Anayasa Mahkemesi’ndeki AKP’yi kapatma davası sürecinde tartışmalara bugün bir yenisini eklemek istiyorum. Bence önemli.
Konu şu: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Anayasayı ihlal ettiği gerekçesiyle AKP hakkında kapatma davası açtı. Başsavcılık bunun yanısıra beyan ve eylemleriyle bu konuda suç işlediğini iddia ettiği AKP yöneticilerinin de sorumlu tutulmasını ve gerekirse cezalandırılmalarını istedi.
Cezalandırılması istenen kişiler arasında şu anda Cumhurbaşkanlığı makamında oturan Abdullah Gül de var. Bu durum Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’nun, “siyasi yasak kapsamı konusunda garabet var” sözlerindeki gibi bir başka garabet.
Şimdi, bakın Anayasa’nın 104. maddesi ne diyor: “Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder; Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir.”
Maddenin günümüze uyan en çarpıcı ifadesi, “Anayasa’nın uygulanması” tanımı. Yani Anayasa ihlali ile suçlanan Cumhurbaşkanı görevi gereği Anayasa’yı uygulatmak zorunda.
Bu bir garabet değil midir? Cumhurbaşkanı’nın sadece bu konuda bile olsa tarafsız davranamayacağı kuşkusu düşmez mi insanın içine?
Eğer Abdullah Gül sözde çok savunduğu demokratik davranışı özde gösterebilecek cesarete sahipse bu garabeti ortadan kaldırmak elindedir. Bunun gereği de çok zor değildir.
Bakın Anayasa’nın “Cumhurbaşkanına vekillik etme” başlıklı 106. maddesi şöyle diyor; “Cumhurbaşkanının hastalık ve yurt dışına çıkma gibi sebeplerle geçici olarak görevinden ayrılması hallerinde, görevine dönmesine kadar, ölüm, çekilme veya başka bir sebeple Cumhurbaşkanlığı makamının boşalması halinde de yenisi seçilinceye kadar, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cumhurbaşkanlığına vekillik eder ve Cumhurbaşkanına ait yetkileri kullanır”.
Doğru ve zarif olan Abdullah Gül’ün bu maddeyi işletmesidir. Dava sonuçlanıncaya kadar bulunacak örneğin bir sağlık sorunu bahanesiyle Gül yerini vekaleten Meclis Başkanı Köksal Toptan’a bırakmalıdır. Davanın sonuçlanmasından ve uygulanmasından sonra eğer Gül hakkında bağlayıcı bir karar olmazsa tekrar bu görevine döner. Bu kadar basit.
Sürekli “demokrasi ve hukuktan” söz etmek prim yaptırır tabii de, asıl olan bunu eylemde de gösterebilmektir. Gül söylediklerine inanıyorsa bu yolu açmalıdır.
Issız ada
Yolcu gemisi okyanusta ıssız bir adanın yanından geçerken yolcular adada uzun sakallı, üstü başı yırtık sıska bir adamı fark etmişler. Adam sahilde oradan oraya koşuyor, çılgın gibi ellerini sallıyor, zıplıyor, bağırıp çağırıyormuş. Yolculardan biri “Kim bu kaptan?” diye sormuş. “Bilmem” diye cevap vermiş kaptan, “Her sene buradan geçeriz, her seferinde de bu manyak böyle yapar, kafayı üşütmüş herhalde!” (Yıldırım Tuna)
Bu sabah TV 8’deyim
İlgilenen okurlara söylemek istiyorum. Bu sabah TV 8’de yayınlanan “Sedef’le her sabah” programına konuk olarak katılıyorum. Saat 10.15’de başlayan ve canlı yayınlanan programda sanıyorum yemek üzerine sohbet edeceğiz. Denk geldiğimde izliyorum, sabah morali veriyor insana.
Günaydın Sayın Baykal
CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın odasının dinlenmesi ve bunun AKP’li medyaya servis edilmesi dünya çapında bir siyasi skandaldır. CHP lideri Baykal bu konuda dün çok geniş bir açıklama yaparak olayın sonuna kadar gideceklerini söyledi.
