Sayın Başbakan; Bugün yine çok dikkat çeken bir cümleniz üzerinde durmak istiyorum. Yanılmıyorsam yine partinizin bir teşkilat toplantısında konuşurken türban konusundaki eleştirilere karşı “Üniversitelerle neden konuşmadığımızı soruyorlar, onların ne düşündüğünü biliyoruz” dediniz.
Salondan yüksek bir alkış koptu. Belli ki karşınızdaki kalabalık, üniversite rektörlerine “sıkı bir fırça attığınız” izlenimi edindi.
Sayın Başbakan; bu tür sözleriniz kalabalıklar tarafından alkışlanabilir, sizi de çok mutlu edebilir. Ama siz de biliyorsunuz ki bu düşüncenin demokrasi ile uzaktan yakından ilgisi yok.
Çünkü demokrasi elinize geçirdiğiniz sayısal üstünlüğün alabildiğine kullanıldığı bir sistem değil. Demokraside genellikle herkes birbirinin ne düşündüğünü bilir. Burada önemli olan, karşı olsanız bile bildiğiniz fikirde olanlarla oturup konuşmak ve bir uzlaşma zemini bulabilmektir. Demokrasi bunu becerme sanatıdır.
Oysa Sayın Başbakan; siz “zaten bildiğiniz” fikirde olanlarla bir araya gelmeye bile tahammül edemiyorsunuz. Onların da görüşünü almak, kendi görüşünüzü direkt anlatmak ve bir uzlaşma sağlamak yok lügatinizde.
“Madem benim sayım çok üstün, o halde bildiğim fikirleri neden dinleyeyim, neden uzlaşma yolu arayayım” düşüncesi iktidar gücünüzü tatmin edebilir, buna karşın demokrasiye büyük zarar verirsiniz.
Eleştiriyi pek sevmediğinizi biliyorum ama bunu bir eleştiri olarak kabul etmeyin, sadece bir hatırlatmadır.
Gümrüklerde “çirkin” oyun
Kamuoyuna fazla yansımadı ama gümrüklerde adeta cadı kazanı kaynıyor. Bakanlık Müsteşarı Mehmet Emin Zararsız’ın sessiz sedasız hazırladığı kanun değişikliğiyle, milyarlarca dolarlık kaçakçılık eylemlerini ortaya çıkaran Gümrük Müfettişliği lağvediliyor. Kısa bir soruşturma sonunda çok ilginç bilgilere ulaştım. Bakın neler anlatılıyor:
Gümrük müfettişleri eski bakan Tüzmen döneminde Kocaeli Gebze’de bir akaryakıt kaçakçılığı tespit ediyorlar. İncelemeler sonunda işin içine Gümrük Müsteşarı Mehmet Şahin, Gümrükler Genel Müdür Yardımcısı Remzi Akçil ve Kocaeli Başmüdürü Şükrü Keleş’in de bulunduğunu saptıyorlar. Ayrıca Müsteşar’ın da bu olayla bağlıntılı olduğunu ortaya çıkarıyorlar. Dava açılabilmesi için bakana yazı yazarak izin istiyorlar.
Ancak Bakan Tüzmen bu izni vermiyor. Müfettişler bunun üzerine Müsteşar için Danıtay’a başvuruyorlar..
Bakan’ın izin vermemesine ramen danıştay 9 yıl hapis istemiyle dava açılmasına karar veriyor. Genel Müdür Yardımcısı Remzi Akçil ve Kocaeli Başmüdürü Şükrü Keleş için ağır cezada kaçakçılığa yardım davası açılıyor.
İşte deniyor ki, Müsteşar günün birinde sıranın kendisine varacağını bildiği için Teftiş Kurulu’nu tümden ortadan kaldırıyor. AKP’li Bakan ve hükümet de bunu seyrediyor. Şu sıralarda gümrük müfettişleri basın toplantıları yaparak girişime engel olmaya çalışıyor. Bana göre boşa kürek çekiyorlar. Çünkü durum gerçekten böyleyse hiçbir sonuç alamayacakları da ortada değil mi?
