‘Kaçınılmaz olarak Fenerbahçe bugün Galatasaray’ı yenecek’

Haberin Devamı

Ey sevgili Galatasaraylılar, başlığa bakıp da “Yok ya, görürsün sen” falan gibi tepkilerinizi hemen bana yöneltmeyin, çünkü bu cümle benim değil.

Tamam cümle benim değil ama yürekten destekliyorum ve bunun doğru çıkmasını çok istiyorum. O da başka.

Bu sözler müthiş Fenerbahçeli sanatçı Bedri Baykam’a ait. Baykam bu sözleri cuma günü CNN Türk’te yayınlanan “Haber Toplantısı” programında söyledi. Hem de çok ilginç bir gerekçeyle.

Buna geçmeden önce izninizle CNN Türk’ün Haber Toplantısı üzerine bir iki şey söylemek istiyorum. Öğrendim ki, CNN Türk’ün en çok izlenen üç programından biri her sabah saat 10.05’te başlayan Haber Toplantısı’ymış. Başta genel yayın müdürü olmak üzere servis sorumlularının katıldığı ilk haber toplantısı canlı olarak yayınlanıyor. Toplantıya katılanlar günün haberlerini ve bu haberleri izleyiciye nasıl aktaracaklarını anlatıyorlar.

Çok ilginç bir buluş. Harika bir şey.

Neden mi? Çünkü bunun mucidi benim. Türkiye’de ilk kez “mutfak” denilen yazıişlerinin çalışmasını hiçbir engel koymadan tıpkı BBG evi gibi yayınlayan kişiyim. Yanılmıyorsam dünyada da bir örneği yok. Yani demek ki dünyada da bir ilk.

Bu formatı Business Channel’da gün boyu uygulamıştım. O kanalda her şey canlı yayınlanıyordu, her şey izleyicinin gözü önündeydi ve haberlerin nasıl pişirildiği canlı canlı izlenebiliyordu.

CNN Türk bu formatı çok beğenmiş olmalı ki, hiçbir komplekse kapılmadan aynen uygulamaya başladı ve tabii ki çok da ilgi görüyor.

Ben sadece hiç olmazsa bir programda “Biz her ne kadar yok farz ediyorsak da bu formatın dünyadaki ilk uygulayıcısı Can Ataklı’dır” demelerini beklerdim. Mühim değil tabii, iyi bir şey olduğuna inandıklarına göre bu benim için mutluluk kaynağı olur, o kadar.

Gelelim, Galatasaraylıları çılgına çevirecek o “müthiş” cümleye. Cuma günü Bedri Baykam bu programa katıldı. Laf bugün oynanacak büyük maça geldi. Tabii Baykam “hasta” Fenerli olduğu için “Maç ne olur?” diye sordular.

O da gayet sakin lafa girdi: “Fenerbahçe çok kötü, Fenerbahçe çok formsuz, Fenerbahçe takım oyunu oynayamıyor, Güiza üzerine yanlış bir oyun düzeni kuruyor, kondüsyon çok zayıf....”

Baykam burada durdu, herkes cümlenin sonunu bekliyor ve “Bu durumda Fener fark yer” diyecek sanıyor.

Öyle olmadı. “Yani” dedi Baykam, “Demek ki kaçınılmaz olarak Fenerbahçe kazanacak.”

Hep öyle olmuyor mu? Bu büyük maçlarda hangi takım ilk bakışta çok daha kötü durumdaysa her nasılsa maçı o kazanıyor. Çünkü belli ki ezeli rekabet ve büyük maç havası kötü takımı daha fazla kamçılıyor.

İnşallah derim de başka bir şey demem.

*****


Akpartilileştirmek

Medyamızda yandaşı, yandaş olmayanı ya da yandaş gözükmeyeni, hepsinde ortak bir uygulama var. Herhalde Başbakan’ın üst katlara özel ricasının bir sonucu olacak ki AKP’ye asla AKP denmiyor ve illaki Ak Parti kullanılıyor.

