İşte Anayasa maddesi İşte hukuksal yorumu

Yarın Meclis toplanacak ve Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turu için oy kullanacak. Oy kullanacak diyorum, çünkü bu kaçınılmaz, Meclis’te kaç kişi olursa olsun Başkan Bülent Arınç oylamaya geçecektir

Haberin Devamı

Cumhurbaşkanlığı seçiminin, aday atama dışındaki en önemli günü yarın. Çünkü yarın Meclis toplanacak ve Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turu için oy kullanacak.

Oy kullanacak diyorum, çünkü bu kaçınılmaz, Meclis’te kaç kişi olursa olsun Başkan Bülent Arınç oylamaya geçecektir.

Asıl gürültü bu oylamanın yapılmasından sonra çıkacak. Büyük bir ihtimalle, eğer oylamaya en az 367 kişi katılmadıysa CHP hemen Anayasa Mahkemesi’ne başvuracak. Anayasa Mahkemesi de sanıyorum en kısa zamanda belirleyici kararı verecektir.

AKP ve yandaşları 367 konusunda ısrarla “Meclis’in toplanması”nı düzenleyen maddeyi öne sürüyorlar. Şunu söylüyorlar:

“Anayasa’ya göre toplantının açılması için 184 üyenin salonda hazır bulunması gerekiyor. 367 olması gerekmiyor. Bu durumda oylamaya geçilir. İlk turda 367 oyu kimse alamasa, ikinci tura geçilir. Üçüncü tur zaten salt çoğunluğu yani 276’yı öngörüyor. Cumhurbaşkanının seçilmesi gerçekleşir.”

Bu tamamen yanlış bir yorum. Pek çok anayasa hukuku profesörü ile konuştum.

Anayasa hükmü çok açık. Anayasa’nın 102. maddesinde Meclis’in toplanma sayısı ile ilgili bir hüküm yok, bunun yerine oylamaya katılmayı zorunlu hale getiren bir hüküm var.

Madde çok açık, hemen yanda isterseniz tekrar okuyun. Madde, Cumhurbaşkanı seçiminin üçte iki çoğunlukla ve gizli oylama ile yapılabileceğini belirtiyor, bunu zorunlu kılıyor.

Ardından turlarla ilgili açıklamalar ve zorunluluklar var. Yani 4 oylamaya da üçte iki çoğunluk katılmak zorunda. Üçüncü ve dördüncü turlarda bu 367 kişi içinden 276’sının oyunu alan seçimi kazanıyor.

367’nin Genel Kurul’un açılmasıyla ilgisi yok ama, en az 367 kişinin her oylamaya da katılması bir zorunluluk.

Meclis isterse 184 kişi ile açılsın, sıra oylamaya gelince 367 aranacaktır.

*****

Fedakârlık değil kurnazlık
Tayyip Bey’in “sürpriz” diye nitelediği Gül’ü Cumhurbaşkanı adaylığına tayin etmesi, bazı çevrelerde “fedakârlık” olarak niteleniyor. Oysa bunun fedakârlıkla hiç ilgisi yok. Ama çok kurnaz bir oyun olduğunu söylemem gerek.

Tayyip Bey algıladığı gerçekler sonunda aday olamayacağını görmüş, ama gerginlik politikasını seçerek “ben değil kardeşim” diyerek adeta gölgesini adaylığa atamıştır.

Dünden itibaren sizlerin de izlediği gibi top artık Abdullah Gül’dedir. Bugüne kadar Tayyip Bey’e yapılan baskıları artık o göğüslemek zorundadır. Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı fikrinden “ülkenin yüce menfaatları” adına vazgeçtiği söylemi ise doğru değildir.

Hepimiz göreceğiz; inanıyorum ki Tayyip Bey’in gizli gündeminde 367 konusunun Anayasa Mahkemesi tarafından kabul görmesi de vardır. Tayyip Bey hızla bir baskın seçime hazırlanıyor. Eğer Anayasa Mahkemesi 367 konusunda CHP’yi haklı bulursa ülke en geç iki ay içinde seçimle yüz yüze gelecektir.

