Kapatma ve siyasi yasak gelmesi üzerine çeşitlemeler

Haberin Devamı

Üç başbakan yardımcısı üçü de Meclis dışından

AKP’nin kapatılması ve birçok yöneticiye siyasi yasak gelmesi halinde ortaya çok ilginç bir hükümet modeli de çıkabilir.

Diyelim ki kapatma gerçekleşti. Aralarında Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül ve Bülent Arınç’ın olduğu AKP’li yöneticilere siyasi yasak geldi.

Ancak Anayasa maddesinde siyasi yasak alanların seçimlere girmesine bir engel yok. Siyasi partiye girmeden bağımsız olarak seçilebilirler.

Ancak Erdoğan isterse buna bile gerek duymayabilir. Seçim riskine hiç girmeden tekrar ve çok güçlü olarak hükümette yer alabilir.

Anayasamıza göre hükümette Başbakan için milletvekili olma şartı aranıyor. Başbakan dışındaki bakanlar milletvekili olmayan kişilerden oluşabiliyor. Bir başbakan isterse tüm bakanlar kurulunu meclis dışındaki isimlerden oluşturabilir.

Şimdi; diyelim ki AKP kapatıldı, siyasi yasaklar geldi. Gül de Çankaya’dan indi. Kalanlar hemen bir parti kurarlar. Doğal olarak Cumhurbaşkanı vekili olacak olan Köksal Toptan bu yeni partiden bir isme hükümeti kurma görevi verecektir.

Yeni Başbakan’ın Erdoğan, Gül ve Arınç’ı hükümete “Başbakan Yardımcısı” sıfatıyla almasını engelleyecek hiçbir şey yok.

Hatırlatayım; Kemal Derviş Amerika’dan gelmiş ve meclis dışından bakan yapılmıştı.

*****

Siyasi yasak kavramına açıklık getirmek gerekiyor

Parti neden kapatılır? Anayasa’da yazıyor. Anayasa’nın temel hükümlerine aykırı davranmak kapatma gerekçesi. Ve AKP bununla suçlanıyor. Eğer mahkeme iddiayı sabit görürse kapatma kararını verir.

Tabii iş kapatmayla bitmiyor. Bir de sorumlu kişilerin alacağı cezalar var. Anayasa bunu 5 yıl siyaset yasağı olarak öngörüyor. Ancak siyaset yasağı kavramı Anayasa’da açık değil. Madde şöyle bitiyor: “Bir siyasi partinin temelli kapatılmasına beyan veya faaliyetleriyle sebep olan kurucuları dahil üyeleri, Anayasa Mahkemesi’nin temelli kapatmaya ilişkin kesin kararının Resmî Gazete’de gerekçeli olarak yayımlanmasından başlayarak beş yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve deneticisi olamazlar.”

Madde böyle olunca yorumu da, “Yasaklanan kişiler bağımsız milletvekili seçilebilir” şeklinde olabiliyor.

Peki Anayasa’yı ihlal ettiği gerekçesiyle bir partiyi kapatıp, yöneticilerine siyaset yasağı getireceksiniz ama onlar yine aktif siyasette olabilecekler. Bu mantıklı mı? Siyaset yapmak sadece partilerle mi ilgili? Konu çok tartışılacak. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi “siyaset yasağı kavramına da bir yorum getirmek” zorundadır. Yüksek Mahkeme’nin asli işlerinden biri de budur. Eğer bu yorum yapılmazsa, olası bir kapatma ve siyaset yasağı siyasete kaostan başka bir şey getirmeyecektir.

*****

“Erdoğan Çankaya’da” ihtimali

Günlerdir “AKP kapatılırsa ne olur?” sorusuna yanıt aramaya çalışılıyor. Küçük bir kesim “kapatma olmayabilir” düşüncesinde. Ancak başta AKP’liler olmak üzere çoğunluk Anayasa Mahkemesi’nin bir kapatma kararı alacağını varsayıyor.

Tabii kapatma kararından da öte, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın iddianamesinde yer alan 71 kişinin siyasi yasak kapsamına girip girmeyeceği merak ediliyor.

Kanaatler şimdilik eğer kapatma olursa Tayyip Bey’in mutlaka siyasi yasak da alacağı yönünde. Nitekim senaryolar bu ihtimale göre şekilleniyor. Bu nedenle Anayasa’nın ilgili maddesine göre stratejiler üretiyor.

