Liderlerin keyfi yerinde galiba

Haberin Devamı

İnanın gerçekten pek ihtimal vermeyerek ilk kez yazdığım ve “seçim efsanesi” dediğim bilgisayar hilesi olayı giderek çapraşık bir hal alıyor.

İşte dün Hürriyet Gazetesi’nde Yalçın Bayer’in İzmir’deki 6 sandıkla ilgili çarpıcı yazısını ben de köşeme taşımıştım. İzmir’deki 6 sandıkta alınan oylarla, bilgisayardaki karşılıkları birbirini tutmuyordu.

Dün de pek çok okurdan kendi sandıkları ile ilgili bilgiler geldi. Tabii bunların imzalı tutanağı yok, ama herkes oy kullandığı sandıktan çıkan sonucu bir kenara yazıyor, şimdi bunları bilgisayarla karşılaştırıyor. Her taraftan “Bizim tuttuğumuz rakamlarla bilgisayardaki rakamlar aynı değil” şikayetleri geliyor.

Hele bir okur bilgisayardaki bir sandık sonucunu göndermiş bir yeri işaretlemiş. Burada bir parti için rakamı görünüyor. Okur da soruyor “Bu sandıkta oy kullandım ve işaretlediğim partiye oy attım. Peki benim oyum nerede?”

Bu iş bana daha da büyüyecek gibi geliyor.

Tamam da, eğer tüm bu ifadeler gerçekse bunu kim ortaya çıkaracak.

Vatandaş olarak bizim yapabileceğimiz hiçbir şey yok. Belki diğer vatandaşlardan farklı olarak benim de aralarında bulunduğumu birkaç gazeteci konuyu kendi köşelerine taşıyorlar.

Partiler tatilde mi?

Asıl görev partilere düşüyor. CHP ve MHP’nin bu konuda çalıştığını yazmıştım dün. Ama bakıyorum bu çalışmalarla ilgili hiçbir açıklama yok. Acaba çok sayıda tutanak toplamaya mı çalışıyorlar yoksa konunun ortaya atıldığı ilk günden beri yaptıkları gibi umursamıyorlar mı?

Yoksa bu seçim sonuçlarından AKP dışındaki bütün partiler çok mu memnun ve keyiflerinin kaçmasını mı istemiyor?

Bunu anlamak mümkün değil.

Oyuncak değil ki bu, bilgisayar. “Pardon yanlış çıkmış” diyemezsiniz. Bir seçim bölgesinde ne yazıldıysa, YSK bilgisayarının ekranında aynısının çıkması gerek. Oysa İzmir’den gelen belgeye göre sandık sonuçlarının bilgisayara geçirilme tutanağındaki rakamlarla, YSK bilgisayarında görünen rakamlar farklı. Bir tane farklı yazılımın bile hadise yaratması gerekirken Türkiye’de nedense çıt çıkmıyor.

YSK’nın sorumluluğu

Tabii partiler adeta keyifleri bozulmasın diye yerlerinde otururken YSK Başkanı da rahat nefes alıyor.

Çünkü artık çok belli ki YSK bölgelerden on line sistemle gelen sonuçları aynen kabul ederek herhangi bir denetlemeye tabi tutmadan resmi sonuç olarak açıklamış.

Oysa bilgisayar verileri açıklandıktan sonra bunların elle yazılmış tutanaklarının da Ankara’ya getirilmesi ve karşılaştırma yapılması gerekiyor. YSK’nın bunu yapmadığı kesin. Nitekim Başkan da açıklamalarında buna gerek kalmadığını çünkü tutanakların 6 kişi tarafından imzalandığını söylüyor.

Başkanın girmek istemediği ya da hemen inkar ettiği konu, verilerin YSK’ya giderken bir korsan program tarafından değiştirilebileceği ihtimali. “Ben bilgisayardan pek anlamam” diyen Başkan bu konudaki tereddütleri giderecek hiçbir açıklama yapmıyor.

Partiler başvurabilir mi?

Sanıyorum YSK Başkanı yasanın başında bulunduğu kuruma verdiği yetkiye güveniyor. Çünkü daha önce de yazdığım gibi YSK tüm diğer anayasal kurumların tanrısı gibi. Onun hikmetinden sual sorulamıyor. Verdiği kararlar kesin ve belli itiraz sürelerinden sonra sorgulanamıyor, dava açılamıyor.

