“İsterse söylemesin” bir milattır

Haberin Devamı

Sayın Unakıtan; Bütçe ile ilgili açıklamalar yaparken açık kalan mikrofondan sesinizi tüm Türkiye duydu. Müsteşarınızın “YÖK Başkanı da iyi konuşuyor” sözlerine karşılık “İsterse konuşmasın” dediniz.

Bu bana göre iktidarınız adına bir milattır. Pek çok kişinin kafasında duran şüphe bence bu cümle ile su yüzüne çıkmıştır. İktidarınızın bir gizli gündemi olup olmadığı konusundaki kuşkular bu sözlerinizle dağılmıştır. Bu sözlerle “gizli bir gündeminiz” olduğu adeta kanıtlanmaktadır.

Sayın bakan; olayın ortaya çıkmasından sonra hepimizi çok şaşırtan bir açıklama yaptınız. “İsterse söylemesin” cümlesini YÖK başkanı için kullanmadığınızı, medyanın bunu çarpıttığını ileri sürdünüz.

Geçenlerde orta zekalı deyimini kulandığım yazıya tepkiler almıştım. Orta zekalı dediğim kişiler ne benim zekamı bıraktılar ne de halk düşmanlığımı. Oysa bunda yanlış bir şey yoktu. Dünyanın bütün ülkelerinde geniş halk kitleleri orta zekalıdır, bunda ayıp bir şey yok, hatta Amerikan halkının ortanın altı zekaya sahip olduğunu bile söyleyebiliriz.

Ama orta zekalılara salak muamelesi yapmak çok ayıptır. Ve sayın bakan ne yazık ki siz herkese salak muamelesi yapıyorsunuz. O sözleri herkes duydu, bunun başka anlama gelmesi mümkün mü?

Ancak daha sonra söylediğiniz sözler bence daha üzücü. Çünkü “Medya böyle yapacaksa olmaz, insanların özeline girmek ahlakla bağdaşmaz” diyorsunuz. İyi de sayın bakanım kimse sizin özelinize girmedi ki. Kimse evinize, odanıza, makamınıza gizli mikrofon da yerleştirmedi. Zaten önünüzde duran mikrofonlardan duyuldu sesiniz. Buna özel diyemezsiniz ki.

Bunun da ötesinde gerçek fikirler çoğu kez kamuoyu önünde açıklanmayan fikirlerdir. Asıl niyetler kapalı kapılar ardında ortaya dökülür. Sizin hatanız kapalı kapılar ardında olduğunuzu sanmanız.

Ama en azından YÖK Başkanı konusundaki gerçek fikrinizi öğrenmiş olduk. Diğerleri hakkında da farklı olduğunu sanmıyorum. Milat demem bundan. Çünkü şimdi herkes biliyor.

*****

Bir öğrencinin Feryadı

Can Bey merhaba. Ben Fırat Berkan Bağcı. Yıldız Teknik Üniversitesi’nde ikinci öğretim makine mühendisliği okumaktayım. Bahar dönemi katkı payları açıklandı. İkinci öğretimin ücreti 688 YTL. Bu nasıl bir adaletsizliktir? Zoruma gidiyor. İstediğim bölümü okumak için 2. öğretimi seçtim. Neden bu haksızlık? Akşam derse gidiyorum yemekhane, kantin, kırtasiye kapalı. Tuvaletler kapalı. Ama ben 688 YTL harç veriyorum. Verdiğim bu paraya karşılık doğru düzgün hizmet alamıyorum. Sizden rica ediyorum bu konuyu gündeme getirin. Öğrencileri artık kaz gibi görmeyi bıraksınlar. Bizim de anne babamız var. Çoğu arkadaşım gibi ben de aileme bu parayı ödetmek zorunda bırakılıyorum. Bu durumdan çok rahatsızız. Saygılar, iyi çalışmalar.

*****

Töre cinayeti

Mardin Midyat’ta okul yaptıran hayırsever Ferhat Şenatalar uğramıştı geçenlerde. Şenatalar sık gittiği bölgede töre cinayetlerinin çok yaygın olmasından yakınıyor. Bir önerisi var. Diyor ki “Töre cinayeti işleyenleri aile destekliyor ama devlet besliyor. Bu nedenle töre cinayeti işleyenlere sadece hapis cezası verilmemeli. Hapishanedeki tüm masrafları da misliyle aileden alınmalı.” Töre cinayetini çözmez tabii ama belki birkaç kişi için caydırıcı olur. Konu açılmışken ben de bir öneride bulundum; “Madem öyle, o halde sadece tetikçinin hapse atılmasıyla yetinmeyelim, cinayete karar veren aile bireylerine de en azından bazı kamu haklarından mahrumiyet verelim.”

*****

Falcı

Adamın biri falcıya gider. Garip kıyafetli kadın loş odadaki kristal küresine baktıktan sonra kürenin üzerini hemen örter ve “Kalk git buradan” der. Adam şaşkınlıkla “Ne oldu çok kötü bir şey mi gördün?” diye sorar. Falcı “Şu kadarını söyleyeyim” der, “Öyle bir iş yapacaksın ki tüm ülkenin kaderiyle oynayacaksın ve insanlar seni lanetleyecekler.”

Adam üzgün biçimde falcının evinden çıkar. Aklında hep söylenenler vardır. Düşünür taşınır ve “Böyle kötü bir şeye neden olmaktansa öleyim” diyerek yakındaki tren yoluna doğru yürür.

Umutsuz biçimde rayların üzerine yatan adam trenin gelmesini beklemeye başlar. Tam tren gözüktüğü sırada oynadığı topun peşinden koşan bir küçük çocuğun rayların üzerinde takılıp düştüğünü ve ayağının sıkıştığını görür.

Adam çocuğu kurtarmak uğruna kendi ölümünü unutur ve fırladığı gibi çocuğu trenin altından son anda kurtarır.

Sonra da çocuğa sorar: “Adın ne senin?”

Fıkranın sonu: Almanya’da çocuk “Adolf Hitler” demiş. İtalya’da “Benito Mussolini” cevabını vermiş küçük çocuk. Amerikalı çocuk ise “George Bush” diye konuşmuş. Başka ülkelerde kimin adı verilir herkes beğendiğini koysun.

*****

Fenerbahçe olayı

Sivasspor ve Fenerbahçe, ikisini yan yana koyun, biri Anadolu’da kendi halinde, mütevazı bütçesiyle, biraz özel yeteneklerle, biraz hırsla ligde zirveye çıktı. Peki bu özellikler Sivas’ın zirvede kalmasına yeter mi? Yetmez. Ama Sivas’a bir süre bahar havası yaşatır.

Fenerbahçe ise sağlam altyapısı, temel ilkeleri olan, Türkiye’ye olduğu kadar dışa da açık, yeniliklerden yana.

Sivasspor liderliğini korumak için bölgesinin iklim şartlarına ve arkasındaki seyirci desteğine güveniyordu. Havanın çok soğuk olması rakip takımları etkiliyor, iyi top oynamalarını engelliyordu.

Fenerbahçe ne yaptı? Futbolcularına termal forma diktirdi, ayaklarına naylon çorap, başlarına bere geçirdi, şartları eşitledi. İstanbul’dan da hayli seyirci taşıdı.

Sivasspor efsanesini bitiriverdi.

Yani diyeceğim sadece futbolda değil, kimse şimdilik içinde bulunduğu iklime ve taraftar desteğine güvenip efelik yapmamalı. Çarpıverirler.

Umut, uyanık adamın rüyasıdır.
Aristo

DİĞER YENİ YAZILAR