"Light" dekolte fıkralar

Haberin Devamı

Geçen hafta sizlere Yıldırım Tuna’dan dekolte fıkralar sunacağımı söylemiştim. Birkaç tane birikti, hepsini birden okuyuverelim. Ama dedeğim gibi çocukları uzak tutun, sonra söylemedi demeyin:

“Hakkınızda ağır hakaretten şikâyet var” demiş hâkim, “Anlatın bakalım ne oldu?”

- Balkondan bakarken bana aşağıdan dil çıkarttı efendim.

- Peki... Siz ona ne cevap verdiniz?

- “Bana bakar mısınız belli bir ücret karşılığı cinsel ilişkide bulunan bayanın oğlu. Şu anda oraya ulaşabilirsem anneniz sizi doğururken kendisine yardımcı olan bayan sağlık görevlisinin cinsel organını size gösterebilirim” dedim. Tabii o sinirle tam olarak bu kelimeleri kullanamamış olabilirim!

***


Gelin evlenmeden önce eski kafalı annesi “Kocanın yanında sakın çırılçıplak olma” demiş, “Üzerinde mutlaka bir şey olsun. Kolay ve basit biri olarak görmesin seni.” Kızı “Tamam anne” demiş. Evlendikten 2 hafta sonra yatağa girerlerken “Bana bakar mısın” demiş kocası, “Sizin sülalede hiç manyak var mı?” Karısı “Yooo. Neden sordun?” diye sorunca adam cevaplamış: “Hayatım evlendiğimiz geceden beri şu aptal şapkayla koynuma girmiyor musun, deli oluyorum.”

***


Geniş aile toplanmış, bütün jenerasyonlar yemek masasının etrafında. Muzip gençler büyükbabanın içeceğine bir tablet ‘viagra’ atmışlar. Bir süre sonra büyükbaba tuvalete gitmek için masadan kalkmış ama döndüğünde bütün pantolonu sırılsıklam. “Aa... Ne oldu?” diye ayağa kalkmış masadakiler, “Valla tam olarak bilmiyorum” diye cevap vermiş büyükbaba, “Tam ihtiyacımı görürken bir baktım bu benimki değil, tıktım içeri!”

***


Genç genel müdür belden aşağısı tutmayan patronunu ziyarete gitmiş, konuşma sırasında felçli patron üst kattaki terliklerini getirmesini rica etmiş. Genç adam üst kata çıkmış ki patronunun 2 tane olgun ve afet kızları karşısında. Maceracı ruhu, çabuk düşünebilme yeteneği ile “Kızlar” demiş, “Beni babanız buraya sizlerle seks yapmam için gönderdi.” Kızlar “Aa...” demişler, “Babamız böyle bir şey söylemez.” Genç, pişkin biçimde “Öyle mi, sizler de duyun o zaman” demiş ve aşağıya seslenmiş “İkisini de mi?” diye. “Tabii yahu” diye gelmiş cevap, “Lütfen... İkisini de.”



***




Hızlı düşün, sakin ol, güçlü görün

Adamın biri Afrika’da safariye çıkarken yanına minik köpeğini de almış. Minik köpek ormanda dolaşıp, kelebekleri kovalar, çiçekleri koklarken kaybolduğunu fark etmiş. Ne yapacağını düşünürken bir de bakmış ki, karşıdan bir leopar geliyor ve belliki günlük yiyeceğini arıyor.

“Şimdi başım dertte” diye düşünmüş minik köpek. Etrafına bakmış yerde kemik parçalarını görmüş. Hemen arkasını leoparın geldigi yöne dönerek kemikleri yemeye başlamış, bu arada da arkadaki haraketi kestirmeye çalışıyormuş. Leopar tam saldıracakken minik köpek kendi kendine konuşmaya başlamış: “Ne kadar lezzetli bir leoparmış. Acaba etrafta bundan bir tane daha var mıdır?”

Bunu duyan leopar bir anda donmuş kalmış ve en yakındaki ağaca tırmanarak dalların arasına saklanmış.

Bütün bunlar olup biterken bir başka ağacın üstündeki bir maymun onları izliyormuş. Bildiklerini kullanarak leoparın yiyecek olarak kendisine saldırmasından kurtulacağını düşünmüş. Leoparın yanına giderek neler olduğunu anlatmış. Leopar köpeğin yaptıklarına çok sinirlenmiş ve maymuna “Atla sırtıma gidip şunu yakalayalım” demiş.

Ancak minik köpek neler olduğunu ve leoparın sırtında maymunla birlikte yaklaştığını fark edince “Şimdi ne yapacağım” diye düşünürken kaçmaya teşebbüs etmemiş. Bunun yerine arkasını yine leoparın geldiği yöne dönerek, kemikleri yemeye devam etmiş.

Tam leopar saldıracakken yine kendi kendine konuşmaya başlamış: “Bu aptal maymun da nerede kaldı? Yarım saat önce bir leopar daha getirsin diye gönderdim hâlâ haber yok.”

Zekâ işte böyle bir şey işte. Hızlı düşün, sakin ol, güçlü görün, düşmanını kendi silahı ile yen.



***




Son günlerdeki malum kişinin teşekkür ilanı

- Işık hızıyla tahliyemi sağlayan yargı mensuplarına...

- Beni 3 avukat savunurken, çocuk için avukat tutmayan SHÇEK yetkililerine...

- “İntihar etmeyi düşünüyorum” diyen çocuk için “psikolojisinde bozulma yok” diyen İstanbul Adli Tıp Kurumu’na ve Adalet Bakanı’na...

- Çoluk çocuk sahibi olduğu halde sessiz kalarak benden yana tavır koyan Sağlık Bakanı’na...

- Kadının saçının teli görünecek diye ortalığı birbirine katarken benim olayda kıllarını kıpırdatmayan din kardeşlerime...

- Türban için İnsan Hakları Mahkemesi’ne giderken bu olayı görmezden gelen First Lady’ye...

- “Din tüccarı yazar” olduğum için benden desteğini esirgemeyen F tipi medya organlarına...

- Toplumsal sorumluluğu sadece “Ermeni ve Kürt sorunuyla” sınırlı yazar ve aydınlara..

- Beni almaya geldiğinde gururlu şekilde sırıtan eşime...

Teşekkürü bir borç bilirim!

DİĞER YENİ YAZILAR