Kılıçdaroğlu’na 8 aydır ulaşmayan mektup

Haberin Devamı

Pazartesi günkü partilerin seçimde güçbirliği yapmaları gerektiğine ilişkin yazım hayli yankı yarattı. Tabii DSP Genel Başkanı Masum Türker’in dile getirdiği bu güçbirliği konusunda olumlu olduğu kadar pek çok olumsuz görüş de var. Olumsuz bakanlar “Birbirine benzemeyenlerin bir araya gelmesi olanaksız” savından yola çıkıyor öncelikle. Ardından “listelerin hazırlanması sırasında kavga çıkar” deniyor. Yine de güçbirliği fikrini yabana atmamak gerek. Çünkü bu sonuçta bir partide birleşmek değil bir listede birleşmektir. İkisi farklı.

Dün Yeni Parti İstanbul İl Başkanı Bihin Edige ziyaretime geldi. Güçbirliği konusunu uzun süredir savunduklarını belirten Edige “Başkanımız Tuncay Özkan bütün desteğin CHP’ye verilmesi gerektiğini söylüyor. Bizler de Yeni Parti’den sadece Tuncay Özkan’ın CHP sırasından aday gösterilmesini bekliyoruz” dedi.

Edige Tuncay Özkan’ın bu destek vaadini belirten görüşlerini bir mektupla CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na göndermek istediğini belirterek “Ancak tam 8 aydır Kemal Bey’i ziyaret edip de bu mektubu veremedik. Üç kere randevu verdiler, üçünü de iptal ettiler” dedi. Mektubun 8 aydır kapalı olarak Yeni Parti Genel Merkezi’nde saklandığını söyleyen Edige “Bu bizi çok şaşırtıyor, CHP mutlaka olumlu yanıt vermek zorunda değil, ama bu yapılan siyasi nezakete de uymuyor” dedi.

Bihin Edige’den, eğer arzu ederlerse söz konusu mektubu kendi köşemde yayınlayabileceğimi söyledim. Tuncay Özkan kişiye özel mektubun yayınlanmasında sakınca görmezse 8 aydır bekleyen mektubu “açık biçimde CHP’ye iletilmesi için” bana gönderecekler.

***


Dönüp bunun hesabı sorulmalı

Gazetelerin dünkü birinci sayfalarında önemli bir ekonomi haberi manşetlere taşınmıştı. Yeni Rakı’nın “Amerikalı” sahibi Mey İçki 2.1 milyar dolara yani 3.3 milyar Türk Lirası’na İngilizler’e satıldı.

Yeni Rakı’yı alan İngiliz Diageo dünyanın en çok satılan viskilerinin de sahibi. Mey Grubu ise Amerikan Texas Pasific Group adlı bir fonun yatırımıydı.
Böylelikle “özelleştirme” yoluyla tekel olmaktan çıkarılıp satılan Yeni Rakı 7 yıl sonra neredeyse 10 kat değerlenmiş oldu.

İşte “dönüp hesabını soralım” dediğim bu.
Özal döneminden beri “özelleştirme hep sihirli değnek gibi” sunuldu kamuoyuna. Devletin içki, sigara, ayakkabı, demir çelik, un, yağ, şeker üretmesinin yanlış olduğu, limanlara, havaalanlarına, havayollarına sahip olmasının artık çağa uymadığı, telekomünikasyonun hiçbir yerde devletin elinde olmadığı anlatıldı ve halkın önemli bir bölümü de buna inandı.

Tabii hemen söyleyeyim, özelleştirmeye hiç karşı çıkmadım. Sadece bazı ana konularda devletin gücünün olması gerektiğini, ayrıca satışların da dünya fiyatlarına göre yapılmasının ülke çıkarına uygun olacağını söyledim.
Şimdi gelelim Yeni Rakı’nın özelleştirilmesine. Bu satış 2004 yılında yapıldı. Limak- Özaltın-Nurol ortaklığı 292 milyon dolar ödeyerek Tekel’in alkollü içkiler bölümünü satın aldı. Tekel’i alan grup birkaç kapak ve şişe değişikliği dışında kayda değer hiçbir yatırım yapmadı ve aradan tam iki yıl geçtikten sonra, 292 milyon dolara aldığı Yeni Rakı’yı Amerikan Texas Pasific Group’a 810 milyon dolara devretti.

Böylelikle özelleştirmeye giren bu grup tam 518 milyon dolar kâr elde ederek içki sektöründen çıktı.
Rakı’nın yeni sahibi Amerikalılar, Mey Grup adı altında içki sektörüne önemli yatırımlar yaptılar, rakının kalitesini artırdılar, büyük promosyon ve reklam kampanyalarıyla hem yurt içi hem de yurt dışı satışları önemli ölçüde artırdılar. Ve fon elindeki ürünü 7 yıl sonra 1.3 milyar dolar kâr ederek sattı.