Yani eğer bilgisayarda hile yapıldığı iddiası çok ciddileşse bile partilerin itiraz hakkının hukuken olmadığı ileri sürülebilir.

Bu durumda liderler seçim bölgelerindeki parti yetkililerinin sakladığı tutanakları bir araya getirip hepsini bilgisayar kayıtları ile karşılaştırarak incelemek durumundadır.

Toplu basın toplantısı

Gerçekten gelen tutanaklarla bilgisayar kayıtlarının tutmadığı görülürse, o zaman isteyen tek başına ama tercihen birkaç lider bir araya gelip ortak basın toplantısı yapabilir. Liderler ellerindeki tutanaklarla, bilgisayar kayıtlarını böyle bir ortak basın toplantısında gösterirlerse YSK’nın da hukuki gerekçeleri ortadan kalkabilir.

İşte o zaman tüm sandıkların tekrar sayımı gündeme gelebilir.

Bu şaibe en kısa zamanda ortadan kaldırılmalıdır. Partiler mutlaka kendi imkanları ile araştırma ve inceleme yapmalıdır.

Sonuç da ne olursa olsun, ister bir değiştirme yapılmadığı ortaya çıksın, isterse hile saptansın bu mutlaka açıklanmalıdır.



***




Yeniden sayım mı yoksa yeni seçim mi?

Bilgisayar marifetiyle oyların değiştirilmiş olduğu şüphesi eğer kanıtlanırsa, bundan sonra ne yapılacağı konusunun da kafaları karıştırdığını gözledim. Çünkü kimine göre böyle bir durumda “seçimlerin iptal edilmesi” gerekiyor. Kimine göre de “yeniden sayım” yeterli.

Bana göre de seçimlerin iptal edilmesinin bir anlamı yok. Çünkü aslında seçmenin kullandığı oylar aynen yerinde duruyor. Orada bir hile hurda yok. Sadece resmen açıklanan sonuçların değiştirilmiş olması ihtimali var.

Böyle bir durumda halkın iradesinin kullanıldığı bir gerçek.

Peki seçim sonuçları yeniden sayımla bu kez farklı olarak açıklanırsa ne olur?

Olacağı şu: Yeni duruma göre daha önce verilmiş bütün mazbatalar iptal edilir. Yeni sonuca göre kim milletvekili olma hakkı kazanmışsa mazbatalar onlara verilir. Meclis yeniden toplanır ve yemin töreni yapılır.

Yeni duruma göre kimin hükümeti kuracağı konusunda kararı Cumhurbaşkanı verir. Şu anda devam eden Cumhurbaşkanlığı seçim süreci de kendiliğinden durur ve yeni parlamento yapısına göre tekrar başlar.

Seçimin yeniden yapılması gerektiğini söyleyenler ise, 22 Temmuz’dan bu yana pekçok karar alındığını ve uygulandığını belirterek “Ortaya çok ciddi bir hukuki boşluk çıkacaktır, kaos olur, çözüm seçimdedir” diyor.

Bana göre kaos falan olmaz.




***





Eski vekile gözaltı

Emin Şirin gözaltına alınmış. Nedeni tam açıklanmadı ama Ümraniye’de ele geçen el bombaları olayı ile ilgili olduğu belirtiliyor.

Emin Şirin’in böyle bir olayla uzaktan yakından ilgisinin olması bana göre mümkün değil. Çok yakından tanıdığım Emin Şirin’in bu olayın içinde olabileceği yolunda en küçük bir izlenim bile edinmedim.

Tabii bilmediğimiz bir sır varsa açığa çıkacaktır mutlaka.

Ancak burada en dikkat çekici nokta, bir ay öncesine kadar milletvekili olan bir kişiye yapılan çirkin uygulamadır. Emin Şirin bilinen bir isim, kaçması, çağrılması halinde savcılığa gitmemesi mümkün değildir. O halde cumartesi gününden apar topar gözaltına alınıp pazartesi sabahına kadar emniyetin bir odasında sandalye üzerinde bekletilecek olmasının da anlamı yoktur. Bu olay önceki dönemde yapılan muhalefete karşı oluşan öfkenin bir hınç alma operasyonundan başka bir şey değilmiş gibi geliyor bana.

Sadece ayıp demek geliyor içimden.

DİĞER YENİ YAZILAR