Halkın vicdanını okşamak adına “hortumcu” edebiyatı yapmak “tüyü bitmedik yetimlerin hakkını çaldılar” diye cevap hakkı bile kullandırmadan saldırmak çok kolay.
Ancak gerçek böyle mi? Örneğin gerçekten “hortumlandı” denilen banka batakları 40 milyar dolar mı? Ya da “hortumcular” gerçekten ceplerine 40 milyar doları attılar da şimdi vur patlasın çal oynasın mı yaşıyorlar?
Neredeyse herkesin ağzında olan “40 milyar” dolar aslında gerçek değil. Bunun gerçek rakamı 4-7 milyar dolar arasında. Ve en önemlisi “çalınan” bu paranın neredeyse yüzde 90’ı da halkın cebinde. Zamanında emsallerinin çok üzerinde faiz veren bankalara koşan halkın cebinde.
Ama umurumda değil, ister halka faiz diye ver ister cebine indir, buharlaşan para mutlaka ödenmeli. Buna karşın siz en fazla 7 milyar olan bu açığı 40 milyar olarak telaffuz eder üstelik bunu da hazinedeki açık gibi gösterirseniz, hem parayı tahsil edemezsiniz hem de ekonomizi bir türlü denk hale getiremezsiniz.
İş dünyasının ekonomistlerin artık bu yanlışı masaya yatırmalarının ve tartışmalarının zamanının geldiğini düşünüyorum. Çünkü son birkaç yıldır çok ciddi tahsilat yapıldı.
İkinci konu ise özellikle devlet alacakları konusunda, borçluya ya da haydi popülist deyişle “hortumcuya” borcunun ne kadar olduğunun söylenmemesi. İşte en son Dinç Bilgin olayında gördük. Allah aşkına Dinç Bilgin dahil TMSF’nin alacağının kaç lira olduğunu bilen var mı? Başkan Ahmet Ertürk bir televizyon programında benim sorularıma cevap verirken “4 ayrı hesaplama var. Borç 750 milyon dolar da olabilir 7.5 milyar dolar da” demişti.
Ben gazeteci olarak bu kadarını sorarım, ama asıl sorması gerekenler iş adamları. Onların “Böyle bir uygulama dünyanın neresinde var?” diye itiraz etmeleri gerekmiyor mu?
Bakın, bu tuhaf uygulamadan sadece “hortumcu” olarak suçlananlar zarar görmüyor. Binlerce insan bu yüzden mağdur. Ama seslerini çıkaramıyorlar.
Artık bunları konuşmak lazım.
Sigara yasağı örtülü içki yasağı gibi
Artık hemen her yerde sigara içilmesini yasaklayan kanun Meclis’ten 239 oyla geçti. Elbette sigara gibi sağlığa son derece zararlı bir ürünü kimse savunmaya kalkamaz.
Ancak zaten pek çok yerde sigara içilmeyen ülkemizde bu kadar radikal kararlar almak ve en önemlisi bunu uygulamak ne kadar mümkün, onu şimdiden kestirmek zor.
Kahvehane, bar, pavyon, gece kulübü, diskotek gibi yerlerde sigarayı tümüyle yasaklamak da bana bir tür “örtülü içki yasağı” konduğunu hissettiriyor.
Kahvehaneleri çıkaralım, diğer yasak konan tüm sosyal yerler aynı zamanda içki içilen yerler. Elbette çok içki içip de hiç sigara içmeyenler de var ama genellikle insanlar sigarayı da içkiyle içiyor.
Şimdi içki satılan tüm yerleri tamamen yasak kapsamına alırsanız buraların müşterilerinin azalacağını tahmin etmek de zor olmaz. Elbette “öküzün altında buzağı arayan adam” olmak istemem, sadece dikkat çekmek istedim.
Çünkü bu iktidar sigara yasağındaki bu dehşetengiz baskısını yarın öbürgün başka alanlarda da kullanabilir. Yani bir anlamda sigara ile ilgili kararlı tavır başka kararların provası niteliğinde de olabilir.
Hülya Avşar’ın başına gelen!
Hülya Avşar TMSF ile sonunda anlaşıp 1.5 milyon Yeni Türk Lirası ödemiş ve yakasını kurtarmış, Peki nasıl oluyor da Hülya Avşar TMSF’ye bu kadar borçlanmış oluyor? Şöyle: Avşar 2002’de Star TV’nin o tarihteki sahibi Uzanlar’la bir film anlaşması imzalıyor. Şirket Avşar’a 300 bin dolar avans ödüyor. Ancak film çekimleri bir türlü başlamıyor. Avşar doğal olarak parayı geri vermediği gibi şirket de parayı geri istemiyor.
Sonra gün geliyor, TMSF Uzanlar’ın mallarına el koyuyor. Star da TMSF’ye geçiyor. TMSF hesapları incelerken Avşar’ın aldığı 300 bin dolarlık avansı görüyor, sonra da bu parayı geri istiyor.
Konu tabii ki hukuksal bir konu aynı zamanda. Avşar önce itiraz ediyor, ama bir şey yapamıyor. Zaman geçiyor, TMSF faiz işletiyor. Avşar ticari olarak sıkışıyor, çünkü bu borç yüzünden belli ki başka banka işlemlerinde başı sıkıntıya giriyor. Sonuçta masaya oturuyor ve 1.5 milyon lira vererek anlaşma imzalıyor.
300 bin dolar, alındığı dönemde 500 milyar ediyor. Bu para şimdi 1.5 milyon ya da eski deyişle 1.5 trilyon olarak geri ödeniyor.
Bunda bir adaletsizlik yok mu? Hülya Avşar tanıdık isim olduğu için adı gazetelerde yer aldı. Böyle adaletsiz faizlerle borç ödeyip yakasını kurtaran o kadar çok kişi var ki.
Sivil itaatsizlik
Sigara yasağı iyi güzel de uygulanmasında zorluklar çıkacağı kesin. Anlaşıldığı kadarıyla sigara içilmesi tamamen yasaklanan kahvehane, bar, pavyon, diskotek, gece klübü gibi yerlerde iş yeri sahipleri sorumlu tutulacak.
Yani sigara içildiği konusunda bilgi alan görevliler direkt iş yeri sahibine ceza kesecek. Bu durumda iş yeri sahipleri ile müşteriler arasında ilk başlarda ciddi tartışmalar çıkması çok muhtemel.
Hele köy kahvelerinde uygulama nasıl yapılacak çok merak ediyorum.
Bunun yanısıra bazı yerlerde sivil itaatsizlik protestosu da yapılabilir. Yani diyelim ki bir restorandasınız. Aynı anda 40 kişi birden sigarasını yakıyor. Bu durumda iş yeri sahibi ne yapabilir?
Bu tür protesto eylemlerini en çok İtalyanlar yapmış. Sonuç ne olmuş biliyor musunuz? O gece içtikleriyle kalmışlar, yasa şimdi hakkıyla uygulanıyor.
Yanisi şu ki, bu yazdıklarım yaşanacak ama sonuçta herkes alışacak ve kurala uyacak. İtirazım yok tabii.