Elbette sevindirici bir gelişmedir bu ama herhalde “Siz bugün değeri 2,1 milyar dolara çıkan bir ürünü nasıl olur da 290 milyon gibi bir rakama satarsınız?” diye de hesap sormak zorundayız. Eğer satış zamanında direkt Amerikalılara yapılsaydı belki bunu soramazdık. Çünkü Amerikan şirketi “Bir enkaz aldım, ama iyi yatırım yapıp pazar payını artırınca bu değere ulaştırdım” diyebilirdi.
Burada rahatsızlık veren özeleştirmenin “aracılı” satılmış gibi olmasıdır. En azından devlet Yeni Rakı’yı 810 milyona satabilirmiş. Peki araya bu satıştan 518 milyon dolar kâr eden ortaklık nasıl ve neden girdi? Biri bunun hesabını vermeli.

*****


Tamamı Türk ekip

Yeni Rakı’yı “ikinci el özelleştirmeden” alan Amerikan fonunun şirketi Mey Grup, tamamı Türklerden oluşan bir ekiple Yeni Rakı’yı 3.3 milyar TL’lik bir değere kavuşturdu.
Amerikan şirketi, adı üstünde sadece bir fon. Yani yatırımcı. O kadar. Uzmanlık konusunu ise Türkiye’deki profesyonellere bırakmıştı. Mey Grup’un başındaki Galip Yorgancıoğlu, genç ve kaliteli ekibiyle 7 yılda başta rakı olmak üzere içki sektöründe adeta bir devrim yaptı.
Devletin iyi yönetemediği fabrikalar elden geçirilirken, yeni teknoloji yatırımları yapıldı.

Ama en önemlisi ürün kalitesi konusundaki çalışmalar oldu bana göre. Elbette “milli içkimiz” olan rakının müşterisi zaten hazırdı ama, Mey Grup’un ürün yaratma ve kalite kontrol ekipleri rakıya yeni bir anlam yüklemeyi başardılar. Şimdi rakıseverler eskiye oranla çok daha kaliteli ve iyi rakı içebiliyor; üstelik hem keselerine hem ağız tadlarına göre pek çok seçenekten yararlanabiliyor.
Amerikan şirketi 7 yılda 2 milyar dolar üstünde kâr sağladıysa, bunu Türk ekibin başı Galip Yorgancıoğlu ve arkadaşlarına borçludur.

*****


Bizim görmediğimiz İngilizlerin gördüğü nedir?

Yeni Rakı’nın İngiliz firması tarafından 2.2 milyar dolara alınması ekonomik olarak çok olumlu bir gelişme ama, siyasi tarafından bakınca çok şaşırtıcı.

Yeni Rakı’yı satın alan bir dünya devi ama, Yeni Rakı henüz dünya çapında bir içki değil. Hatta bölgesel bile değil, neredeyse tamamen Türkiye’ye özgü. Batılılar anasonlu içkileri pek sevmiyor, Orta Doğu’da boğma denilen incir rakısı tercih ediliyor, Yunanistan’ın ise kendine özgü Uzo’su var.

AKP iktidarı ise içkiye karşı eylem ve söylemi ile biliniyor, üstelik alınan son kararlarla içki satışında önemli zorluklar çıktı ortaya. Özellikle daha çağdaş kesimler yaşam biçimine müdahale olduğu konusunda endişeli.
Buna rağmen bir İngiliz firması 2.1 milyar dolarlık bir yatırım yapıyor içkiye.

Demek ki, bizim buradaki endişelerimiz, Avrupa’daki yatırımcılar arasında aynı karşılığı bulmuyor. Ya bizim bilmediğimiz bir şeyi biliyorlar ya da biz yanlış bakıyoruz.
Koskoca bir dünya devi “bazı garantiler” almadan 2.1 milyar doları riske atmaz herhalde. Acaba iktidar Türk halkına söylemediği şeyleri yabancılarla mı paylaşıyor da, onlar büyük bir cesaretle Türkiye içki pazarına bu rahatlıkla girebiliyor?

*****


Fakir parayı harcarken, zengin
kazanırken mutlu olur. (Rüştü Alçı)

***


Uyarıcı tesadüf: Partilerin seçimde güç birliği yapmaması durumunda, ülkenin kaderini belirleyecek yeni anayasanın, kimin anayasası olacağı “ittif-AK”
kelimesinde gizli. (Gani Yıldız)

DİĞER YENİ YAZILAR