Kürtler AKP’yi zora sokacak hiçbir şey yapmaz

Hafta başındaki bir aile dostları yemeğine, bir süre önce emekli olan önemli bir isim de katılmıştı

Haberin Devamı

Hafta başındaki bir aile dostları yemeğine, bir süre önce emekli olan önemli bir isim de katılmıştı. Devletin pek çok gizli bilgisine sahip olduğunu bildiğim bu kişi ile tesadüfen yan yana düşünce uzun bir sohbet etme imkânı buldum. Eski görevi gereği hayli ketum davranan bu önemli bürokratla sohbetimde yine de önemli ipuçları edindim. Bu konuşmanın bir özetini size de aktarmak istiyorum:

- Türkiye hiç bu kadar gergin, ama hiç bu kadar sessiz olmamıştı.

- Herkes bekliyor.

- İyi de neyi bekliyor?

- Aslına bakarsan kimsenin elinden bir şey de gelmez..

- Erdoğan Köşk’e çıkar.

- Şimdilik öyle görünüyor, ama son anda karar değiştirebilir.

- Kimi aday gösterir?

- Nimet Çubukçu’ya kim itiraz edebilir?

- Olmaz canım, mümkün mü?

- Niye öyle düşünüyorsunuz. Bir kere kadın, başı açık.

- Cumhurbaşkanlığını başı açık parantezine mi sıkıştıracağız?

- Tabii ki değil ama, söyler misiniz bana kim, buna nasıl itiraz edecek?

- Ben ederim, çünkü aylardır söylediğim bir şey var.

- Nedir o?

- Ben demokrasi bakımından bu Meclis’in Cumhurbaşkanı’nı seçmesine karşıyım.

- Ama o tutmaz, AKP yasal olarak çok haklı desteklere sahip.

- Tabii herkes AKP’ye normal parti muamelesi yaptığı için.

- Başka ne yapılabilir?

- O zaman bu demokrasi oyunu oluyor.

- Bu oyunu ne zaman oynamadık ki?

- Bu müthiş sessizlik de ürkütücü değil mi aslında?

- Askeri mi kastediyorsunuz?

- Sadece asker değil, ama halkın önemli bir bölümü askerin bir şeyler yapacağına inanıyor.

- Yapar.

- Ne yapar?

- Bana göre bir uyarı gönderebilir.

- Sonucu ne olur?

- Tayyip Erdoğan çekinebilir ve bu yüzden de bir kadını aday gösterebilir.

- AKP’de çatışma çıkmaz mı o zaman?

- Önce bunun tedbirini alır bence.

- Alamazsa?

- Ben bu işin çok kolay olacağını söylemiyorum ki, Cumhuriyet tarihinin en kritik Cumhurbaşkanı seçimi bu, elbette hiç akla gelmeyen gelişmeler de olacaktır.

- Ben artan eylemlerden de endişe ediyorum.

- Hangi eylemler.

- PKK medyaya pek yansımayan birçok eylem yapıyor.

- O kadar var mı?

- Son zamanlarda İstanbul’da PKK militanları pek çok otobüs yaktı, hatta tren bile yaktılar.

- Bakın, PKK bugünkü iktidarı zora sokacak bir şey yapmaz.

- Bu eylemler az mı?

- Az değil ama, o bir güç gösterisi, hem kendi tabanlarına mesaj veriyorlar aslında.

- Nasıl mesaj?

- Biz büyük kentlerde de varız, istesek her şeyi yakıp yıkarız diyorlar.

- Eee, daha ne olsun ki?

- Tamam da, bunlar çok etkili olmaz. İktidarı sıkıntıya sokmaz.

- Neden?

- Çünkü Kürtler bu konuda akıllı davranıyor.

- Tam anlamadım.

- PKK da DTP de AKP’nin tek başına iktidar olması için çabalıyor. Sadece onların iktidarında yol alabileceklerini biliyorlar.

- Bu çok ciddi bir iddia değil mi?

