Kıbrıs’ta askeri mi test ettiler?

Kıbrıs Lefkoşa’daki Lokmacı köprüsünün kaldırılması pratikte bir işe yaramadı. Bunu herkes kabul ediyor. Çünkü belirtilen amaç Rumlar’a bir iyi niyet göstermekti

Haberin Devamı

Kıbrıs Lefkoşa’daki Lokmacı köprüsünün kaldırılması pratikte bir işe yaramadı. Bunu herkes kabul ediyor. Çünkü belirtilen amaç Rumlar’a bir iyi niyet göstermekti. Rumlar’ın ise bu iyi niyeti kabul etmedikleri daha baştan belliydi. Onlar “Köprüyü yıkıp kapıyı açın ama oradaki Türk bayraklarını da kaldıracaksınız” şartını öne sürerek, bu iyiniyete kesinlikle karşılık vermeyeceklerini bildirmişlerdi.

Yani işin başından sonu belliydi. Amaç Avrupa Birliği’ni etkilemekse, o da zaten mümkün değildi, çünkü AB Rum ağzını kullanıyordu bu konuda.

Peki Talat bunu neden yaptı?

Siyasal İslamcı ve AKP’li basını izlediğinizde Talat’ın “eyleminin” aslında askere karşı olduğu hemen anlaşılıyor. Çünkü AKP’li görüşlerin yorumuna göre askerin dediği olmadı, sivil irade karar verdi.

Bütün mesele bu. Askerin dediği olmadı. Şimdi kimileri adeta zil takıp oynuyor.

Bana öyle geliyor ki, bugünkü iktidar, yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde bulduğu her bahane ile askeri test etmeye çalışıyor.

Orgeneral Özkök Genelkurmay Başkanı iken böyle testlere gerek yoktu. Çünkü iktidar askerin tavrını biliyordu, bunu test etmenin bir anlamı yoktu.

Şimdi durum pek öyle değil. Yeni Genelkurmay Başkanı hangi durumda ne yapabilir, o şimdilik meçhul.

Kıbrıs Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın Türkiye’deki iktidarla arası çok iyi. Cumhurbaşkanı seçilmesini, Rumlar’la birlikte yaşayalım referandumunu kazanmasını, koalisyon hükümetindeki rakip partiden adam ayartıp iktidarını güçlendirmesini bu iktidara borçlu.

Sıra Talat’ın bunun karşılığını vermesine gelmişti herhalde. O da Türkiye’de çok hassas olan bir konuyu, üstelik uluslararası arenaya taşıyarak test ettirdi.

Genelkurmay Başkanlığı Lefkoşa’daki köprünün yıkılmasına ve yolun tek taraflı olarak açılmasına karşı çıkıyordu.

Ancak konu Kıbrıs’ta üst düzey kişilerin gündeminde kalıyor ve kamuoyuna yansımıyordu.

Talat bir anda ortaya çıktı ve köprüyü yıkacağını açıkladı, ardından da askeri suçladı.

Doğal olarak Genelkurmay da aksi bir açıklamada bulundu.

İşte olayın test bölümü de o an başlamış oldu.

Talat köprüyü yıkmaya kalkarsa asker fiili durum yaratabilir mi? Akla gelmeyen bir şey bulabilir mi?

Hayır, asker hiçbir şey yapmadı. “Madem sivil otorite böyle diyor o halde bize söz düşmez artık” dedi.

Askerin bu konuda hiçbir şey yapmayacağı anlaşılınca da Tayyip Bey, Talat’ın acele ettiği yolunda bir açıklama yaptı. Tayyip Bey böylelikle kendilerini olayın dışına taşımış oldu.

Kıbrıs’ta Türk soykırımını önlemek için binlerce şehit veren Türk Silahlı Kuvvetleri’ni, kimi siyasi hesaplar uğruna test etmeye kalkmak gün gelir ters tepebilir.

*****

Bizans Sarayı otel oluyormuş
Sultanahmet Meydanı’ndaki Bizans Sarayı’nda son zamanlarda hummalı bir çalışma olduğu görülüyor. Burasının yakın bir zamanda otel olacağı belirtiliyor.

