Kandemir Konduk’tan seçmeler

Haberin Devamı

Kandemir Konduk’la tanışmamız neredeyse benim gazeteciliğe başladığım yıllara denk geliyor. Demek ki 30 yılı geçmiş. Kısa bir süre rahmetli Semih Balcıoğlu’nun genel yayın yönetmenliğini yaptığı ve Türkiye’nin en “ciddi” mizahçılarının yazı ve çizi kadrosunda olduğu “Çivi Dergisi”nde birlikte çalışmıştık. Taaa o zamandan bugüne dostluk ve arkadaşlığımız hiç eksilmedi.

Konduk, bana göre Türkiye’nin en önemli mizah yazarlarından biridir. Sadece Mahallenin Muhtarları dizisi bile Kandemir Konduk’un taçlandırılması için yeter de artar bile.

Kandemir Konduk bir süredir mizahtan uzak. Geçenlerde yine bir dost masasında karşılaştığımda “neden yazmadığını” sordum. Tabii kendine göre nedenleri var ama yazma aşkını hiç kaybetmediği de ortadaydı.

Siz okurlarım adına “Benim köşe için ara sıra yazar mısın” dedim. Güldü, “Neden olmasın, zaten yazmamanın ağırlığı da üzerime çöküyor” dedi.

Bugün sizlere Kandemir Konduk’un hazırladığı yazılardan bir demet sunmak istiyorum. Siz destek verirseniz ben de biraz baskı yaparım bunu sürekli hale getirebiliriz:

*****

Eğitici belgeseller

Bu yıl ekranlara gelen yerli belgeseller reyting rekorlarını altüst etti yine. İşte bu belgesellerden iki örnek:

Yılbaşı ayıları

Yılda bir kez yayınlanan bu Taksim Meydanı Belgeseli’nde yine iki ayaklı ayıların yaşamlarını izledik. Giyinik olarak kadın turistlerle çiftleşmeye kalkan bu yaratıklar çok ilgi çekti. Bu belgeseli her ay yayınlamakta fayda var. Belki ayılar ekrana gele gele utanırlar.

Abla beni evlendir

Bu belgeselde insanoğlunun 80 yaşından sonra da sunucu ablayla beraber göbek atıp gerdan kırabileceğine ve gece altına kaçırmadan karşı cinsle yatağa girebileceğine tanık oluyoruz. Damat adayının dediğini anlamayan bunak teyzeler çok sevimli... Gelin adayı yerine sunucuya sulanan üşütük amcalar da belgesele renk katıyor. Uzmanların dediğine göre, maymundan geldik, sonunda yine maymun oluyoruz!.. Ekranda!..

*****

Televizyoncular bu kıyağımı unutmayın

İşte asıl reyting getirecek müthiş bir yarışma programı:

HELADAYIZ...

“Yemekteyiz”deki gibi yemek beğenmemek yok!.. Abidik gubidik yok!.. Arkadan konuşmak yok. Her şey açık açık ortada!..

Kemeri çöz, tumanı indir, helaya koş!..

Kim oturduğu yerden kalkmazsa o kazanıyor!..

HELADAYIZ...

Televizyoncuların son buluşu... Her şeyin iyice dibe vuruşu...

Çekim Adresi: Stüdyonun helası...

Poposuna güvenen borazancıbaşı!..

Dikkat, yayın sırasında ses ve gaz çıkartan elenir.

HELADAYIZ!...

Seyircinin helada oturanlara kilitlenip sürekli bakacağı süper yarışma!..

NOT: Kabız oldunsa karışma.

*****

Tarihten bir yaprak

Perihan Abla dizisini çekerken bir işyerinin tabelası ekranda görünüyor diye TRT’den uyarı almıştık. Meşhur “Reklama girer” korkusu!.. Ama çok şey değişti artık. Bugün İstanbul’un yolları, caddeleri tıklım tıkış tabela dolu; Amerikan hayranı saftoriklerin tabelaları: “Fish Center Balıkçısı”, “Cafe Love Time”, “Neigth Bleu Kebapçısı”, “Hair Designer Berber Salonu”, “Suşi Stop”, “Secret Garden Cafeterya”, “Dürüm and Tantuni”. Ne çok şey değişmiş değil mi?..

*****

Kaçık oturum

1.KONUK: Beyler, böyle televizyonculuk olmaz. Seyirci doksan dakika maçı bile araya zırt pırt reklam girmediği için izliyor. Doksan dakikalık dizi olur mu hiç? Dünyanın hiçbir yerinde böyle adilik yok! Varsa da ben görmedim...

SUNUCU: Beyefendi, size katılmıyorum. Zati konuşurken devamlı bacaklarıma bakıyorsunuz!..

1.KONUK: Hanımefendi, ben baksam ne olacak, şu anda bizi yetmiş milyon kişi izliyor...

SUNUCU: Yok canım, bizim o kadar izleyicimiz yok. Yetmiş milyonu kim bulmuş zati.

1.KONUK: Doğru, çok dandik bir kanalsınız, ben de bundan sonra sizi izlersem adiyim.

SUNUCU: Lütfen, canlı yayındayız, adi, madi oldu mu?.. İsterseniz hep beraber göbek atalım.

2.KONUK: Ne göbeği be!..

1.KONUK: Hanımgöbeği... Heh heh heh, espriye bak.

2.KONUK: Bakamam, ben bir set işçisiyim, doksan dakkalık dizi çekcez diye günde üç saat uyuyorum. Baktığım yeri görmüyorum ulan!

SUNUCU: Olsun, sizin halinizi de kimse görmüyor zati... Hah-hah-hah ayol!..

1.KONUK: Sendikanız yok, derneğiniz zayıf, kanal da reklam alıcam diye diziyi uzattıkça uzatıyor, di mi bilader?

SUNUCU: Ay, öf, tamam, tamam!.. Onun yerine ben yanıtlıyim zati!.. O halde şöyle yapalım, hep beraber Ayşe Abla’ya bağlanalım ve etli barbunya nasıl yapılır öğrenelim, sayın seyirciler.

*****


Bana arkadaşını söyle, sana ne zaman gözaltına alınacağını söyleyeyim...

Yeni Türk atasözü

DİĞER YENİ YAZILAR