Baykal konuşurken şu cümle çok dikkatimi çekti: “Cumhurbaşkanlığı seçiminde rüşvet verenler genel seçimde kim bilir ne yapmıştır?” İşte bu sözleri duyduğum an ilk tepkim “Günaydın Sayın Baykal” oldu.
Çünkü, seçimden sonra kimi AKP’li yazarların alay ve hakaretlerine maruz kalmama rağmen seçimlerde kullanılan bilgisayar sistemi ile hile yapılmış olduğu yolunda ciddi iddialar olduğunu yazmıştım.
Yapılacak tek şey vardı: Elle tutulan tutanaklarla YSK’daki bilgisayar verilerini karşılaştırmak. Birkaç CHP’li bunu yapmaya çalıştı. Verilerde tutarsızlıklar da saptandı. YSK Başkanı bunun olabileceğini söyledi. Baykal ise “alay edilme” korkusu ile bir çalışma bile yaptırtmadı.
Ama hâlâ vakit geç değil. Sayın Baykal; İsteyin 81 ildeki başkanlarınızdan rastgele seçilmiş 20 adet elle tutulmuş kesin tutanak. Bunları ekrandaki sonuçlarla karşılaştırın. Fark görürseniz harekete geçin.
Brezilya’nın Türkiye’deki sessiz sedasız yükselişi
Brezilya deyince insanın aklına önce futbol sonra da samba geliyor. Türkiye’de koşturan yıldız futbolcuları sayesinde neredeyse Brezilya ile akraba gibi olduk. Ancak sevgili dostum Cemal Özgörkey, “Haydi Antalya’ya gidiyoruz” deyince Brezilya’nın Türkiye için sadece futbol ifade etmediğini ekonomide de sessiz sedasız bir yükseliş içinde olduğunu anladım. Size de anlatayım:
Antalya’ya neden gittik? Çünkü Cemal Özgörkey, Brezilya’nın Antalya Fahri Konsolosu olmuş. Yani o artık bir ekselans. Brezilya nere, Antalya nere? İşte şaşırtan da bu.
Örneğin, biliyor musunuz Brezilya’dan bu yıl sadece Antalya’ya 23 bin turist gelmiş. Üç yıl önce 300 milyon dolar olan ticaretimiz şu anda 1 milyar doların üzerine çıkmış. Brezilyalılar Türkiye’de telekomünikasyon ve petrol alanında büyük yatırımlara başlıyorlarmış. Bunun yanısıra tarım alanında yatırım yapmak için de kollar sıvanmış. Tarım dediğim meyvecilik. Çünkü Brezilya dünyanın en büyük portakal ülkesi. Benzer iklime sahip olan Türkiye’de portakal üretimini geliştirmek istiyorlarmış.
Cemal Özgörkey bunlardan sonra asıl hedefi söyledi. Bugün Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin için “BRICK” ülkeleri deniyor. Tuğla anlamına da gelen bu kelime aslında bu ülkelerin baş harflerinden oluşuyor. Brick ülkeleri son yıllarda dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerine sahip olan ülkeler.
“İşte” diyor Cemal Özgörkey ve “Brezilya Türkiye’nin de bu grup içinde yer alabilecek kapasitede olacağına inanıyor. Amaç (T-Brick) grubunu oluşturmak. Bu Türkiye için bir hayal değil” diye sürdürüyor.
Brezilya’nın Antalya Fahri Konsolosluğu’nun resmi açılış töreni de Hillside Su Oteli’nde yapıldı. Gecenin sürprizi ise Brezilya’dan gelen dans grubunun herkesi coşturan kıvrak danslarıydı. Yakında Türkiye’den ayrılıp Kahire’ye gidecek olan Brezilya Büyükelçisi Cesorio Neto da yaptığı konuşmada Türkiye’den ayrılmanın kendisine çok zor geleceğini söyledi.
Kendini akıllı sanan herkes aptaldır.
VOLTAIRE