Bu durumda bürokratları yolsuzluk yapanı kim denetleyecek?
1500 lira maaşla şık dükkân gezmesi
Sayın Ataklı; İzmir’de yaşıyorum. Ege Üniversitesi ile Dokuz Eylül Üniversitesi’nde okuyan öğrencilerin para zaafından yararlanıp, kafasını örtene 300 YTL kampanyası yürütüldüğünü duymayan kalmadı. Mahalle mahalle dolanıp, ev ev gezip cahil, paraya muhtaç insanları para ve erzak karşılığında kapanmaya ikna ettiklerini de biliyorduk ama geçtiğimiz hafta duyduğum olay “pes” dedirtti. Bir kız arkadaşıma ayda 1500 YTL teklif edildi, karşılığında gün boyu elinde şık çantası Beymen, Vakko gezecek, çok ama çok şık olacak, Alsancak’ta, Kordon’da, Karşıyaka’da boy gösterecek, en lüks yerlerde oturacak meyve suyu eşliğinde etrafa özenti yayacak. Bu ve benzerlerini duymuştuk, ama çok yakınlarımızda yaşamamıştık, “pes” yani... (EA)
Yeniçağ TV de Kapanmış
Arkasında ciddi bir maddi destek ya da büyük bir kuruluş bulunmayan televizyon kanallarının yaşaması mucize gibi. Küçük bir grup tarafından tamamen idealist amaçlarla kurulan Yeniçağ televizyonu da bu kuralın dışına çıkamadı ve kapanma kararı aldı. Yeniçağ televizyonunda yıllardır tanıdığım, birlikte çalıştığım pek çok arkadaşım vardı. Sağolsunlar sık sık beni de arar ve genellikle telefonla yayınlarına katılmamı isterlerdi.
Ama dayanamamış işte. Geçen hafta sonu “ekonomik nedenlerle” kapanma kararı alınmış. Ben izleyemedim ama çalışanlar ekrana çıkıp pasta yiyerek, balonlar uçurarak halka veda etmişler. Her şeyin ötesinde yine pek çok çok meslektaşımın tekrar işsizlik kuyusuna düşmesi çok üzücü.
Papazın niyeti
Kilisede papaz kadınlara vaaz veriyormuş. Kadınlardan biri sormuş “Efendim bir mühendisle beraber olursam onun cezası ne kadar?” Papaz düşünmüş ve “3 sene” demiş. Kadın sürdürmüş “Peki avukatla olursam?” Papazın cevabı bu kez “5 sene” olmuş. Ama kadın usanmıyor bir türlü. Sonunda kadın “Peki papazla olursam ne olur?” diye sormuş. Papaz gülerek cevaplamış: “Seni gidi seniii .. Sen cennete gitmek istiyorsun galiba...”
Bir cevap lütfedin
Sanayi Bakanlığı’na bağlı reklam kurulunun Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Freeshop alanındaki içki reklamına yasak getirdiğini daha önce yazmıştım. Sanayi Bakanı Zafer Çağlayan da bu yazı üzerine aramış, bu kurulun kendisiye ilgisi olmadığını söylemişti. Ne gariptir ki bu bilgi doğru çıkmamıştı. Bakan reklam kurulunun oluşma biçiminden de rahatsızlık duyduğunu belirterek “Bu kurulu yeniden oluşturacağım” demişti.
Şimdi bunlar geçti. Geçen hafta bu yasak uygulamaya kondu ve içki reklamı kaldırıldı. Merakım şu: Liberal olduğunu bildiğimiz Sanayi Bakanı bu yasağı benimsiyor mu benimsemiyor mu? Bu yasaktan yana mı değil mi? Cevabı çok zor olmasa gerek.
Rüyaları gerçekleştirmenin en iyi yolu uyanmaktır.
S. M. Power

