

Arielle, Fransa’nın “popstar” gibi davranan filozoflarından Bernard Henri Lévy ile evli. Çift sık sık medyaya mutluluk pozları veriyor. Lévy, Sarkozy’nin de arkadaşı olduğu için Başkanlık Sarayı’na da girip çıkabiliyorlar. Ama Arielle aynı anda Crazy Show’da sahne alabiliyor.

Arielle Dombasle’ı ilk kez sahnede gördüm. En ünlü şarkısı Amor Amor. Arielle sahne aldığında açıkçası gözlerime inanamadım. Çünkü tıpkı Ajda Pekkan. Görünümü, jestleri, tavırları neredeyse bire bir tutuyor. Kim kimden esinlenmiş bilemem tabii.

Daveti Garanti Bankası düzenledi ama, herkesi o kadar iyi ağırladılar ve özellikle banka ile ilgili reklam telaşına kapılmadılar ki, bize sadece hoş bir hafta sonu kaldı.
Birkaç bankanın kredi kartını kullanıyorum. Cebimdeki en eski kart ise Shop and Miles. Bu kartın en eski üyelerinden biri olarak böyle keyifli bir geceyi hak ettim herhalde.


*****


Başbakan, Kılıçdaroğlu için, “Desteksiz atmayla bir şey elde edilse Erzurumlu Teyo Pehlivan cihan padişahı olur” demiş. Bizim bildiğimiz, “Padişah” yakıştırması Başbakan’a yapılıyordu!
(Gani Yıldız)

DİĞER YENİ YAZILAR