Kılıçdaroğlu kazanabilir!

Haberin Devamı

İstanbul Belediye Başkanlığı için CHP’nin Kemal Kılıçdaroğlu’nu aday göstereceği aşağı yukarı biliniyordu. Ama ben Kemal Derviş adı üzerinde de duruyordum. Açıklamadan birkaç gün öncesine kadar ibrenin Derviş’ten yana olduğuna daha çok ihtimal veriyordum.

Hatta bana sorarsanız Baykal’ın aklındaki asıl ismin Derviş olduğunu, Kılıçdaroğlu’nu “kerhen” değilse bile “çaresizlikten” açıkladığını düşünüyorum.

Gerçi aday belli artık ve üzerinde spekülasyon yapmanın bir âlemi yok. Bu nedenle gelelim Kılıçdaroğlu’nun şansına.

Bana göre Kemal Bey’in İstanbul’da şansı yüksek. Mart ayında İstanbul Belediye Başkanlığı’nın uzun bir aradan sonra CHP’ye geçmesi şaşırtıcı olmamalı.

Seçim hazırlıklarının başladığı sıralarda yazdığım bir yazıda “Bu seçimlerde oy oranlarından çok sembol haline gelmiş bazı merkezlerin sonuçları önemli olacak” diye yazmıştım.

AKP ve CHP’nin kale olarak gördüğü yerlerdeki seçim sonuçlarının genel sonucun önüne geçebileceğini ileri sürmüştüm. Bu görüşüm aynen sürüyor.

AKP iktidarından rahatsız olanlar eğer yerel seçimleri birinci aşama olarak görürlerse AKP’nin “kale gibi” gördüğü yerlerde kaybetmesini sağlayabilirler.

Bu şu anlama gelir: “Eğer kale gibi görülen merkezlerde muhalefet partileri ille kendi adaylarını destekleme saplantısından kurtulur da AKP’yi geçebilecek bir aday üzerinde buluşabilirse, seçim sonuçları çok şaşırtıcı çıkabilir.” AKP, Ankara, İstanbul, Adana, Gaziantep, Antalya’da kaybeder, Diyabakır ve İzmir’i alamaz, sembol olmuş büyük ilçelerde de başarılı olamazsa ağır bir darbe yemiş olur.

Karizması iyice çizilen AKP merkezi iktidarda da sıkıntıya girer. Toplumsal muhalefet cesaret kazanıp yükseleceği gibi parti içinde çatlamalar da olabilir. Bu da erken seçime yol açabileceği gibi AKP’nin “tek başına iktidarı kaybetmesi” ile sonuçlanabilir.

Bu durumda CHP’nin İstanbul’da, kendisine ve AKP’ye gitmemiş olan 3 milyon 700 bin oyu hesaplayarak çalışması gerekiyor. Son seçimlerde AKP 2 milyon, CHP 1.5 milyon oy almış İstanbul’da. 2 milyon kişi oy kullanmamış ve 1 milyon 700 bin seçmen de diğer partilere oy vermiş.

CHP bu 3 milyon 700 bin oydan 700 binini kendine çekebilirse İstanbul’u kazanır.

*****

Topbaş’ı yolsuzlukla eleştirmenin yararı yok

CHP İstanbul Belediye Başkan adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nu “yolsuzlukları ortaya çıkarmasıyla” tanıyoruz. Görünen o ki Kılıçdaroğlu İstanbul’daki propaganda faaliyetini de bu eksene oturtmayı planlıyor.

Aday olur olmaz “Kadir Topbaş, yolsuzluk dosyalarıyla geliyorum” açıklaması yapması da bunun açık kanıtı. Ancak bana göre Kılıçdaroğlu’nun yolsuzluklarla işe başlaması çok doğru bir tercih değil.

AKP belediyeleri döneminde yolsuzluklar halkı pek ilgilendirmedi. Hatta tam tersine önemli bir halk kesimi bu yolsuzluklardan payını aldı. Bunun da ötesinde, henüz açıklamadı ama Kılıçdaroğlu’nun ortaya koyacağı yolsuzluk dosyaları sanıyorum Kadir Topbaş’ı değil direk AKP iktidarını ilgilendirmekte.

