Tayyip Erdoğan henüz kendisi açıklamış olmamakla beraber Cumhurbaşkanı olmak istiyor. Cumhurbaşkanlığı sadece sembolik bir temsil makamı değil. Türkiye’nin en hayati kararları bu makam tarafından alınıyor ya da onaylanıyor.
Anayasa’nın 104’üncü maddesi Cumhurbaşkanı’nın görev yetkilerini belirliyor.
Şimdi gelin hep birlikte Cumhurbaşkanı’nın görev yetkilerini bir kere daha okuyalım ve Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olması halinde nelere muktedir olacağını görelim:
MADDE 104. - Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder; Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir.
Bu amaçlarla Anayasanın ilgili maddelerinde gösterilen şartlara uyarak yapacağı görev ve kullanacağı yetkiler şunlardır:
A- YASAMA İLE İLGİLİ OLANLAR:
- Gerekli gördüğü takdirde, yasama yılının ilk günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde açılış konuşmasını yapmak,
- Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni gerektiğinde toplantıya çağırmak,
- Kanunları yayımlamak,
- Kanunları tekrar görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne geri göndermek,
- Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları gerekli gördüğü takdirde halkoyuna sunmak,
- Kanunların, kanun hükmündeki kararnamelerin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün, tümünün veya belirli hükümlerinin Anayasa’ya şekil veya esas bakımından aykırı oldukları gerekçesi ile Anayasa Mahkemesinde iptal davası açmak,
- Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar vermek,
B- YÜRÜTME İLE İLGİLİ OLANLAR
- Başbakanı atamak ve istifasını kabul etmek,
- Başbakan’ın teklifi üzerine bakanları atamak ve görevlerine son vermek,
- Gerekli gördüğü hallerde Bakanlar Kurulu’na başkanlık etmek veya Bakanlar Kurulunu başkanlığı altında toplantıya çağırmak,
- Yabancı devletlere Türk Devleti’nin temsilcilerini göndermek, Türkiye Cumhuriyeti’ne gönderilecek yabancı devlet temsilcilerini kabul etmek,
Milletlerarası andlaşmaları onaylamak ve yayımlamak,
- Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Başkomutanlığını temsil etmek,
- Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kullanılmasına karar vermek,
- Genelkurmay Başkanını atamak,
- Millî Güvenlik Kurulu’nu toplantıya çağırmak,
- Millî Güvenlik Kurulu’na başkanlık etmek,
- Başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu kararıyla sıkıyönetim veya olağanüstü hal ilân etmek ve kanun hükmünde kararname çıkarmak,
- Kararnameleri imzalamak,
- Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebi ile belirli kişilerin cezalarını hafifletmek veya kaldırmak,
- Devlet Denetleme Kurulu’nun üyelerini ve Başkanını atamak,
- Devlet Denetleme Kurulu’na inceleme, araştırma ve denetleme yaptırtmak,
- Yükseköğretim Kurulu üyelerini seçmek,
- Üniversite rektörlerini seçmek,
C- YARGI İLE İLGİLİ OLANLAR
- Anayasa Mahkemesi üyelerini,
- Danıştay üyelerinin dörtte birini,
- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekilini,
- Askerî Yargıtay üyelerini,
- Askerî Yüksek İdare Mahkemesi üyelerini,
- Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerini seçmek.
Cumhurbaşkanı, ayrıca Anayasada ve kanunlarda verilen seçme ve atama görevleri ile diğer görevleri yerine getirir ve yetkileri kullanır.
Eleştri CHP’ye değil Atatürk’e
Bilmiyorum sizin de dikkatinizi çekiyor mu? Tayyip Bey CHP’ye yönelik eleştirilerini hep geçmişten bu yana alarak yapıyor.
Örneğin son olarak kadın hakları ile ilgili konuşmasında CHP’yi ağır dille suçlayan Tayyip Erdoğan “İlk kurulan partiyiz diyorsunuz ama, kadınlar için bugüne kadar ne yaptınız?” diye sordu.
Şimdi insaf etmek gerek. CHP ilk parti. Bu tamam. Bu partiyi kuran da Atatürk. Ve Atatürk’ün başkanlığındaki CHP iktidarı, bugün içine girmek için can attığımız Avrupa Birliği ülkelerinin bile çoğundan önce kadın hakları güvence altına alan kanunlar çıkarmıştı.
Tayyip Bey bunu çok sık yapıyor. Sanayileşme ile ilgili CHP’yi eleştirirken “Şunca yıldır ne yaptınız?” diyor.
Eğitimle ilgili bir konuda “CHP geçmişinde bu konuda ne yapmış ona bakın” diye haykırıyor.
İyi güzel de, Baykal Türkiye’nin ilk kurulan partisinin genel başkanı, kurulduğu günden beri genel başkan değil. Bu durumda Tayyip Bey, ikidebir CHP’nin geçmişine laf sokuştururken, galiba aslında Atatürk’e dokundurma yapmak istiyor.
Hiç hoş değil.
Deniz Baykal korkutmuş!
TÜSİAD, Tayyip Erdoğan’ı “çok zarif” biçimde uyarmış ve “Cumhurbaşkanlığı için uzlaşma yolları aranmalı” açıklamasını yapmıştı. Bu açıklama, aslında açıkça Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasının istenmediği anlamına geliyordu.
Ancak TÜSİAD’ın son Ankara çıkarmasında sanki bu “zarif” söylem yön değiştirdi. Ankara toplantılarından sonra aklına ve siyasi zekasına güvendiğim pek çok kişi “TÜSİAD’çılar Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığını artık istiyorlar” yorumunu yaptı.
Öyle sanıyorum ki, Baykal’ın TÜSİAD’çılarla buluşmadan iki gün önce “Bunlar tırstı” diye konuşması, ardından TÜSİAD Başkanı’nı kameralar önünde zor durumda bırakması iş dünyasında endişe yarattı.
Tayyip Erdoğan’la ekonomik olarak çok iyi anlaşan ve rakamlara göre hayli de iyi kazanan iş dünyası “Baykal iktidara gelirse herşeyin tersini yapmaya kalkacaktır” korkusu ile “Bildiğinden şaşma” prensibine uymayı tercih edecek.
Yeşil Kart’taki avanta nedir?
Maliye Bakanı açıklayınca insan şaşırıyor tabii. BMW X5 sahibi olup da Yeşil Kart alan varmış. Ayrıca bankada 500 bin dolarlık hesabı olan bir Yeşil Kartlı da bulunmuş.
Yeşil Kart biliyorsunuz geçinemeyecek kadar yoksul olanlara, BMW arabası olanın bahşiş diye bile vermeyeceği kadar küçük bir yardım yapılıyor. Bir de bu kart sahipleri hastanelerde bedava tedavi görüyor.
Eğer bakanın söylediği gibi gerçekten çok parası olup da Yeşil Kart’a sahip olanlar varsa, bu kartın bizim bilmediğimiz bir avantası vardır mutlaka. Şaka falan yapmıyorum. BMW X5’i olup da Yeşil Kart alan bundan mutlaka hiç aklımıza gelmeyecek bir yarar sağlıyordur. Bence bu adamları listeden çıkarmak yerine, onları sıkı bir sorguya almak ve Yeşil Kart’ın akla gelmeyen avantasını ortaya çıkarmak lazım. Çünkü böyle bir avanta varsa daha ne BMW’li Mercedes’li, Jaguar’lı Yeşil Kart sahibi bulunacaktır.

