Açıkçası ben de yanıldım. AKP’nin alacağı oy konusunda değerlendirmelerim yanlış çıktı. Bunu bir kenara koyalım.
Ancak şunu da hemen söylemek istiyorum; AKP’nin aldığı oy AKP’nin gerçek oyu değildir. AKP’ye verilen destektir, açılan kredidir. Bu destek de Türkiye’nin sessiz çoğunluğunun çıkardığı sestir.
Çok belli ki Türk halkı bir sürenin daha gürültüsüz, sakin ve kavgasız geçmesini istedi.
Kimse şu yanlışa düşmemeli: Türkiye asla ikiye bölünmüş durumda değildir. Bazı batılı gözlemcilerin söylediği gibi Türkiye’de laikler ve laikliğe karşı olanlar tam ortadan ikiye bölünmüş duruma gelmemiştir.
Çünkü AKP’ye verilen oylar “biz laiklikten, Cumhuriyet ilkelerinden yana değiliz” anlamına gelmez. Bunu rahatlıkla yazabiliyorum, çünkü AKP’nin oyunun bu kadar yüksek çıkmasında beni şaşırtan kamuoyunda bir heyecan belirtisinin olmamasıydı.
Eğer gerçekten Türkiye’nin yarısı cumhuriyet ilkeleriyle ve özellikle laiklikle ters düşen bir hale gelmiş olsaydı, seçim öncesi tartışmalar çok daha sert olur, ayrıca çatışma ortamları da doğardı.
Oysa seçimlerden önce bu tür tartışmalar pek olmadığı gibi çatışma ortamı hiç yaratılmadı. Bu da bana halkın bir bölünmeden yana olmadığını sadece sakinlik ve istikrar istediğini gösteriyor.
AKP’nin belki de Gobels taktiğine benzer propaganda yöntemi ile “istikrar bozulursa ekonomi sarsılır, herkes kaybeder” söylemi Türkiye’nin sessiz çoğunluğunu çok etkilemiş belli ki.
Böyle olunca da sokaklara AKP yanlısı bir öfke ve heyecan yansımadı. İnsanlar evlerinden çıktılar, oylarını “istikrar”dan yana kullandılar ve televizyonlarının karşısına geçtiler. Ne kadar sevindiklerini de bilemiyorum.
Üzgünler ordusu
Bu arada Cumhuriyet mitinglerine katılan, elerine bayrak asan, internet ortamında AKP iktidarını bitirmek için çok yoğun çaba harcayan büyük bir kesim geceyi büyük bir hayal kırıklığı içinde geçirdi. Bu çok doğal, ama şu andan itibaren herkesin sakin olması, siyasal tabloya iyi bakarak nasıl bir tavır takınacağını belirlemeli.
Şu da unutulmamalı ki, AKP’nin böylesi bir destekle tek başına iktidar olması Türkiye’nin sorunlarını da çözebileceği anlamına gelmiyor. Bir kere Tayip Bey, dün olduğundan daha büyük bir yükle yola devam edecek. Ekonomik sorunlar yarından itibaren başını ağrıtmaya başlayacaktır. Güneydoğu ve terör konusu dünden daha şiddetli biçimde önüne gelecektir.
En önemlisi, son iki aydır müdahale etmesi gereken her türlü sorunu seçim bahanesiyle bir kenara iterek ertelemesi de mümkün değildir.
Tayip Bey Türkiye’nin çok önemli sorunları konusunda çok hızlı ve net kararlar almak zorunda kalacaktır.
Cumhuriyet ilkeleri ve laiklikle ilgili kuşkular ve endişeler giderilemeyeceği için Türkiye yine bu tür tartışmaların içinde olacaktır.
Son olarak şunu söylemek istiyorum. Seçimden hüsranla çıkanlar büyük bir olgunluk ve sakinlik içinde yeni siyaset ve stratejiler geliştirmek zorundadır.
AKP ise halkın bu desteğini “artık ülke bizim” mantığı ile hor kullanmamak ve o da sakin olmak zorundadır.
Kavga istemeyen sessiz çoğunluk
Haberin Devamı