Çünkü şu açık bir gerçek ki İstanbul’un asıl belediye başkanı Kadir Topbaş değil bizzat Tayyip Erdoğan’dır. Çünkü İstanbul’daki bütün büyük projelerin kararını veren kişi Topbaş değil Erdoğan’dır. Kılıçdaroğlu’nun yolsuzluklar yerine İstanbul projelerini anlatması daha yerinde olur.

*****

İstersen imkânsız olmaz

Ne zamandır önümde duruyordu kitap. Ama yazılar, TV konuşmaları, üniversite ve derneklerdeki konuşmalar derken hayli hareketli bir ocak ayı geçirince kitabın ayrıntılarına girememiştim.

İçeriğini biliyordum tabii de zaman bulup okuyamadım. Geçen hafta başardım ve okudum. Hangi kitaptan mı söz ediyorum; ‘İmkansız Periler’den.

Bu kitap yoksul ailelerden geldikleri için okuma olanağı bulamayan ama fırsat verildiğinde herkesin önüne geçebilecek akıl, zekâ ve çalışkanlığa sahip olan küçük kızlarımızın yürek burkan buna karşın gelecek için umudumuzu artıran öykülerini anlatıyor.

Metro Group üç yıl önce Hanzade Doğan Boyner’in başını çektiği “Baba beni okula gönder” kampanyası kapsamında yoksul kız çocuklarına karşılıksız eğitim yardımı yapmak üzere kolları sıvadı. Yurdun çeşitli yerlerindeki yoksul kız öğrenciler bu kaynaktan yararlanarak okula gitme olanağı buldu.

Bu projeyi daha kapsamlı hale getirmek isteyen Metro Group yöneticileri tamamen amatör biçimde eğitim yardımından yararlanan kız çocuklarını yaşadıkları yerde ziyaret etme ve öykülerini dinleme kararı almışlar.

Çocuklarla yapılan söyleşilerin çok heyecan verici olması üzerine bunların bir kitapta toplanmasına karar verilmiş. Doğan Yayıncılık da bu kitabı basmayı üstlenmiş.

Kitaptan elde edilecek gelir de bir fonda toplanarak Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne aktarılıyor ve böylelikle yardıma muhtaç başka çocuklar da eğitim olanağı buluyor.

Demem o ki, elbette duyarlı insanlar eğitim için bu tür yardımları yapıyorlar. “İmkansız Periler” kitabı bu desteklerin nasıl müthiş sonuçlar verdiğini, yoksulluğun altında ezildiği için fırsat bulamayan küçücük kızlarımızın “imkansızı nasıl yendiklerini” anlatıyor bizlere. O halde “bir çocuğun eğitimini üstlenmem maddi olarak zor” diyenlere seslenmek istiyorum.

Bu kitaptan alın bir tane. İmkânsızı altetmenin nasıl olduğunu ve minik yüreklerin yaşama nasıl sarıldıklarını görün ve hiç olmazsa bir kitap parası kadar katkı sağlayın.

*****

Üç açıklama

AB fonlarından alınan paralarla ilgili yazıma Adalet Ağaoğlu, Şerafettin Elçi ve Atilla Yayla’dan açıklama geldi. Adalet Ağaoğlu fondan para almadını, çalıştığı sivil toplum kuruluşunun bir proje gereği fondan yararlandığını belirtiyor.

Şerafettin Elçi de AKP’ye destek olan görüşleri savunmadığını bildiriyor. Elçi “AKP ile yolum hiç kesişmedi” diyor.

Prof. Atilla Yayla ise AB fonlarından cebine para girmediğini, bağlı bulunduğu kuruluş adına çalışma yaptığını belirtiyor.

Bu açıklamaları sizlerle paylaşmak istedim.

*****

Dedektif

Yıldırım Tuna’dan: Karı-koca birlikte TV’de film izliyorlarmış, filmde bir ara kadın kendisini aldattığından şüphelendiği kocasını yakalatmak için dedektif tutuyormuş. Adam, TV seyretmeyi bırakıp karısına dönmüş ve “Sen” demiş, “Sen olsan böyle bir şey yapar mıydın?” Karısı “Evet” demiş ve gayet aldırmaz bir tavırla devam etmiş: “Ama bu seni onunla yakalatmak için değil, o kadının sende ne bulabildiğini araştırmak için olurdu.”

DİĞER YENİ YAZILAR