- Hatırlarsınız Apo, Başbakan’a 18 sayfalık bir mektup göndermişti.

- Sadece ona değil, pek çok kişiye gitmişti o mektup.

- Evet, burada Apo isteklerini madde madde sıralıyordu.

- Ne oldu bu isteklere?

- Başbakan Diyarbakır’da bir konuşma yaptı, açın o konuşmayı okuyun, hepsi Apo’nun isteklerine cevaptır.

- Ama sanki şimdi o konuşmanın içeriğinden saptılar.

- O mecburiyetten, bir taraftan da milliyetçilik yükseliyor, her şeyi bir anda göze alamazsınız.

- Yani AKP tekrar iktidar olursa Kürtler rahat edecek.

- Bana öyle geliyor, çünkü özellikle Güneydoğu’da seçim öncesi ciddi işbirliği olacağı haberlerini duyuyorum.

- Bunlar basından bilgiler mi?

- Yok, geliyor işte.

- Ama Nevruz’dan endişe edenler de var?

- Nasıl endişe ediyorlar?

- Olay çıkacak diye.

- Olay çıkabilir. Sonuçta onlar da varlık göstermek istiyor, ama bana göre birkaç büyük gösteri dışında bir şey olmaz.

- Ben provokasyondan korkarım.

- Bakın, bu her dönemde olabilir. Ama siyasileşen Kürtler buna izin vermeyecektir bana göre.

*****

Kameralı ceza
Ankara’dan mektup gönderen Polis Akademisi mezunu bir polis plakaya ceza yazma sisteminin teknolojiden yararlanılırsa hem hukuksal açıdan uygun hem de caydırıcı olacağını anlatmış.

Bu polis diyor ki “Şu anda hemen tüm polis araçlarında dijital kayıt cihazları var. Devriye gezen polislere de küçük dijital kameralar dağıtılabilir. Bu durumda hatalı park yapan ya da sürüş emniyetini tehdit eden araçlara gönderilecek ceza makbuzlarına çekilen görüntüler de eklenir, böylelikle kimsenin itiraz hakkı olamaz.”

Çok haklı bir öneri. Ben tüm polis araçlarında kayıt cihazı olduğunu bilmiyordum, demek ki varmış. O halde trafik polislerinin işi son derece kolay. Bu sistemin şu ana kadar uygulanmamış olması artık ihmalden mi işbilmezlikten mi kaynaklanıyor onu bilemem. Trafikten şikâyet etmek değil, insan hayatını koruyacak ve kent yaşamını kolaylaştıracak önlemler almak esas olmalı.

*****

“Sürpriz olur mu?” diye sorunca ne cevap alırsınız
Geçen hafta sonu gazetelerin en önemli siyasi haberi Tayyip Erdoğan’ın Bakü’ye birlikte gittiği gazetecilere yaptığı açıklamaydı. Erdoğan “Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bir sürpriz olabilir mi?” şeklindeki soruya “Sürpriz olabilir” karşılığını verdi. Bütün gazeteler de bu sözleri başlıklara çıkardılar. Gazetecilik açısından bakarsak, burada ilginç bir soru cevap ilişkisi var. Siz soruyu “Sürpriz olabilir mi?” diye sorarsanız iki türlü cevap alırsınız. Cevap ya “Sürpriz olmaz” ya da “Sürpriz olur” şeklinde olur. Ama iki cevap da aslında cevap değildir. Çünkü ikisinde de soruya soyut bir cevap verilmiştir. Sürprizse ne bekliyoruz, değilse ne?

Yine de gazete başlıklarından ve yorumlarından anladığımıza göre “Sürpriz olur” diyerek Tayyip Bey aday olmayacağını ima etmiş.

Kimi gazetecilere göre uçağa alındıkları için bir anlamda “destekçi” olmakla suçlanan gazeteciler bile Tayyip Bey’in Cumhurbaşkanı adayı olmasını istemediklerini belirtiyorlar bu yorumlarıyla.

Tayyip Bey’in hâlâ aklıselimle davranacağına inancımı koruyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR