Kayseri olayı bu kadar kolay kapanamaz

Haberin Devamı

Kamuoyu birçok konuda duyarlılığını yitirdi. Özellikle yolsuzlukla ilgili haberler toplumda pek ilgi görmüyor. Hele iktidarla ilgili iddialar neredeyse yok sayılıyor. Başbakan da bunu bildiğinden olsa gerek, yolsuzluk iddiaları karşısında öylesine sert bir savunma yapıyor ki çoğu gazetecide de ne iştah kalıyor ne de cesaret.

Öyle ya, Başbakan ikide bir “içeriden, tıkmaktan” söz ederse kimde ne cesaret kalır ki.

İşte Kayseri olayı da böyle bir ortamda “çürümeye ve unutulmaya” terk edilmiş halde.

Bundan tam bir hafta önceydi, Kayseri Belediyesi’nde yaşandığı ileri sürülen rüşvet yolsuzluğu hakkında yazmıştım. Geçen perşembe sabah 10.00’da Kayseri Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki aradı ve iddiaların tamamen yalan olduğunu, kendisinin ve belediyesindeki görevlilerin hiçbirinin rüşvet çarkına bulaşmadıklarını söyledi. Buna kanıt olarak da “Soruşturma açıldı, 50 kişinin ifadesi alındı, ama bir suç bulunamadığı için dosya kapatıldı” dedi.

İşte galiba işin püf noktası da burada. İktidar partisi böyle bir yargı kararı olduğu için böylesine üst perdeden konuşabiliyor sanki.

Başkan’la konuşunca ben de bir hafta bekledim, bir şey yazmadım ve gelişmeleri izledim.

Bu süre içinde zihnimdeki şüphe bulutları dağılmak yerine daha da koyulaştı. Çünkü Kayseri Belediyesi ve hükümet üyeleri sadece çok acele ile alınan “tartışmalı bir mahkeme kararına” dayanarak yolsuzluk yapılmadığını ileri sürüyor.

Yasal olarak tamam, ama sıkıntı burada, çünkü o aklama kararına rağmen verilmiş başka ifadeler var. Örneğin rüşvet ihbarında bulunan ve kendisi hakkında da rüşvet iddiası olan Hacı Ali Hamurcu’nun avukatı Yakup Erikel “Müvekkilim için 60 yıl isteniyordu, 6 yıl ceza aldı, bu bir başarıdır” derken “bir tür anlaşma yapıldığı” duygusunu da uyandırıyor ister istemez. Çünkü çok belli ki bu avukat belediye yetkilileriyle pazarlık yapmış ve bazı konuların kamuoyuna duyurulmasının önüne geçilmiş.

Ayrıca Yakup Erikel’in, halen Ergenekon tutuklusu olan kardeşi yine avukat Yusuf Erikel’in de ifadeleri var ki, medya bunun üzerinde fazla durmuyor.

Oysa Yusuf Erikel bakanlığa verdiği ifadede olayın büyümemesi için anlaşma sağlandığını ve bunun bir başarı olduğunu söylüyor. Erikel’in ifadesinde bazı çok büyük devlet görevlileri hakkında şaibe yaratılırken, işin içinde küçük yaştaki kızların cinsel istismara hedef oldukları iddiaları bile var.

Sonuçta iktidar kendi işine gelen konularda “yargı karar versin” kolaycılığı ile birçok kişiyi hapislerde süründürürken, söz konusu kendi tarafından birileri olunca işin örtbas edilmesini sağladığı görüntüsü çıkıyor ortaya.

Bu nedenle Başbakan’ın “kâğıt parçaları ile suçluyorlar” sözleri de İçişleri Bakanı’nın “Her şey yalan” beyanları da pek inandırıcı olamıyor. Medyada ve sivil toplum örgütlerinde cesaret de ortadan kalktığından, muhalefetin çabası yetmiyor.

***


Neyse ki ucuz atlattım

Hani bir deyim vardır “fala inanma falsız da kalma.” Ben tam böyleyim. Bayılırım mesela kahve falıma baktırmaya. İnandığımdan değil de hoşuma gittiğinden. Hele “kısmet var” bölümü yok mu, işte orası çok güzel.

Bir de burçlar konusu. Bazılarına hayret ediyorum, nasıl da biliyorlar burçların özelliklerini. Daha doğum gününü söylüyorsun anında hangi burçtan olduğunu söylüyorlar.

Astroloji elbette faldan çok daha farklı ve bilimsel tarafı var ama burçlara da meraklı değilim, sadece bir yerde kendi burcumla ilgili bir başlık görürsem merak edip bakarım.

Ama bu kez farklı. Çünkü tüm dünya 21 Aralık gününe kilitlenmişti. 21 Aralık en uzun gece en kısa gün. Gündönümü.

Bugünün özelliği bu yıl şuydu: Ancak 456 yılda bir gerçekleşen bir uzay olayı yaşandı. 21 Aralık’ta aynı zamanda Ay tutulması da oldu. Astrologlar bunun olağanüstü bir olay olduğunu belirttiler ve eklediler “Bugün pek çok önemli olay yaşanabilir.”

Buraya kadar normal, beni ilgilendiren ise şu: “21 Aralık özellikle İkizler burcunu, bu burcun ilk günlerinde doğanları etkileyecek. Dikkat etsinler başlarına bir şey gelebilir.”

İkizler burcundayım ve doğum günüm burcun ilk günlerine denk geliyor. Bütün dünya bunu konuşunca ister istemez, inansam da inanmasam da beni de bir telaş aldı tabii.

Dikkat edeyim de ne yapayım, arabaya mı binmeyeyim, evden mi çıkmayayım, yazı mı yazmayayım, bir karar mı almayayım, bilemedim artık.

Kendimi günün akışına bıraktım. Hiçbir şey olmadı. Atlattım yani. Tabii doğum günü İkizler burcunun ilk günlerinde olan başkalarının başına bir iş geldi mi (Allah korusun) onu da bilemem.

***


Otomobilde aylar süren kuyruklar var. Anlaşıldı; ekonomik krize “arabayla” gidiyoruz!

(Gani Yıldız)

***


Herkesi aptal yerine koymak

Aslında herkesi aptal yerine koyanların yanı sıra bizim medyamız da buna çanak tutuyor.

İşte son olay.

Medyamızın seçkinleri, çok sorumlu olduklarından olacak, Mehmet Ali Şahin Selahattin Demirtaş görüşmesinden sonra “ortamın yumuşadığını” ileri sürdüler hemen.

Çünkü ikili görüşmeden sona yapılan açıklamalarda “güya” iki taraf da geri adım atmıştı.

Olay şu; Demirtaş Meclis’te Kürtçe konuşma gibi bir taleplerinin olmadığını söylemiş, Şahin de “iyi o zaman” demiş.

Kim kimi kandırıyor Allahaşkına. Zaten BDP’nin Meclis’te “Kürtçe konuşulsun” gibi bir talebi yok ki. BDP “kendi alanı gördüğü” Güneydoğu bölgesinde “iki dilli sisteme” geçti.

İktidar bunu kabul etsin etmesin, asker kendi kendine gelin güvey olup muhtıralar vermeye kalksın kalkmasın, sonuçta fiili durum yaratıldı.

BDP buradan geri adım atmıyor ki. Anlaşılan, AKP Meclis Başkanı’nın dikkatini çekti, o da “kapatma” gibi iktidarın da “demokrasi adına” cevap veremeyeceği konulara bir daha girmeyecektir herhalde.

Gerçi Şahin taşı attı bir kere, inşallah bir yere çarpmadan yere düşer.

***


Buca’ya da yenilen Fenerbahçe’ye fıkralı eleştiri

Fenerbahçe’nin hâli hoş değil. Buca’ya da yenildi. Oturup Fenerbahçe yazmak istemiyorum ama önceki gün gelen bir fıkrayı da yazmak istiyorum. Bilen biliyordur belki ama, bugüne uygun galiba.

Polis gece yarısı bir vatandaşın evini basmış, gözaltına almış ve hâkim karşısına çıkarmış. Adam şaşkın. Hâkim sormuş.

- Bir diyeceğiniz var mı?

- Hâkim bey beni buraya niye getirdiler bilmiyorum.

Hâkim dosyaya bakmış. Gözlüklerinin üzerinden vatandaşa doğru şöyle demiş:

- Siz uluslararası bir kaçakçılık yapmışsınız.

Adam büyük bir şaşkınlıkla şu cevabı vermiş:

- Hâkim bey benim uluslararası bir işim nasıl olabilir ki. Ben Fenerbahçeliyim.

DİĞER YENİ YAZILAR