İktidar partisinin uluslararası çapta destek arayışı için çok ünlü kişilerden yararlanma projesine eski ABD Başkanı Bill Clinton’u da dahil edeceğini öğrendim.
Clinton 2 Kasım’da Türkiye’ye gelerek bir konferansta konuşma yapacak.
Aynı konferansta eski Almanya Başbakanı Schroeder’in de bir konuşma yapacağı konusunda da bilgiler aldım.
AKP ekim ayındaki kongresinde gövde gösterisi yapmak, uluslararası alanda çok etkin olduğunu ve dünyanın her yanından da destek aldığını tabanına kanıtlamak için bir süre önce ünlü isimleri Türkiye’ye getirme kararı aldı.
Parti adına yetki alan Edibe Sözen önce THY reklamları ile gündeme gelen Kevin Costner’ın kongre sırasında Türkiye’de olup olamayacağını öğrenmeye çalıştı. Ancak Costner’ın bu tarihte çıktığı Avrupa turnesinin Almanya durağında olacağı anlaşıldı. Burada Sözen’in imdadına şansı yetişti, çünkü Costner, THY’nin sponsorluğunda 16 Ekim’de Türkiye’ye konser vermek için gelecekti.
Edibe Sözen ünlü Amerikalı film yıldızının “demokratik açılım konusunda ne düşündüğünü” öğrenmek istedi. Sanatçının menajerinden “Kevin Costner demokrat bir yapıya sahiptir, demokratik her açılımın da arkasında olur” mesajını aldı.
Sözen de bunun üzerine Costner’ın “demokratik açılımı desteklemek üzere” Türkiye’ye geleceğini açıkladı.
Kevin Costner konser verdikten sonra Başbakan Erdoğan’la da bir görüşme yapacak. Görüşmenin, Başbakan’ın o sırada programı olduğu belirtilen İstanbul’da gerçekleşeceği belirtiliyor.
AKP’ye ikinci sürpriz ise Bill Clinton’dan gelecek. Başkanlığı bittikten sonra kurduğu vakıf aracılığı ile dünyanın çeşitli ülkelerinde konferanslar veren Clinton, 2 Kasım’da Türkiye’de olacak.
Bu konferans için organizasyonu Ahmet San - Cüneyt Ortam ikilisinin yaptığını öğrendim. San ve Ortam, İstanbul ve Türkiye’nin itibarını artırmak adına her yıl çok önemli isimlerin konuşmacı olacağı bir konferans düzenlemeyi düşünmüşler.
Davos’un da böyle bir girişimle başladığını belirten ikili konferansların ilgi görmesiyle birlikte İstanbul’un birkaç yıl sonra Davos gibi uluslararası toplantıların yapıldığı bir yer olmasını hayal ediyormuş.
Aslına bakarsanız bu iyi olur. Başbakan “Bi daa da Davos’a gelmem” demişti. Alternatif Davos yaratılır bu sayede, Erdoğan da bu toplantılara gider gönlünce. Clinton’ın bu konferansa katılmak adına vakfı için 400 bin dolar ile kendi masraflarının karşılanmasını istediğini öğrendim.
Bu arada AKP’nin bu “ünlü açılımı” çeşitli çevrelerde esprilere de neden oluyor. “Ünlü açılımı” için sadece erkeklerin davet edilmesinin yanlış olduğunu söyleyenler dünyaca ünlü çok güzel kadınların da davet edilmesini istiyorlar.
Sharon Stone, Monica Bellucci, Charlize Theron, Angelina Jolie bu esprileri yapanların aklına gelen isimler.
U2’nin parasını kim ödeyecek?
Dünyanın en ünlü müzik gruplarının en başında gelen U2 nihayet Türkiye’ye de gelecek. Devlet Bakanı Egemen Bağış Başbakan’la birlikte gittiği New York’ta grubun solisti Bono ile buluştuğunda “Türkiye’ye gelmesini teklif etmişti.”
