Kocadağ, Çatlı’yı tanıyor muydu?

Haberin Devamı

Susurluk kazasının en önemli kahramanlarından biri Emniyet Müdürü Hüseyin Kocadağ’dı. Eğer Kocadağ o Mercedes’ten çıkmasaydı belki de Susurluk konusu bu kadar büyük bir sansasyonla kamuoyu gündemine gelmeyecekti.

Kazada ölen diğer kişi Abdullah Çatlı ile sağ kurtulan milletvekili Sedat Bucak arasındaki ilişki “normal” sayılacak ve olay fazla büyütülmeyecekti.

Ama ölenlerden biri Emniyet Müdürü olunca işin rengi değişti, “mafya, siyaset, emniyet” üçgeni gerçeği ortaya çıktı.

O tarihlerde aktif gazetecilik yapan Memduh Bayraktaroğlu Akşam Gazetesi’ndeki köşesinde “Kocadağ İzmir’e emniyet müdürü olacaktı, Çatlı’yı tanımıyordu” diye yazmıştı. Bu yazı bizzat İçişleri Bakanlığı tarafından yalanlanmıştı.

Aradan çok uzun yıllar geçti. Susurluk konusunun başrol oyuncusu olarak adlandırılan Mehmet Ağar bu hafta mahkeme önüne çıkarıldı. Ağar mahkemede Çatlı’yı tanımadığını söyledi.

Bu duruşmadan bir gün sonra Hürriyet Gazetesi’nde Ağar’ın da adı anılarak “Kocadağ İzmir’e Emniyet Müdürü olacaktı” başlıklı bir haber yayınlandı.

İşte bu haberin yayınlanmasından sonra Memduh Bayraktaroğlu’ndan bir mesaj aldım. Aynen şöyle:

Sevgili Can;

Susurluk’ta meydana gelen ünlü trafik kazasından sonra AKŞAM’daki köşemde yazmıştım...

Hüseyin Kocadağ, İzmir’e Emniyet Müdürü olarak atanacağı için tayin öncesi İzmir’e gitmişti...

Mevcut kadro ile ön görüşme yapacaktı...

Atatürk Havalimanı’na yeğeni iş adamı Mustafa Alaca’nın Mercedes otomobili ile gitti... Oradan da İzmir’e uçtu...

İzmir Emniyeti’nde görüşmeler yaptıktan sonra Kordon’daki Deniz Restorana uğradı... Orada, Sedat Bucak’la karşılaştı... Bucak’ın yanında kendisine Mehmet Özbay olarak tanıştırılan Abdullah Çatlı ve Gonca Us vardı... Bucak’ın ısrarı üzerine masalarına oturdu...

Bucak, otomobil ve hız sevdalısı Hüseyin Kocadağ’a yeni aldığı 600 Mercedes’ten söz etti...

Bucak; “Bizimle gel, arabayı da sen kullanırsın” dedi..

Ve Hüseyin dayanamadı, direksiyona geçti...

Ben nereden mi biliyorum?..

İzmir’e uçmadan önce Çengelköy’de beraber rakı içtik...

İzmir seyahatini ve atamayı orada anlattı...

Deniz Restoran ve dönüş bölümünü de yeğeni Mustafa Alaca’dan dinledim...

Hasılı...

Susurluk kazasındaki buluşma tamamen tesadüftü...

Ben bunları yazınca, medyadaki bazı arkadaşlar ne yalancılığımı bıraktılar, ne de yalakalığımı...

Ve bugün...

O gün yazdıklarım bugün en yetkili ağızlardan (11.02.2009 HÜRRİYET) “İzmir’e Emniyet Müdürü Olacaktı” başlıklı haberle doğrulanıyor ama...

Olan Kocadağ’ın eşine, çocuklarına ve bana oldu...

Babaları halen, çete üyesi olarak anılıyor...

Hiçbir gazete bana iş vermediği için evimde oturuyorum...

Ne diyeyim?..

“Edenler bulsun” mu?..

İyi ama Can; edilen beddualar giden canları, kırılan onurları geri getirmiyor ki...

*****

Bu adayın söylediklerine dikkat


Yerel seçimler yaklaştıkça adaylar ve projeleri hakkında daha ayrıntılı bilgiler almaya başlıyoruz. Kimi adayların yapacaklarını gönderdikleri dokümanlardan, internet sitelerinden öğrenirken, bazıları ile de yüz yüze görüşme fırsatımız oluyor.

