Aylardır “Kürt açılımını” konuşuyoruz. Bütün bu tartışmalar bugüne kadar hiç yaşanmayan “Türk ve Kürt halkları arasındaki düşmanlığı körüklemekten” başka bir sonuç vermedi şu ana kadar.
Çünkü “Kürt açılımı” konusunu herkes kendi siyasi görüşüne ve bağlı olduğu kamplara uygun biçimde konuşmaya ve yorumlamaya çalışıyor. Oysa eğer gerçekten bir “Kürt açılımı” yapılacaksa çok basit bazı konuların öncelikle açığa çıkması gerekir.
* KÜRT NÜFUSU: Öncelikle genel bir sayım yapılmalı ve Türkiye’de yaşayan gerçek Kürt nüfusu ortaya çıkarılmalı. Bu konuda rakamlar tutarsız. Kimi Kürt nüfusunun 8 milyonu aşmadığını bunun yarıdan fazlasının Güneydoğu dışındaki bölgelerde yaşadığını ileri sürüyor. Kimi ise Kürt nüfusunu neredeyse Türkiye’nin toplam nüfusunun yarısı kadar olduğunu iddia edecek kadar ileri gidebiliyor. O halde öncelikle gerçek Kürt nüfusu mutlaka ortaya çıkarılmalı.
* TÜRKÇE BİLMEYENLER: Açılım konusunda ağırlık “dil” üzerinde yoğunlaştı. “Kürtlerin engellenen hakları” olduğunu ileri sürenler bunu somutlaştırmak için için “dil” konusuna öncelik verip bölge halkının Türkçe bilmediğini bu nedenle kendi diliyle konuşmak ve eğitim almak hakkına sahip olduğunu söylüyor. O halde nüfus sayımıyla birlikte “Kürtçe’den başka dil bilmeyenlerin” sayısının da ortaya çıkarılması gerek.
* KÜRT TARİHİ: Açılım konusunda mutlaka herkesin öğrenmesi gereken bir unsur da Kürtlerin tarihidir. Şu anda konuyu tartışanların çok büyük bir çoğunluğu Kürt tarihi ile ilgili bilgiye sahip değil. Kürtler ne zamandan beri varlar. Tarih içinde nasıl bir rol oynamışlar. Devlet kurmuşlar mı, edebiyatçıları, düşünürleri, bilim adamları var mı, Türklerle ne zamandan beri birlikte yaşıyorlar sorularına mutlaka bilimsel cevapla verilmeli ve herkes bu konuda bilgi sahibi olmalı.
* VATANDAŞLIK HAKLARI: Kürtlerin Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı olarak hangi haklardan yararlanamadıkları, nerelerde engellerle karşılaştıkları yine bir siyasi-bilimsel kurul tarafından saptanmalı ve bu konudaki kafa karışıklığı giderilmeli.
* VE KÜRT AÇILIMI: Eğer bu basit konular tüm açıklığı ile ortaya konursa Kürt açılımı çok daha sağlıklı biçimde yapılabilir, zihinlerdeki kuşkular giderilir ve konu iki halk arasında kalıcı bir düşmanlığa dönüştürülmeden çözülür.
Ya CHP İl Başkanı kadın olsaydı
İktidar partisinin İstanbul İl Başkanı Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’a suçlamalar yönelten CHP İl Başkanı’na verip veriştirirken “Erkek gibi sözünü tut” dedi.
Tartışmanın ayrıntılarına girmek istemiyorum dinleyen dinledi, okuyan okudu. Aklıma takılan nokta “Erkek gibi sözünü tut” cümlesi. Peki CHP’nin İstanbul İl Başkanı kadın olsaydı ne olacaktı?
Bir taraftan liberal gibi görünüp demokrasi, hukuk aşığı, çağdaş kafalı, ilerici süsü vereceksiniz kendinize, sonra da basit bir tartışmada bile bunları unutup tipik maço tavrıyla “erkeksen” diye tafra yapacaksınız.
Bu elbise yakışmıyor bir türlü işte.
Tabii işin bir de “komik olmayan” tarafı var. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nı iktidar partisinin İl Başkanı savunuyor. Bu doğru değil. İktidar partisinin İl Başkanı bu tavrıyla, belediyenin Başkanı tarafından değil, parti organlarınca yönetildiği izlenimi yaratmış oluyor.
Bu açılımsa bu da kapalım
İktidarın Kürt açılımı konusunda getireceği önerilerin Meclis’te “gizli oturumla” açıklanacak olması şaşırtıcı. Çünkü iktidar aylardır Kürt açılımından söz ediyor, İçişleri Bakanı kapı kapı gezip açılımla ilgili görüşler alıyor, gazete ve televizyonlarda tartışılan başka konu yok, ama sıra iktidarın önerilerini açıklamasına gelince “gizli oturum” isteniyor.
Aslında “gizli oturum” talebi bir itirafı da içeriyor. İktidara yönelik eleştiriler “açılımla ilgili somut bilgi ve öneri getirilmemesi” noktasında toplanıyor. Hararetli tartışmalar da bunun çevresinde dönüyor ve iktidar yandaşları ne yapılacağını söylemeden “çözüme karşı çıkmak demokrasiye karşı çıkmaktır” diyor.
Gizli oturumlar tüm halkın öğrenmesinde sakınca görülen durumlarda yapılır. Oysa Kürt açılımı “barış ve kardeşlik” için yapılıyor ve iktidar bunu “gizli oturumdan” geçirip uygulamak istiyor. Yani açılıma bir tür kapalım.
MHP ise “gizli oturuma karşı çıkarak” eğer bu gerçekleşirse, konuşulan herşeyi kamuoyuna açıklayacağını bildirdi.
Meclis’in gizli oturumlarının tutanakları 10 yıl süreyle açıklanamıyor. Ama açıklayan milletvekili yani dokunulmaz olunca ne yapılacak?
Kısacası Kürt açılımı için gizli oturum olursa çok şenlik çıkacak galiba.
Ahmet Vardar kıl payı kurtulmuş
Selimpaşa’da tatil evlerini mahveden aşırı yağıştan sonra aklıma artık yaz kış burada oturan sevgili ağabeyimiz Ahmet Vardar geldi.
Hemen aradım. Ahmet ağabey “korkunç bir andı” dedikten sonra “Ama verilmiş sadakamız varmış, sular hemen bizim yanımızdaki iki sitenin ortasından geçti. Bize çok zarar vermedi, ama yan taraftaki evlerin durumu yüreğimi sızlatıyor” dedi.
Suların geldiği sırada evde olduğunu ve dehşet içinde denize sürüklenen araçları izlediğini söyleyen Ahmet Vardar “Dereleri ıslah etmediler. E-5’i yeniden düzenlediler ama bu kez yol baraj etkisi yaptı, yolun ötesinde biriken sular sonunda kendine bir yol bulup denize aktı, aktığı yerde de ne var ne yok hepsini denize götürdü” diye konuştu. Vardar’a geçmiş olsun dedim. O da “Bak emekli oldum ama her şeye gazeteci gözüyle bakmaya devam ediyorum, sel haberlerini tsunami diye verdiniz. Ama karadan gelen tsunami deseydiniz daha doğru olurdu” diyerek takıldı.
Çok yaşa Ahmet Ağabey.