Olabilir, Erdoğan parti başkanıdır, “Partimizin adını biz böyle tescil ettirdik, ikide bir bize AKP demeyin” diyebilir. Medya da buna saygı gösterip AKP yerine Ak Parti kısaltmasını kullanabilir.

Ak Parti’ye AKP denirse ne olur? Hiçbir şey. Örneğin ben, gerçekten açık söyleyeyim, kasıttan değil ağzım çok alıştığı için AKP diyorum bir türlü Ak Parti diyemiyorum. Demişliğim de vardır da, böyle işte.

Eskiden yandaş medya AKP yerine Ak Parti demeye çok şartlandırmıştı kendisini. Bir keresinde de yazmıştım bile. Samanyolu TV’de sabah gazete okunurken, sunucu gazete başlığında “AKP” yazsa bile bunu “Ak Parti” diye okurdu. “Yahu bu kadar da olmaz” diye yazmıştım.

Ama şimdi yandaş olmayan ya da yandaş gibi görünmeyen medyada da aynı uygulama var. Güzel bir kız gazetelerden birindeki bir yazarın yazısını okuyor. Örneğin yazar demiş ki “AKP kurmayları rahatsız.”

Ekranda “nal gibi” AKP görüyorsunuz ama o da ne kızımız Ak Parti diye okuyor bu kelimeyi. Belli ki müdürleri “Hele ağzından bir AKP çıksın, biber sürerim vallahi” falan dediler.

En komiğini geçen gün gördüm. Yazar “Anayasa’yı AKP’lileştirmek istiyorlar” demiş. Yazı ekranda da aynen böyle duruyor. Kızımız bunu “Akpartilileştirmek” diye okumaz mı?

*****


Pazarın neşeli fıkraları

Yıldırım Tuna’dan bu hafta çok fıkra geldi ama bu kadarını koyabiliyorum. Haftaya daha çok var. Keyifli pazarlar...

Korkak pilot

Uçak kalkmak için pist başına geldikten sonra geri dönüş yapıp tekrar terminal binasına yanaşmış. Bir saatlik uzun bir bekleyişten sonra tekrar hareket edip kalkış için pist başına gidince “Afedersiniz” demiş yolculardan biri merakla, “Sorun nedir?” Kabin amiri “Önemli bir şey değil” demiş, “Pilotumuz uçağın motorlarından çok garip sesler geldiğini, bu durumda uçağı asla uçurmayacağını söyledi, merkezden yeni bir pilot bulup getirtmemiz biraz süremizi aldı o kadar!”

Kim yaptı?

Orkestra üyeleri yeni atanan orkestra şefini “Müzikten zerre kadar anlamıyor” diye benimseyememişler. Karşılıklı gerilen sinirler ilk konserde patlamış. Şefin hareketlerine sinir olan davulcu çalınmakta olan eserin tam ortasında dayanamayıp elindeki tokmakla davula gelişi güzel vurmuş, vurmuş, vurmuş...

Müzik birden durmuş. Orkestra şefi elindeki çubuğu yere fırlatmış, “Kim yaptı bunu?” demiş köpürerek, “Kim yaptı ha? Söyleyin.. Hanginiz?”

İnce çakma

Bİrbİrlerİyle ölesiye kavgalı iki adam aynı anda aynı berbere sakal tıraşı olmaya gitmişler. İkisi de yan yana oturmuşlar, ikisinin de tıraşı aynı anda bitmiş. Berberlerden biri adama losyon sürmek isteyince “Sakın bana sürme” demiş adam, “Yengen şimdi randevuevinden geldiğimi düşünür!” Diğeri “Bana sür” demiş, “Benim karım randevuevinin kokusu nasıldır bilmez!..”

Sarhoş koca

Eve geç ve sarhoş gelen yaşlı adam kendisini karısına affettirebilmek için cilvelere başlamış. Bir müddet sonra da durup fısıldamış “Çok gerginsiniz ve tüyleriniz diken diken.. Bu gece isteksiziz herhalde” diye. Odanın karşı köşesindeki yataktan karısının sert sesi duyulmuş “Sersem. On dakikadır halının üzerinde debelenip duruyorsun, zıbar da yat hemen.”

DİĞER YENİ YAZILAR