Kıbrıs gözden çıkarıldı gibi

Haberin Devamı

Başbakan Erdoğan Kıbrıs konusundaki sert çıkışında haklı. Hiç kimse, kendi soydaşımız da olsa “Has...tir” diye pankart açamaz. O pankartı münasip biçimde katlayıverirler.
Ancak olayın biraz gerisine gidelim ve hatırlayalım.
Bu pankartı açanlarla Denktaş’ı “çözümsüzlüğün nedeni” ilan eden ve neredeyse vatan haini sayan kişiler aynı.
Bu pankartı açanlar daha önce Türkiye ile birlikte anılmaktansa Rumlarla tek devlet altında bütünleşmekten yana olanlar.

Bu pankartı açanlar “Yes be annem” sloganı ile 1974’den önce yaşanan katliamlarla dalga geçenler.
Bu pankartı açanlar daha önce de Türk askerini adada işgalci olarak göstermekten çekinmeyenler.
Bu pankartı açanlar Rumlar Avrupa Birliği’ne girerken “Biz Türkiye yüzünden giremiyoruz” diye hayıflananlar.
Bu pankartı açanlar bugüne kadar AKP iktidarı tarafından hep hoş görüldü, sırtları sıvazlandı.

Bu pankartı açanların Denktaş düşmanlığı AKP iktidarı tarafından kullanıldı, uluslararası arenada “Türkiye çözüm istiyor ama Denktaş mani oluyor” görüşü dile getirildi.
Ve iktidar bu pankartı açanların o zamanki lideri Talat’ın Cumhurbaşkanı olması için milyonlarca dolar harcadı, işin başına getirdi.

İşte o pankartı açanlar şimdi AKP’nin hedefi oldu.
Peki bu kimseyi şaşırtmıyor mu? Bugüne kadar palazlandırdığınız kişiler şimdi neden düşman oluverdiler?
İktidar, kamuoyunda çok dillendirmese bile uluslararası toplantılarda Kıbrıs’ta kalıcı ve kesin çözüm sağlayacakları sözünü veriyor.

Ancak iktidarın çözüm önerisi ile Kıbrıs tümden kaybedilebilir. Bunu Türkiye’ye anlatmak çok zor. Zaten Türk kamuoyu baskısı olmasa belki Kıbrıs işi çoktan bitmiş olurdu.

O halde önce Türk kamuoyu Kıbrıs’tan soğutulmalı, uzaklaştırılmalı. Son günlerdeki kampanyaya bu gözle bakın; Kıbrıs halkı Türkiye’yi istemiyor hatta nefret ediyor, hasssÖ..tir diyebiliyor. Başbakan öfkeleniyor, ağzına geleni söylüyor, ardından bakanları sıraya giriyor.
Türk kamuoyu da yürütülen “nankörlük kampanyası”ndan elbette etkileniyor ve “Bunlar ne biçim insanlar, ne halleri varsa görsünler” diye düşünmeye başlıyor.
Ardından bir bakmışsınız Kıbrıs uçup gitmiş. Sen sağ ben selamet.

Böyle olmadığını anlatsın biri lütfen.

*****

Beyaz Türkler

İlk duyduğumdan beri ısınamadığım bir tanım var: Beyaz Türk. Kimdir bu Beyaz Türk, eğer bunun beyazı varsa siyahı da olmalı ya da diğer renkleri.

Gerçi AKP kendilerinin “Türkiye’nin zencileri olduklarını” ilan etmişti bir ara, Başbakan ısrarla “Bize zenci muamelesi yapıldı” diyordu, hâlâ da bu jargonu kullanıyor ara sıra. En son geçenlerde TÜSİAD üyelerine yönelik olarak “Bizi aşağıladılar, küçük gördüler ” dedi.
Tıpkı eski Türk filmlerindeki “O fakir ama gururlu genç var ya” repliğini hatırlatırcasına patronlara kaşlarını kaldırarak konuşmuştu Erdoğan.

Tabii bir kesim “Beyaz Türk” tanımını aslında aşağılama amacıyla kullanıyor. Anladığım kadarıyla beyaz Türk olarak “iyi eğitimli, Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı, belli bir işi ve iyi geliri olan, dini istismara kalkışmayan” kişiler kastediliyor.

Beyaz Türk tanımını en son Milliyet Gazetesi’nden bir kadın yazar telaffuz etti. Bu kadın yazara göre “Beyaz Türkler MHP’yi kurtarmak için kolları sıvamış” meğer. Bazı Beyaz Türkler oylarını MHP’ye verecekmiş.

AKP’nin gücünün azaltılmasında sadece CHP yetmeyeceği için MHP’nin barajı geçmesi gerekiyormuş. Bu durumda AKP yine tek başına iktidar olacakmış ama şimdiki kadar güçlü olmayacakmış.

