İstanbul dün tarihinin en önemli günlerinden birini yaşadı.
AKP’lilerin ve yalakası sözde demokratların sinir katsayılarını artırmamak ve anlamsız bir tartışma içinde olmamak için sayı söylemek istemiyorum. Çünkü AKP ve yalakaları gerçekten çıldırıyorlar. Sadece bu kez “yüz binler” tanımının yetersiz kalacağını belirtmek isterim.
Sabahın ilk saatlerinden itibaren miting alanını ve çevresini gezdim. Alana ulaşan kaç yol varsa, bunlara bağlanan cadde ve sokaklar ve hatta resmi adıyla D-100, halk arasında bilinen eski adıyla E-5 bile insan selinin altında görünmüyordu.
AKP ve yalakalarının “bindirilmiş kıta” küçültmesini ima edecek tek bir görüntü yoktu. İnsanlar, ellerinde bayraklar, başlarında ay yıldızlı şapkalar, alınlarında “Cumhuriyet’i seviyoruz” yazılı bandanalarla mitinge değil bir şölene gider gibiydi.
Kadınlar çok ağırlıklıydı. Gençler yine çoğunluktaydı.
AKP ve yalakalarının ısrarla, gerginlikten korkan sade vatandaşların da endişeyle dile getirdikleri bir nokta var. O da Türkiye’nin hızla kutuplaşmaya, gruplaşmaya doğru gittiği.
Bu iddia, AKP ve yalakalarının büyük bir yalanı. İyi niyetle bir çatışmadan çekinen sade vatandaşlar da sanıyorum dünkü manzara karşısında “kutuplaşma” veya “gruplaşma” ifadesinin yanlış olduğunu görmüşlerdir.
Çünkü Ankara’dan sonra İstanbul da gösterdi ki, Türk insanı bölünmekten, kutuplaşmadan, guruplaşmadan tamamen uzaklaşarak tam tersine olağanüstü bir bütünleşme içinde.
Gönlü Cumhuriyet’ten, Cumhuriyet’in temel ilkelerinden, çağdaşlıktan, güzellikten yana olan Türkiye’nin ezici çoğunluğunun yanında, Cumhuriyet’e ve çağdaşlığa musallat olmuş kara zihniyetli küçük bir grupla bunların sözde demokrat yalakalarını iki kutup gibi tanımlamak çok yanlış.
Dün Türkiye halkı derin bir nefes aldı. Yalnız olmadığını, çağdaşlık yolunda emin adımlarla yürüdüğünü, ülkeye musallat olan küçük bir azınlığın, şimdilik sözde demokrasiye sığınarak diretmesinin çok yakında biteceğini görerek, anlayarak kaynaştı, iyice bütünleşti, tek vücut oldu.
Bu selin önünde duracak güç olmadığını herhalde artık herkes biliyordur.
Şahlanan demokrasiden korkan askere küfredip tatmin oluyor
Cumhurbaşkanlığı seçimleri sürecine girdiğimiz andan beri Türkiye’de gerçek demokrasi adeta şaha kalktı.
Tüm Türkiye, demokrasiye, Türkiye Cumhuriyeti’ne ve onun ilkelerine musallat olan bir küçük azınlığa ve yalakalarına tarihi bir demokrasi dersi veriyor.
Tesadüfen sağlanmış bir Meclis çoğunluğunu bahane ederek “demokrasiden sapmayalım” diyorlar.
“Demokrasiden sapmayalım” ana söyleminin dayanağı da Silahlı Kuvvetler’in geçen gece yaptığı açıklama. Bu açıklamayı eleştirmek adına televizyon ekranlarından ve gazete sayfalarından silahlı kuvvetlere hakaretler yağdıran bu yalaka takımının tutunduğu tek dal “Demokratik bir ülkede bu tür müdahale olur mu?”
Normal koşullarda kimsenin itiraz edemeyeceği ifadelerle “Çare demokrasidir, bu sorunu demokrasi içinde çözelim” çağrıları yapıyorlar.
Çok güzel de, demokratik çare nedir peki? “Gül’ü Cumhurbaşkanı seçin.”
Yalaka takımının demokrasi olarak savunduğu bu.
İyi de halkın ezici bir çoğunluğu bunu istemiyor. Ne yapacak o zaman?
Tepkisini meydanları doldurarak gösterecek. Sivil toplum kuruluşları aracılığı ile derdini anlatacak. Medyaya koşacak talebini dile getirecek. Ama iktidar ve yalakaları bunların hiçbirini görmeyecek, görse de alaya alacak ve gereğini yerine getirmeyecek.
Her biri birer muhtıra niteliğindeki bu gelişmelere kulak tıkadıktan sonra, Silahlı Kuvvetler’in yayınladığı bir bildiriye en ağır hakaretlerle saldırıp “demokrasi, demokrasi” çığlıkları almak hezeyandan başka bir şey olamaz. Çünkü artık görünen köy kılavuz istemez, işin sonu gelmek üzere. Bir kaç gün daha.
Bayrak sayısı
Mitingle ilgili AKP ve yalakaları yine sayı kavgası yapacak. Diğer yazıda bu tartışmaya girmeyeceğimi ve sayı üzerinde durmayacağımı belirttim. Çünkü bu iş sayıları çok aştı. Dün tüm Türkiye’nin ülkeyi karanlığa götürmek isteyen çağdışı bir zihniyete karşı toplu kalkışması vardı.
Ama ille de sayı sayı diye tutturacak yalakalara bir önerim var. Gitsinler bayrak imal eden firmalara sorsunlar. Dün İstanbul caddelerinde kaç bayrak satıldı acaba?
Yüz binlerce insan daha önce aldığı bayrağı ile koştu büyük demokrasi şölenine.
Onları bir kenara bırakalım, sadece dün kaç bayrak satıldı onu öğrenelim.
Ben sadece dün satılan bayrak sayısını mitinge katılanların sayısı olarak kabul etmeye hazırım. Ama daha önceki Ankara coşkusunu alaya alanlara şunu da söylemek isterim. Sadece dün bayrak alanların sayısının bile dudaklarını uçuklatacağını tahmin ediyorum.
İlgİnç sloganlar
Dünkü mitingde atılan bazı sloganlar ilgimi çekti. İşte bunlardan birkaçı.
- Tayyip baksana, kaç kişiyiz saysana
- Türkiye ayıldı, imam bayıldı
- Atatürk düşmanı Meclis Başkanı
- Türküz, güçlüyüz, Atatürkçüyüz
- Tayyip Abdullah, tek fark boy farkı
- Edison ampulü bulduğundan utanıyor
Polis çok iyiydi
Ankara’da olduğu gibi İstanbul’da da polis miting boyunca çok kibar davrandı. Çok büyük kalabalığa rağmen en küçük bir tatsızlığın bile yaşanmadığı büyük gösteride polisler fazla dikkat çekmeden, ürkütmeden, korkutmadan görev yaptı. Arama noktalarında bile vatandaşı hiç rahatsız etmeyen polis herkesten olumlu not aldı.
Kutuplaşma değil bütünleşme
İstanbul dün tarihinin en önemli günlerinden birini yaşadı
Haberin Devamı