İşte yüz yüze görüştüğüm adaylardan biri Büyük Birlik Partisi İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkan adayı Cevdet Tellioğlu oldu.

Açık söyleyeyim karşı karşıya gelinceye kadar BBP’nin İstanbul adayı olduğunu bile bilmiyordum. Tellioğlu pek çok siyasetçiden duyduğum en iddialı açıklamasını yaptı öncelikle “Sessiz ve derinden gidiyoruz, İstanbul’da büyük sürpriz yapacağız.”

Ben de “Yani kazanma ihtimalinden mi söz ediyorsunuz?” diye sorunca Tellioğlu “Bu da ihtimal, çünkü benim projem hiçbir partide yok. Bu tüm belediyeleri kurtaracak bir formül” dedi.

Tellioğlu’nun projesi belediye sınırları içinde yaşayan herkesin ortak olduğu bir şirket kurulmasıyla başlıyor. Buna göre herkesin bir hissesi oluyor ve yönetimine de o yerdeki sivil toplum kuruluşlarının seçeceği üyeler atanıyor. Her üye adına bankada hesap açılacak ve kendisine bir banka kartı verilecek. Bu şirket ihaleleri halka açık olarak yapacak. Sağlanan tasarruf ve kâr her hisse sahibinin hesabına geçirilecek.

Bununla birlikte mal ve hizmet üreten çeşitli şirketlerle yapılacak anlaşmalarla kart sahiplerine belirli indirimler sağlanacak.

Tellioğlu “Bu sistemle belediye hizmeti alanlar aynı zamanda kazançlı çıkacağı gibi yolsuzluklar da sıfıra indirilecek” dedi.

Cevdet Tellioğlu yıllardır belediyelere projeler üretmiş bir isim. DSP ile de AKP ile de çalışmış. Şimdi bu deneyimlerini BBP çatısı altında sürdürmek istiyor.

Tellioğlu’nun projesinin tümünü burada anlatmam mümkün değil. Ama diyorum ki, BBP kazanırsa mesele yok ama seçimi kim kazanırsa kazansın Cevdet Tellioğlu’nu çağırmalı ve “patenti kendisine ait olan” bu projeyi incelemeli. Ben dinlerken heyecanlandım, iyi bir yönetimle bu proje çok işe yarayabilir.

*****

Eşeği sağlam kazığa bağlamak

Her fırsatta “nasıl bir halk adamı” olduğunu göstermek isteyen Başbakan’ın son incilerinden biri de bankalar için söylediği söz. “Eşeği sağlam kazığa bağladık” diyor Başbakan, bu nedenle de batan banka olmadığını savunuyor.

“Halk adamı” olmak isterken bankalar için böyle bir benzetme yapmak en azından sevimli ve nezakete uygun değil. Ama yapacak bir şey yok, Başbakan’ın tarzı böyle.

Buna karşın BDDK Başkanı Tevfik Bilgin, son derece “monşer” bir tavırla bankaların aslında o kadar da iyi durumda olmadığını anlattı önceki gün.

Özellikle yanlış pazarlama taktikleriyle dağıtılan kredi kartlarının sorun olacağına işaret etti. Sağlam kazığa bağlı bankaların “ürkek” davranarak büyük şirketleri bile zora soktuğunu söyledi Başkan. Aslında Bilgin bir tür alarm sinyali verdi, bankaların o kadar da güçlü olmadığını ima etti. Başbakan ise “halk adamı” olmak adına IMF’ye kafa tutuyor, krizi umursamıyor, ekonomide köklü hamleler yapmak yerine oy oranını korumaya yönelik yardım kampanyalarına arka çıkıyor.

Bu tavır “seçimden sonra tufan” anlamına gelir. Seçime kadar çok büyük bir kriz olma ihtimali görülmüyor yüksek ama seçimden sonrasını kimse garanti edemez.

*****

Yarın akşam Kanal 7’deyim

Seçİme doğru halka yapılan yardımların tartışılacağı İskele Sancak programının yarın akşam yayınlanacak bölümüne konuk olarak katılıyorum. Erhan Çelik’in sunduğu program Kanal 7’de saat 23.45’te.

DİĞER YENİ YAZILAR