Bizans Sarayı yıllardır tartışılır. Hemen yanıbaşındaki Four Seasons Oteli’nin eski sahipleri Bizans Sarayı’nı da otele katmak için çaba harcamışlardı. Ancak böyle bir tarihi eserin yer altında kalmasına izin verilmemişti.

Şimdi öğreniyorum ki Four Seasons Otelini’nin yeni sahipleri hazırladıkları proje ile Bizans Sarayı’nı otele dönüştürmeye çalışıyormuş.

Projeyi henüz görmedim ama şu anda yerin altında olan Bizans Sarayı aynen korunacak, üzerine otel inşa edilecekmiş. Proje sahipleri bunu bir kültür vadisi olarak sunmuşlar ve bu da kabul edilmiş.

Konu yıllardır tartışıldığı için öyle sanıyorum ki, bu otel inşaatı ve burada yapılacak işler gelecekte proje sahiplerinin başını sıkıntıya sokabilir.

Bu nedenle Four Seasons’un yeni sahipleri projelerini sadece izin almak zorunda oldukları makamlara değil, konuyla ilgili diğer uzmanlara, tarihçilere, İstanbul halkına da anlatmak ve ikna etmek zorundalar.

*****

Uçurmayın şu uçakları
Uçaklarla ilgili üst üste gelen haberler insanı ister istemez ürkütüyor.

Bir uçağın kargo kapağının düşmesi, bir başkasının neredeyse askeri uçakla çarpışacak olması, bir diğerinin başka bir yolcu uçağı ile havada teğet geçmesi, hatta Demirel’in bindiği uçağının havada tehlike atlatması son 15 güne sığan olaylar.

Üstüne ekmek parası uğruna savaşın ortasında emek vermek amacıyla Adana’dan Bağdat’a giden 34 Türk işçisinin düşen uçakta can vermesi kabus gibi üzerimize çöktü.

Burada anlamadığım şu: Dünkü bütün gazeteler ve televizyonlar, Bağdat’ta düşen Rus yapımı Antonov uçaklarının teknik olarak yetersiz olduğunu, bugüne kadar pek çok faciaya yol açtıklarını, bu uçaklarla uçmanın intiharla eşdeğer sayılabileceğini yazdılar söylediler.

Peki durum gerçekten böyleyse, bizim havacılık yetkililerimiz, Ulaştırma Bakanlığı ne yapar? Eğer bu uçaklar “uçan tabut” olarak kabul ediliyorsa, bu uçakların bırakın bizim havaalanlarımızı kullanmasına, tepemizden geçip gitmelerine bile izin verilmemesi gerekmiyor mu?

Bundan sonra böyle bir karar alınacaksa, can veren 34 Türk’ün hesabını kim verecek?

*****

Acaristanbul Sarıyer gibi olmasın sakın
Acarlar’ın Beykoz sırtlarında yaptığı yasadışı villaların yıkımı başlıyor. Ormanı talan edenler, yasalara uymayanlar elbette bunun bedelini ödemeli. Ama burada bir nokta var, bu adalet herkese uygulanmalı. 50-100 villayı yıkmak kolay, oysa İstanbul’da onbinlerce kaçak bina var. O ayrı konu.

Acaristanbul madem yıkılıyor bir hatırlatma yapmak istiyorum. Yıllar önce Nurettin Sözen Sarıyer sırtlarındaki Uyum villalarını yıkmıştı. Üzerinden 15 yılı aşkın süre geçti, yıkılan evlerin duvarları hala duruyor. Eğer o villalar yıkılmamış olsaydı, Sarıyer şimdi bir dünya cenneti gibi olacaktı. Peki yıktınız, yine de orası cennet haline getirilebilirdi. Hayır biz ne yaptık, sadece yıktık ve bıraktık.

Acar villaları da yıkılıp bırakılmaz inşallah. Madem yıkılacak, bari orası İstanbul’a örnek bir koruluk haline getirilmeli.

DİĞER YENİ YAZILAR