Anlamadığım, bu kadın yazar iş adamına neden Beyaz Türk diyor?

“Beyaz Türk’ün var olduğunu” ileri süren ve düşüncesizce her fırsatta bunu yazanlar kendilerini nereye koyuyorlar?
O iş adamı beyazsa, kadın yazarımız hangi renk? Ya da kendisi başka bir dünyadan mı geldi? Yoksa ikide bir beyaz Türk tanımını kullanılarak ince bir AKP propagandası mı yapılıyor?

*****

Bir günde iki tiyatro

Geçen hafta pazar günü iki tiyatro oyunu birden izledim. İkisi de alışılmış oyunların dışındaydı. İkisinde de salon tıklım tıklımdı. Üstelik ikisi de komedi değildi.
Demek ki “sadece komediler salonları dolduruyor” görüşü o kadar da doğru değilmiş.

İlk izlediğim oyun Şehir Tiyatroları Kadıköy Haldun Taner Sahnesi’ndeki Çığ adlı oyundu. Usta yazar Tuncer Cücenoğlu’nun yazdığı tek perdelik bir oyun. 48 dakika sürüyor.

Can Atilla’nın çok etkili müziği ile başlayıp biten oyun “tabulaşmış anlamsız inanışlar” üzerine kurgulanmış muhteşem bir dram. Yer, zaman ve kimlikler belli değil. Dünyanın her yanında yaşanabilir ve hatta yaşanmakta olan bir olay.

Olağanüstü bir dekor ve kostümler oyuna büyük bir zenginlik katarken Şehir Tiyatrosu’nun deneyimli oyuncularının performansları çok yüksek.

Mutlaka görün, ama önceden bilet alın çünkü yer çok zor bulunuyor.

İkinci oyun ise Caddebostan Kültür Merkezi ’nde izlediğim “Uyan uyan Gazi Kemal”... Tuncay Özinel sahnede “bir Atatürk belgeseli” sunuyor izleyiciye. O kadar keyifle izledim ki anlatamam. Atatürk’ün kimi bilinen, kimini ilk kez öğrendiğim bazı özellikleri, konuşmaları ve fikirleri Tuncay Özinel ’in “anlatıcılığında” çok genç bir ekip tarafından canlandırılıyor.

Özellikle okul çağındaki çocukların mutlaka götürülmesi gerek, çünkü Atatürk’ün yaşamından gerçek kesitler çok ustaca sunulmuş.

Ve tabii büyükler de gitmeli. Oyunu izlerken “Atatürk’ü ne kadar özlediğimi” fark ettim, gözlerim buğulandı.

*****

Yemeyin bunu

Çocuk ve kadınlara tecavüz edenlerin hadım edilmesi öneriliyor ya, kadın hakları savunucuları ve bazı iyi niyetli kişiler “neden olmasın” demeye başladı.
İşin ayrıntısına eğer konu çok dallanır budaklanırsa girerim, ama şimdilik şunu söylemek istiyorum; Yemeyin bunu. Çok sinsi bir propaganda bu. “Kısasa kısas” ceza yöntemi çağdaş hukukta yoktur. Dini hukukta uygulanır.
Bugün hadım etmekle başlar, yarın hırsızın eli kesilsin diye devam eder. Sadece dikkat diyorum.

*****

Aferin CHP yönetimine

Ne diyeyim, tarihi fırsatı kaçırdıkları gibi bir de üstüne dayak yiyorlar. Askerden korkup sinen CHP yönetimi Süheyl Batum’un arkasında duramadağı gibi neredeyse tüm medyada aleyhte bir kampanya başlatılmasına da neden oldu.
Son üç gündür bütün ekranlarda ulu orta CHP’yi eleştiren cirit atıyor. Buna ne gariptir ki CHP kimliği taşıyanlar da katılıyor. Düne kadar askeri aşağılamaktan haz duyanlar asker savunucusu kesildi. CHP’yi halka şikâyet ediyorlar.
Bir konu bu kadar mı yüze göze bulaştırılır, bir parti bu kadar mı tırsık olur, anlamak mümkün değil.
Sadece Süheyl Batum konusu da değil, ekranlarda Kıbrıs ve Mısır konuşuluyor, ortada CHP’li tek kişi yok.
Herhalde genel merkez binasında milletvekilliği pazarlıkları yapmakla meşguller.

*****

Kılıçdaroğlu, Batum’un çıkışından sonra, “TSK’yı tek ben eleştiririm!” demiş. Bir başka deyişle: “AKP’nin değirmenine su taşıma zevkini başkasına bırakmam!” (Gani Yıldız)

*****

Daha iyi yaşam koşulları öldürme planları ile değil yaşatma planları ile sağlanır. (Rüştü Alçı)

DİĞER YENİ YAZILAR