İstemeden yazdığım bir yazı

Haberin Devamı

Gerçekten bu yazıyı yazmayı hiç istemiyorum ve aslında içime de sinmiyor. Ama bir gerçeği ortaya çıkarmak adına yazmak zorunda olduğumu da hissediyorum.

Çünkü iktidar ve maskeli faşistlerin hiç utanmadan, sıkılmadan yaydıkları yalanlara karşı, bazen bütün okları üzerine çekmeyi göze alıp oynanan oyunu ortaya koymak gerektiğine inanıyorum.

İktidar ve maskeli faşistler, oyunlarını ortaya döken herkesi “statükocu, darbeci, postal yalayıcı, Ergenekoncu” olarak tanımlamaya çalışıyor.

İşin tatsız yanı, bir bölümü sadaka ekonomisiyle beslenen, bir kısmı açıkça iktidar nimetlerinden yararlanan, bir kısmı pek akıllı olmadığı için iktidarın peşine takılan pek çok kişi de bu Goebbels’vari beyin yıkama yönteminden nasibini alarak bunlara inanıyor.

Peki neden her muhalefet “askerci, darbeci” olarak tanımlanıyor?

Cevabı çok basit: Askerin darbe yapma-yapabilme ihtimali yok.

O halde “zayıf nokta” olarak burası seçiliyor ve darbe paranoyası yaratılarak tüm muhalefet sindirilmeye, korkutulmaya ve susturulmaya çalışılıyor.

Özellikle maskeli faşistler, diğerlerinden daha akıllı ve eğitimli oldukları için, Türkiye’nin bir uçuruma gittiğini gören aydınlık insanların zaaflarını da iyi biliyorlar.

Nedir aydınlık insanların zaafı: Demokrasiye ve hukuk devletine sıkı sıkıya bağlıdırlar. Atatürk ilke ve devrimleri onların yaşam biçimidir. Çağdaştırlar, yeniliklere açıktırlar, dünyanın farkındadırlar.

Ve eğer siz bu kesimi “demokrasi düşmanlığı, hukuk dışılık, statükoculukla” suçlar “laikçi, Kemalist, ulusalcı” gibi kelimelerle aslında aşağılamaya çalışırsanız şiddetli tepki alırsınız.

Bu tepki öncelikle aydınlık insanların “böyle olmadıklarını” anlatmaya çalışmalarıyla şekillenir. Ancak bu aynı zamanda bir zaman kaybıdır ve geçen süre maskeli faşistlerin, kiralık demokratların ekmeğine yağ sürer. Siz bunları anlatmaya çalışırken, onlar tahrik dolu yalanlarla sizi daha da çileden çıkarmaya ve insicamınızı bozmaya çalışırlar. Bunu da başarıyorlar.

Bu oyunu biliyoruz ve bozmalıyız. Çünkü, ben ve benim gibi düşünenlerin hiçbirinin aklından ne darbe ne hukuk dışı bir yöntem ne de komplo hazırlamak geçer.

***


AKP ilk kez büyük darbe yedi

Kamuoyuna yansıttıkları seçim araştırmalarında AKP’nin oyunu yüzde 40’larda gösteriyorlar ama içeriden gelen bilgiler asıl oranın yüzde 28-30 bandında olduğu söylüyor.

Başbakan’ın “çok güvendiği” bir araştırma şirketi asla kamuoyuna açıklanmayan ve sadece parti yönetimine verilen bir araştırma yapıyormuş. Bu araştırma sonucu da AKP yönetimini kara kara düşündürüyormuş.

Bunlar tabii ki dedikodudan öte değil. Her ne kadar AKP’li olmadığı bilinen araştırma kuruluşları da benzer sonuçlar alsa, Erdoğan açıklamadıkça böyle bir araştırmanın varlığını doğrulayamayız.

Ancak AKP’nin hızla eridiği ve toplumda itibar kaybettiği görüşünün dünkü Anayasa değişikliği oylamalarının sonucuna bakıldığında gerçekçi olduğunu söyleyebiliriz.

AKP bugüne kadar pek çok badire atlattı ya da atlatmış göründü. Ama hiç dünkü kadar ağır bir darbe yememişti. Eğer bir parti “en güçlü olduğunu” zannettiği anda böyle bir darbe yiyorsa, bu aynı zamanda kaçınılmaz sonun da başlangıcı olarak sayılabilir.

