Kadın öylesine güzel ki...

Haberin Devamı

İki haftadır özellikle kadınlar Müjde Ar’ı konuşuyor. NTV’deki programlarına yaz arası veren sanatçı tekrar ekrana döndüğünde herkesi şaşırttı.

Çünkü izleyici bir anda karşısında yıllar öncesinin nefes kesen güzellikteki Müjde Ar’ını bulmuştu. Peki ne olmuştu Müjde Ar’a, güzelliğini nasıl ortaya çıkarmıştı?

Kadınlar diyordu ki “Estekik yaptırmış. Yağlarını aldırmış, yüzünü gerdirmiş.”

Kimileri buna itiraz ediyordu. “Hayır sadece kilo vermiş, nedense kendini bırakmıştı son yıllarda, çok kiloluydu, onları verince oldu işte.”

Estetik yaptırdığını söyleyenler yerini de tartışıyordu elbette. Kimi “Almanya’ya gitti” diyordu, kimi de “Amerika’da yaptırmış” diye bilmiş bilmiş konuşuyordu. “Canım hiçbir yere gitmemiş, Türkiye’de yaptırmış” diyen de çoktu.

Abartmıyorum bu konuşmaları pek çok yerde dinledim.

Müjde Ar’ı kaç yıldır tanıyoruz, açıkçası hesaplayamadım. Halit Refiğ’in yönetmenliğini yaptığı TRT dizisi Aşk-ı Memnu’nun güzel Bihter’iydi. Ama yanılmıyorsam ondan bir süre önce çıktığı bir kolonya reklamında herkesi kendine hayran bırakmıştı. TRT tarihinin hafif erotizm kokan ilk reklamıydı galiba o kolonya reklamı. Duru bir suyun içinden çıkan duru bir yüz herkeste hayranlık uyandırmıştı.

Sonra Müjde Ar çok ünlendi. Hayranları milyonlarla ölçülebilirdi. Ama sonra her nedense Müjde Ar kendini biraz bıraktı. Entelektüel olmak belki de daha hoşuna gitti.

Kilo aldı, makyajdan kaçındı. Anladığım hayatını böyle daha mutlu sürdürüyordu. Hayranlarını ise biraz hayal kırıklığına uğratıyordu. Derken TV programı başladı. 4 kadın karşılarına aldıkları konuklarının adeta canını çıkarıyordu. Müjde Ar bu programda da yine güzelliği ile ilgi çekiyordu çekmesine de yeni yayın döneminde her şeyi aştı.

Geçenlerde yine Müjde Ar’ın konuşulduğu bir ortamda bulunan dünyaca ünlü bir estetik cerrahına çevrildi dikkatler. Çünkü kadınlar Müjde Ar’daki değişimi “bir bilene” sormak istiyordu. Ünlü cerrah “Vallahi belli ki bir estetikten geçmiş. Çok da iyi olmuş. Ama zaten başka türlüsü de olamazdı” dedi.

Kadınlar merakla “Neden?” diye sorunca cerrah cevapladı: “Kadının cildi olağanüstü. Zaten çok güzel. Dünyadaki her doktor Müjde Hanım’ı ameliyat etmek için can atar. Çünkü malzeme o kadar iyi ki başarısızlık mümkün değil. Hiçbir şey yapmadan sadece yüzünü biraz toparlasanız bile ortaya olağanüstü bir şey çıkar.”

Söyleyen bu kadar ünlü bir estetik cerrahı olunca, ona haksızsın demek zaten haksızlık olmaz mı?

*****


Marmaris’te yol yapımı adı altında ağaç ve doğa katliamı yapılıyor


Tatil sırasında yolum Marmaris taraflarına düştü. O eşsiz doğal güzellikler içinde gerçekten çok keyifli birkaç gün geçirdim. Ancak Muğla kavşağından Marmaris’e giden karayolundaki genişletme çalışmalarını görünce canım sıkıldı.

Yolu genişletmek ve duble yol haline getirmek için dağlar kazılıyor, yüzlerce ağaç kesiliyor.

Peki gerek var mı? Marmaris’e giden yol zaten çok dar değil. Tepelere tırmanıp yine aşağı iniyorsunuz ve buralarda tırmanma şeritleri var. Ne kadar yoğun olursa olsun topu topu 25 kilometrelik bir yol. Bu doğa katliamı çok yanlış.

Efendim turistlerin daha çabuk gitmeleri amaçlanıyormuş. Yolu duble yapınca kazanacağınız süre taş çatlasa 10 dakika. Bunun için de değmez.

Ama bir başka iddia daha duydum. Marmaris’in içindeki liman özelleştirildi. Bu liman uluslararası büyük yük gemilerine de açıldı. O nedenle kamyon trafiği oluyormuş.

Tabii liman olayı da başka bir vahim durum. Böyle bir dünya cennetinin ortasında, üstelik çok kapalı bir körfezde limana gerek var mıydı? Daha da beteri var. Bir gemici anlattı büyük yük gemileri her zaman dolu gelmiyormuş. Bu büyük gemiler yükleri az olunca balansı tutturmak için depolarına su alırlarmış. Bu suyu da gittikleri limanda boşaltırlar ve yerine yük koyarlarmış.