En çok konuşulan senaryoyu biliyorsunuz yazmıştım. Şöyle; parti kapatılır, Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarına siyasi yasak konur. Meclis hemen ara seçim kararı alır. Siyasi yasak seçilme hakkını kapsamadığı için Erdoğan bağımsız aday olarak ara seçime katılır, seçilir ve tekrar milletvekili olur. Cumhurbaşkanı, Başbakanlık görevini Erdoğan’a verir. O da hükümetini kurar ve yola böyle devam edilir.

İlk çıkan senaryo böyle olduğu için şu anda sadece bu tartışılıyor. Oysa tek seçenek bu değil.

Şimdi, diyorum ki; eğer Tayyip Bey siyasi yasaklı olmasına rağmen ara seçimlere katılıp bağımsız milletvekili seçilebiliyorsa, Cumhurbaşkanı da olabilir.

Tabii bunun için Çankaya’daki makamın boşalması gerekir. Bu 2 şekilde gerçekleşebilir.

Birincisi; Gül yasaklanırsa istifa edebilir. Ya da seçildiği gün itibarıyla Cumhurbaşkanı olmak için yeterli şartları taşımadığı hükmüne varılabilir ve cumhurbaşkanlığı yok sayılır.

İkincisi; Gül’e yasak gelmez. Ancak Gül partinin başına geçmek ve yerini Tayyip Erdoğan’a bırakmak için istifa edebilir.

Çankaya’nın boşalması halinde Anayasa gereği 60 gün içinde seçime gidilmesi gerekiyor. Referandumla kabul edilen Anayasa değişikliğine göre bu kez seçim halk oylamasıyla yapılacak.

Erdoğan bağımsız 20 milletvekilinin teklifiyle aday olur. AKP yerine kurulan parti ya da partiler bu seçimde Erdoğan’ı destekler. Eğer halk Erdoğan’a yüzde 50’nin üzerinde destek verirse seçim tamamlanır.

Laikliğe aykırı davrandığı, Anayasa’yı ihlal ettiği gerekçesiyle partisi kapatılan ve siyasi yasak getirilen Erdoğan iki ay sonra Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve Başkomutanı olur.

*****

Erdoğan evine dönmek isteyebilir

Kapatma davası etrafında fırtınalar ortalığı kasıp kavururken Başbakan Erdoğan da bulduğu her fırsatta çok sert konuşmalar yapıyor. Erdoğan’ın sözlerine ve tavırlarına bakarak adeta “kanının son damlasına kadar çarpışacak” izlenimine varabiliriz.

Ancak pek akla gelmeyen ihtimallerden biri de Erdoğan’ın olası bir kapatma ve siyasi yasak kararından sonra siyasetten elini ayağını çekmesidir.

Böyle bir ihtimal var mı? Görünen o ki yok. Ama böyle bir ihtimali de göz ardı etmemek gerek diye düşünüyorum.

Son 20 günde izlediklerimi özetlemek istiyorum; Erdoğan milletvekillerini gruplar halinde toplayıp onlarla özel olarak sohbet etti. Bu sohbetlere katılan milletvekillerinden biriyle konuşuyordum. Dedi ki, “Tayyip Bey’i bugün çok duygusal gördüm. Çocuklarından, torunlarından söz etti. Hatta (Ben de torunlarımla vakit geçirmek istemez miyim?) diye sordu. Gözleri dolmuştu”.

Bu sözler aklımda kalmış. Derken evinde Başbakan’a yemek daveti veren Can Paker’in gazetelerdeki röportajlarından bir cümle ilişti gözüme. Paker “Tayyip Bey mücadele edecek, ama belli mi olur, bakarsınız her şeyi bırakıp torunlarıyla olmayı tercih eder” diyordu.

Ve son olarak Emine Hanım eski Washington Büyükelçisi Faruk Loğoğlu’nun eşine, “Çok yorgunuz, hem psikolojik hem beden olarak” diye yakındı. Üç olayı da birbirine bağlarsanız, olsa Tayyip Bey’in “Benden bu kadar” demesi ihtimalini göz ardı etmemek gerekiyor.

*****

İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır.

V. Hugo

DİĞER YENİ YAZILAR