Eğer AKP gerçekten söylediği kadar güçlü olsa, hiçbir milletvekili böyle bir gücü terk etmeyi göze alamaz ve partisi aleyhine oy kullanamaz. Siyasetin gereği budur.

Oysa AKP’de çok ciddi fireler olduğu görülüyor. Demek ki pek çok milletvekili artık AKP’nin hem eskisi kadar güçlü olmadığının farkında hem de bu yöntemin ülkeyi bir karanlığa götürdüğünün bilincine erişmiş.

Şimdi önümüzde yargı ile ilgili çok önemli maddeler var. Eğer AKP içindeki eğilim böyle devam ederse bu maddelerin de takılması sürpriz olmaz. Eğer bu maddeler geçmezse, bir ihtimal CHP ve MHP diğer maddelere tam destek verir ve AKP’nin ülkeyi germek pahasına çok bel bağladığı referandumdan bile kurtuluruz.

***


Tıp öğrencilerine burs vermek isteyenlere

Abbas Güçlü ile Genç Bakış programına katılmıştım geçenlerde biliyorsunuz. Programdan sonra yanıma gelen bir öğrenci “Tıp fakültesinde okuyoruz, ama burs olanağı bulamıyoruz, bize yardım edin” dedi.

Tıp gibi bir alanda burs tabii ki çok önemli de ben ne yapabilirim? Tıp öğrencisi dedi ki “Burada burs olanağı neredeyse hiç yok. Ama bazı cemaatlere yakınlaşırsak burs bulabiliyoruz. Bunu da istemiyoruz. Aydınlık Türkiye’nin geleceği için tıp fakültesi öğrencilerine burs sağlayan yerleri bize bilderebilirsiniz ya da burs vermek isteyenlere yazarak haber verebilirsiniz.”

Bu olabilir tabii. İşte yazdım. Cemaatlerin kurduğu burs ağına düşmek istemeyen Samsun Tıp Fakültesi öğrencilerine burs vermek isteyen kurum ya da kişilere sesleniyorum. Kolları sıvama zamanıdır.

***


Terörle bir yere varılamazmış

Genelkurmay Başkanı bu kez “sivil” giysilerle konuştu. Medyanın bir bölümüne “hain” dedi. O medya da döndü Genelkurmay Başkanı’na “Asıl hain sensin” dedi. Ki bunu tahmin ediyordum, bugüne kadar hep böyle oldu.

Söylediği sözlere kimsenin karşı çıkamayacağını sanan Genelkurmay Başkanı yine sonunu getiremeyeceği bir konuşmaya imza attı.

Ben komutanın konuşmasındaki bir başka cümleye dikkat çekmek istiyorum. Genelkurmay Başkanı diyor ki “Terörle bir yere varılamaz, bunu herkes anlasın.”

Yıllardır duyduğumuz geçersiz bir klişedir bu. Gerçeği yansıtmaz.

Terörle bir yere varılması için daha ne olmalı ki? Teröristler 30 yıldır saldırıyor, kendi köylerini basıp bebeleri bile öldürüyor, askere, polise, öğretmene, doktora ateş ediyor, kentlerde bombalar patlatıp masum insanların canını alıyor.

Peki sonuç: “Apo ile konuşmadan bu sorun çözülmez.”

İyi ki terörle bir yere varılmıyormuş.

***


Baykal’a sorular

Yarın gece saat 20.00’de Sky Türk’te Enver Aysever’in sunacağı programda bir grup gazeteci CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a sorular soracağız. Kendi hazırlığımın yanı sıra sizden gelen soruları da sorabilirim. Sorularınızı en geç çarşamba saat 13.00’e kadar elektronik posta ile iletin ben de sorayım.

***


3. Köprü’ye yer açmak için kesilecek ağaçlar “Tabiat ana” yı, toplumsal uzlaşma aranmadan yapılan anayasa değişiklikleri, “Yasaların anası” nı ağlatıyor! (Gani Yıldız)

***


Başbakan “höt” deyince et fiyatları gerilemiş!.. Bir “höt” de benzin fiyatları istemiyor mu? (Anonim)

DİĞER YENİ YAZILAR