İşte Tayyip Bey’in kurnazlığı burada kendini gösterecektir. Çünkü Tayyip Bey seçmenin karşısına “Ülkesi için cumhurbaşkanlığını bile bir kenara iten, fedakâr, kahraman bir adam” olarak çıkacaktır.

Tayyip Bey, iki ay içinde yapılacak seçimlerden 2002 sonucuna benzer bir tablo çıkacağını hesaplamaktadır. Bu durumda Cumhurbaşkanı’nı yeni Meclis seçecektir ve Tayyip Bey bu kez zafer kazanmış bir lider olarak koltuğa oturmanın hazırlığını yapmaktadır.

Kimse kendini “Tayyip Erdoğan fedakârlık yapmaktadır” diye kandırmasın.

*****

MADDE 102
Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile ve gizli oyla seçilir. Türkiye Büyük Millet Meclisi toplantı halinde değilse hemen toplantıya çağrılır.

Cumhurbaşkanının görev süresinin dolmasından otuz gün önce veya Cumhurbaşkanlığı makamının boşalmasından on gün sonra Cumhurbaşkanlığı seçimine başlanır ve seçime başlama tarihinden itibaren otuz gün içinde sonuçlandırılır. Bu sürenin ilk on günü içinde adayların Meclis Başkanlık Divanına bildirilmesi ve kalan yirmi gün içinde de seçimin tamamlanması gerekir.

En az üçer gün ara ile yapılacak oylamaların ilk ikisinde üye tamsayısının üçte iki çoğunluk oyu sağlanamazsa üçüncü oylamaya geçilir, üçüncü oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğunu sağlayan aday Cumhurbaşkanı seçilmiş olur. Bu oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu sağlanamadığı takdirde üçüncü oylamada en çok oy almış bulunan iki aday arasında dördüncü oylama yapılır, bu oylamada da üye tamsayısının salt çoğunluğu ile Cumhurbaşkanı seçilemediği takdirde derhal Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimleri yenilenir.

Seçilen yeni Cumhurbaşkanı göreve başlayıncaya kadar görev süresi dolan Cumhurbaşkanının görevi devam eder.

*****

Medya çabuk havaya girdi
Dün yayınlanan gazetelerin manşetlerine ve yorumlarına bakarsanız Abdullah Gül Türkiye Cumhuriyeti’nin 11. Cumhurbaşkanı olmuştur artık.

Bu, gördüğüm kadarıyla bir rahatlık da yarattı. Çünkü özellikle 14 Nisan’daki halk hareketinden endişelenen bazı medya grupları son günlerde biraz şirin gözükmeye çalışıyordu.

Abdullah Gül’ün aday olarak atanması medyayı da eski haline getirdi. Artık Gül’ün seçilmesi önünde hiçbir engel olmadığını düşünen medya AKP’ye destek vermeye döndü.

Ancak, kimse dereyi görmeden paçayı sıvamamalı. “Sayısal demokrasi” oyunuyla “Ben yaptım oldu” mantığı içinde olanların planlarının bozulacağını da en azından tahmin etmek lazım.

Türkiye bu kadar ucuz ülke değil.

*****

Anavatan’ın Sorumluluğu
Yarın yapılacak ilk tur seçimlerinde, kaderin cilvesine bakın ki Anavatan anahtar parti oldu. Çoğu AKP’den istifa ederek Anavatan’a grup kurdurtan milletvekilleri genel kurula katılarak 367 tartışmalarını bitirebilir. Bunu yapacaklar mı, kesin bilinmiyor.

Ancak 20 milletvekili siyasi sorumluluğu da hesaba katmak zorunda. AKP bugüne kadar başına buyruk davranarak “sayısal demokrasinin” arkasına sığındı.

O halde Cumhurbaşkanlığı seçiminde de yalnız kalmalı. Başarırlarsa söylenecek bir şey yok. Ama Anavatan bu işin payandası olmamalı.

DİĞER YENİ YAZILAR