Sevgili okurlar; geçen haftaki sohbetimize şu cümleyle başlamıştım: “Çok tartışmalı bir haftayı geride bıraktık, ne olacağını kestirmenin güç olduğu bir haftaya girdik. Hatta belki çok iddialı olacak ama AKP’nin iktidarda olduğu 7 yılın en önemli haftalarından birini yaşayabiliriz diyebilirim.” Sanıyorum bu tahmin aynen gerçekleşti. Üstelik “en önemli hafta” görülüyor ki bir haftayla sınırlı kalmayacak, bundan sonrakiler de aynı şekilde gidecek bir süre.
Zihniyet iflası
Demokrasi adına ama aslında Türkiye’yi bir İslam devletine götürmek amacıyla dincilerle kendilerine liberal diyen, özündeyse faşizme daha yakın çevreler arasındaki ittifak geçen hafta “zihniyetteki büyük itiraf ve çöküşün” de tablosunu çizdi. Türkiye’nin Atatürk çizgisindeki laik demokratik yapısını dönüştürmek isteyenler hiçbir ilkeye sahip olmadıklarını, savundukları görüşlerin palavradan ibaret olduğunu, öfkeye kapıldıkları an demokrasiyi ve hukuku fütursuzca ayaklar altına alabileceklerini gösterdiler.
Yalana sarılmak
Türkiye’yi dönüştürmeye çalışan bu kesim bir hafta içinde söyledikleri ve savundukları tüm fikirlere aykırı olan eylem ve davranışlarla kendi kendilerini ele verdiler. Önce insan haklarından ve hukuka saygıdan çok söz etmelerine rağmen bir fotokopi üzerinden yalanlar üreterek hem Silahlı Kuvvetler’i hem de ülkenin aydınlık insanlarını karaladılar. Aldıkları cevapları ise ne tartıştılar ne de objektif biçimde yayınladılar.
Rejimin teminatı polis
Başbakan Erdoğan rejimin teminatının polis olduğunu söyledi. Demokrasinin hiçbir kural ve tanımına uymayan bu sözlere adeta balıklama atlayan sözde liberaller aynı söylemi dile getirdiler. Bu aslında nasıl bir faşist zihniyet içinde olduklarının da itirafı ve kanıtıydı. Suça karşı örgütlenmiş, halkın can ve mal güvenliğini sağlamak üzere teşkilatlandırılmış bir silahlı gücü rejim teminatı olarak göstermenin absürtlüğüne bile aldırmadılar.
Albaya tutuklama kutlamaları
İktidara Türkiye’yi din devletine dönüştürme yolunda payandalık yapan bu sözde liberal, özünde faşist kesim en önemli itiraflarından birini de Albay Çiçek’in serbest bırakılması üzerine yaptı. Askeri yargının taraflı olduğunu ve emir komuta zinciri altında çalıştığını ileri süren bu kesim albayın sivil savcılarca saatlerce sorgulanıp tutuklanması konusunda adeta bayram havası yaşamış ve “sivil yargının erdemlerini” anlatmak için gece yarıları televizyon kanallarını gezerek zafer kutlamaları yapmıştı.
Sivil yargıya hakaret
AKP yandaşlarının zafer çığlıkları, 18 saat sonra yine sivil mahkeme tarafından alınan bir kararla bir anda kesildi ve bu kez her şey tersine döndü. Bir saat öncesine kadar sivil yargının ne kadar önemli olduğunu anlatan bu kesim, albayın serbest bırakılması üzerine yargının bağımsız olmadığını, bir şeyler döndüğünü, şüpheli bir durum olduğunu anlatmaya başladılar.
Bu nasıl bir anlayış?
Bu olay iktidar ve yandaşlarının foyalarının ortaya çıkmasını da sağladı. İktidar ve yandaşları için hukuk ve demokrasi sadece kendi anlayışlarına hizmet ettiğinde geçerli. Eğer yargı beğendikleri bir kararı verirse, yargı iyi, yok tersi olursa yargı tu kaka. Böyle bir anlayışın ne demokraside ne hukuka saygıda ve en önemlisi ne de ahlakta yeri olduğu herhalde kabul edilir bir gerçektir. Ancak ne yazık ki bu zihniyet çok uzun zamandır yalan, dolan, ahlak ve vicdan dışı davranış, ilkesizlik konularında hep aynıydı. Değişen bir şey yok, ama sanıyorum bu kez beyinlerini yıkadıkları kişilerin bile bir an durup düşünmelerine neden oldular.
İngiliz gazetesinin yazısı
Geçen haftaki yazılarımdan biri, hiçbir ilkesi olmayan bu kesimlerde hayli hareket yarattı. Aslında bana ait olmayan, bizdeki tatlısu demokratlarının ve sözde liberallerinin çok sevdikleri bir İngiliz gazetesinin makalesiydi çok kızdıkları. Ama hepsi pek kurnaz olduklarından bu yazıyı cuntacı fikirlerim yüzünden sayfaya koyduğumu ileri sürerek ağır hakaretlerde de bulundular. Oysa bu konu demokrasinin belki de yeniden tanımlanması açısından çok önemliydi.
Honduras gerçeği
İngiliz Independent gazetesi Honduras’ta Anayasa Mahkemesi kararını uygulayan askerlerin darbeci gibi göründüklerini ama demokrasileri yeni gelişen ülkelerde seçilmiş liderlerin bir süre sonra diktatörlüğe doğru kaydıklarını belirterek, bu tür bir müdahalenin belki de demokrasiye yararı olduğunu yazdı. Başka bir gazete olsa üzerinde durulmayabilir ama demokrasinin beşiği bir ülkenin tam demokrat bir gazetesi bunu yazınca iş değişiyor.
Demokrasi tartışılacak
Demokrasisi gelişme yolunda olan ya da siyasi görüşlerden ziyade etnik ve dini yapının öne çıkarıldığı ülkelerde demokrasiler zaman zaman bu tür sıkıntıları yaşıyor. Bir ülkenin çağdaşlığının sembolü olan demokrasi İran’da şeriat yönetimi olarak uygulanıyor. Aynı demokrasi anlayışı Filistin’de Hamas gibi bir terör örgütünü iktidara taşıyor. Venezuella’da başkana bu makamı ömür boyu sunuyor. Türkiye’de seçilmişlerin oligarşisine neden oluyor. Çağdaş anlayış, tüm halka değil belli kesimlerin hâkimiyetine ve zenginleşmesine yarayan bu çarpık demokrasi uygulamasını artık tartışacaktır.
Gece yarısı baskını
Bu haftanın en heyecanla beklenen konularından biri askeri yargıya darbe vuran gece yarısı yasası hakkında Cumhurbaşkanı’nın vereceği karar. Gül yasayı veto mu edecek onaylayacak mı? AKP sanki hukuka ve Çankaya’ya saygılıymış gibi davranırken, liberal faşistler “imzala” baskısını bütün şiddetiyle sürdürüyor. Ben hâlâ Cumhurbaşkanı’nın sağduyulu davranacağını sanıyorum. Çankaya’ya hukuki danışmanlık yapanların da akıl tutulmasına uğramadıklarını düşünüyorum.
Hepinize iyi haftalar dilerim...
Liberal faşistlerin maskesi düştü
Haberin Devamı