Marmaris’in kapalı körfezine giren gemiler acaba balans suyu nereye döküyorlar?

*****


Lakerdanın hikâyesi

İstanbul Erkek Lisesi’nden arkadaşım Ercan Güneştutar Türkiye’nin en güzel yerlerinden Hisarönü’nde marina müdürlüğü yapıyor. Yüksek eğitimi de denizcilik olan Ercan hem denizci hem de turizmci olunca dünyanın da pek çok yerine gidiyor tabii.

Arkadaşımdan geçenlerde bir mesaj aldım. İspanya’nın Toledo kentindeki balık halinin duvarına asılı bir yazının Türkçesini göndermiş. Bizim de özellikle balık masalarımızın vazgeçilmez mezesi lakerdanın öyküsünü anlatıyor bu yazı. Bizim de kendimize özgü hikâyemiz olabilir tabii, ama bakın İspanya’da lakerda nasıl doğmuş

Malaga kıyılarında Behmuaras adında fakir bir Musevi balıkçı yaşamaktadır. İşte bu balıkçı her gün balığa çıkar, tuttuklarının yarısını satar, diğer yarısını da eve, ailesine götürürdü. Üç çocuğu vardı ve en küçükleri en çok ton balığını severdi.

Balıkçı da onun ton balığı yemesine özellikle dikkat ederdi. Oysa bu balık her zaman yakalanamazdı, çünkü bunun için çok açılmak gerekirdi.

1326 yılının bir Sabat (cumartesi ve Museviler için kutsaldır, hiçbir iş yapılmaz) günü karısının tüm itirazlarına karşın, çocuğu için ton balığı avlaması gerektiğini söyleyerek yine balığa çıktı.

Balıkçı o günden itibaren iki ay boyunca hiç ton balığı yakalayamadı. Bunun üzerine oturdu ve Allah’ına dua etti: “Allah’ım ne olur çocuğuma ton balığı ver. Beni de affet, Sabat’ta çalıştığım için.”

Ertesi kutsal perşembe günü, yine balığa çıktı. Bu kez büyük bir ton balığı sürüsüne rastgeldi ve tam 30 balık yakaladı. Ve Allah’ına yine dua etti.

Sonra “Ben” dedi “bunları satmaktansa tuzlarım ve saklarım.”

Önce balıkları temizledi, kafaları hariç altı eşit parçaya ayırdı. İliklerini çıkardı, soğuk suda bekletti. Kanını süzdürdü ve tam 25 gün tuzda sıkıca sakladı. 25 gün sonra tuzdan çıkarılan ve çok sonraları da Yunan Musevileri tarafından yapılan bu yiyecek “lakerda” idi. Lakerda adı da istemek anlamındaki İspanyolca “querer” sözcüğünden geliyordu.

*****



Kızgınlıkta bir an sabırlı olursan, yüz günlük pişmanlıktan kurtulursun. (Çin atasözü)

Eryılmaz: Ben açıkladım diğerleri de mal varlığını açıklasın

Çankaya Belediyesi’ndeki rüşvet iddialarıyla ilgili ses kaydı yayınlanan Çankaya Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz, mal bildirim belgesini belediyenin internet sitesinde yayınladı. Eryılmaz, diğer belediye başkanlarını mal varlıklarını kamuoyuna açıklamaya davet etti. Eryılmaz yaptığı açıklamada, “Benim alnım ak, vicdanım temiz” diyerek, sosyal belediyecilik ilkelerine sonuna dek bağlı kalıp sorumluluklarını yerine getirdiğini söyledi. Göreve geldiğinde açıkladığı mal beyanında, bugüne kadar hiçbir artış olmadığını ifade eden Eryılmaz, “2004 yılında eşimin ve benim mal varlığımı açıklamış, 2005 yılında eşime ait bir kooperatif hissesi ve bir binek aracın satılıp araba aldığımıza dair değişikliği de beyan etmiştim. Bugüne dek bana ve aileme ait mal varlığında artış olmadığı belgelerle de gözler önündedir. Çankaya Belediyesi’nin “AKP’nin gündem değiştirme oyununun kurbanı” olarak seçildiğinin savunan Eryılmaz, “Bizim sosyal belediyecilik anlayışımız ve inancımızla yaptıklarımızı AKP’nin ne sönmüş ampulü, ne de deniz feneri karartamaz” dedi.

CHP’den ‘bayram’ uyarısı

CHP Genel Merkez yönetiminden, Çankaya Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz’a “Bayram ambargosu” geldi. VATAN’ın edindiği bilgiye göre “Çankaya Belediye Meclisi’ndeki CHP’li üyelerin rüşvet istediğine ilişkin” iddiaların yer aldığı kendisine ait ses kaydıyla gündeme gelen Eryılmaz’a, CHP Genel Merkezi’nden, “Bayramlaşmaya katılarak gazetecileri malzeme verme” uyarısı yapıldı. Bu uyarı üzerine, CHP lideri Deniz Baykal’ın katıldığı Genel Merkez’deki bayramlaşmaya Eryılmaz gitmedi.


DİĞER YENİ YAZILAR