Bağış bunu söyledi söylemesine ama zaten Bono, Türkiye’ye gelmeye karar vermişti. Hatta bunu resmi internet sitesinde de ilan etmişlerdi o sırada. Ama bu önemli değil. Egemen Bağış’ın bunu düşünmesi ve hatta “Size Boğaz Köprüsü’nde bir sahne kuralım, iki kıta arasında konser verin” demesi de güzel. Boğaz Köprüsü üzerinde konser fikrine nedense bazı çevrelerden eleştiriler geldi bile. Trafik sorununu öne sürenler oldu.
Oysa bir gece köprülerden birinin trafiğe kapatılması o kadar da önemli değil. Çünkü eğer böyle bir konser verilirse pek çok dünya ülkesi bunu canlı bile yayınlar ki Türkiye Boğaz Köprüleri’nden birinin birkaç saat kapatılmasından uğrayacağı zararı binlerce kere karşılamış olur.
Boğaz Köprüsü’nde konser fikri yıllardır aklımdadır. İlk düşündüğümde Elton John ismi üzerinde durmuştum. Köprünün tam ortasında bembeyaz bir piyano ve Elton John tuşları konuşturuyor. Tüm dünya da bunu izliyor. Fena mı?
U2 hayranları yıllardır grubun Türkiye’ye gelmesini bekliyor. Dünyanın en büyük sahne şovunu yapan Bono ise bir türlü Türkiye’ye gelmiyordu. Söylentiler Bono’nun “Türkiye’de insan haklarına gerekli önemi vermediği için gelmediği” yolundaydı.
Bono gibi insan haklarına çok önem veren ve dev konserlerinde özellikle iktidarları çıldırtan mesajları dile getiren birinin Türkiye’ye bu nedenle gelmemesini mantıklı bulanlar olabilir.
Ama öğrendiğime göre asıl sorun Bono’nun istediği paranın karşılanmasındaki zorluk. Çünkü Bono bir konser için 5 milyon dolar istiyor. Böyle bir rakamın sadece bilet ücretleriyle karşılanması mümkün değil. Sponsorlara başvurunca da rakam çok yüksek olduğu için firmalar cesaret edemiyorlardı.
Şimdi Bono geliyor. Demek ki istediği paranın kaynağı bulunmuş ya da bulunacak. Paranın İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’ndan alınacağı konusunda duyumlarım oldu.
Eğer bu gerçekleşirse İKSV tarihinin en büyük sponsorluğunu yapmış olacak.
Suriye ile vize kalktı Gazeteciler hariç!
Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın bir günlük Türkiye ziyaretinde iki ülke arasındaki karşılıklı vize uygulamasının kaldırılmasına karar verilmişti biliyorsunuz.
Özellikle Suriye ile sınır komşusu olan illerimizde yaşayanlar için çok önemli bir gelişmeydi bu. Çünkü sınırlar belirlendikten ve hele araya tel örgüler çekildikten sona ayrı düşen ailelerin birbirlerini bayramlarda bile görmesi çok zor oluyordu.
Şimdi her şey kolaylaştı ve aileler de birbirine kavuşmuş oldu.
Bu sayede sanıyorum Antakya - Halep arasındaki gidiş gelişler de fazlalaşacaktır. Sınır kapısından ışıkları ile görünen Halep’i ziyaret etmekten vize zorunluluğu nedeniyle vazgeçenler şimdi günü birlik turlara başlamışlar bile. Tabii aynı şekilde Halep’ten Antakya ve İskenderun’a gelenlerin sayısı artmış.
Bunlar işin güzel tarafları. Ama bir de biz gazetecileri ilgilendiren bölümü var ki sormayın.
Çünkü herkes için kalkan vize nedense gazeteciler için kalkmamış. Eğer Suriye’ye gitmek istiyorsanız ve pasaportunuzda gazeteci olduğunuz belirtiliyorsa Suriye sınırından geçemiyorsunuz.
Bunun nedenini anlamak zor. Çünkü eğer vize kalkıyor ve iki ülke arasında daha fazla ilişki, daha fazla sevgi ve bağlılık olması isteniyorsa buna en büyük katkıyı yapacak olanlar gazeteciler.
Oysa burada ters bir uygulama ile sanki kamuoyundan bir şeyler gizlenmek isteniyormuş gibi gazeteciden vize alması isteniyor. Sanıyorum eskiden kalma bir alışkanlıkla yanlışlık yapılmış, en kısa sürede düzeltileceğini umuyorum.

