Geçen hafta internet sitelerinde gezinirken gercekgundem.com sitesinde Barış Yarkadaş’ın bir yazısı dikkatimi çekti. Yarkadaş bu yazısında “İstanbul’daki su rezervlerindeki buharlaşma nedeniyle kaybedilen suyun yüzde 40’ı kurtarılabilir” diyordu.
Yazıya göre internet sitesinin genç muhabirlerinden Zeynep Fazlılar, İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Kasım Koçak’la bir röportaj yapmış.
Koçak bu röportajda, barajlardaki buharlaşmayı yüzde 40 oranında azaltacak bir kimyasal maddenin olduğunu aktararak şunları söylemiş: “Su, bir barajdan çıkıp kullanıldığı yere gelinceye kadar çeşitli kayıplara uğramaktadır. Bunlar sırasıyla buharlaşma kayıpları, sızma kayıpları, şebeke kayıpları ve bilinçsiz su tüketiminden kaynaklanan kayıplardır. Bu kayıpların dünya standartlarına çekilmesi sağlanmalıdır.”
Koçak, “Suyun buharlaşmasını engelleyecek standart nedir?” sorusunu ise şöyle yanıtlıyor: “Bu noktada kimyasal yöntemlere başvurabiliriz. Bu yöntemin esası ‘hegzadekanol’ ve ‘oktadekanol’ gibi kimyasal maddeler kullanılarak su yüzeyinde bir molekül kalınlığında ince bir film tabaka oluşturulmasına dayanır. Yöntem büyük barajlarda daha etkindir. Bu yöntemlerle bir barajda meydana gelen buharlaşma yüzde 40 oranında azaltılabilir.”
Barış Yarkadaş yazısında bir gazeteci öngörüsü ile doğal olarak “İstanbul Belediyesi’nin bu bilimsel çalışmadan ve sonucundan haberi var mı?” diye soruyor.
Konuyu Büyükşehir Belediyesi’nden öğrenmek istiyor. Yazısında adını vermediği bir belediye bürokratından aldığı cevap insanı hayrete düşürecek cinsten. Çünkü belediye bürokratı “Bu yöntemden elbette belediyenin de haberi var. Ancak bunu uygulaması mümkün değil” diyor. Sonra da yeni soru beklemeden cevabı kendisi veriyor: “Çünkü bu uygulamada kullanılacak kimyasal maddenin içinde alkol de var. Belediye suya alkol katılmasına yanaşmak istemiyor.”
Düşünebiliyor musunuz, İstanbul su rezervlerinin buharlaşmasını, yani yok olup gitmesini yüzde 40 engelleyecek bir kimyasal uygulama yapılabiliyor ama içinde alkol olduğu için AKP’li belediye buna yanaşmaya cesaret edemiyor.
Oysa bu kimyasal içindeki alkol anında uçup gidiyor, ki zaten suyu koruyan da bu buharlaşma.
Ama AKP’li belediye milyonlarca insanın çıkarı için de olsa yanlış bir inanışın peşine takılarak aksini yapıyor. Üzülmemek elde değil.
Kıpırdanmamış yan çiziyormuş
Seçimde bilgisayar hilesi şaibesi üzerine yazılan yazılardan sonra dün YSK’nın nihayet kıpırdandığını ve bazı sandıklarda inceleme yapmaya hazırlandığını yazmıştım.
Meğer bu tam doğru değilmiş. Çünkü YSK sadece medyaya da yansıyan bazı sandıklarda inceleme yapacakmış. YSK Başkanı’nın söylediğine göre “görevleri olmamasına rağmen” bu sandıklarda belki yeniden sayım yapılacak. Ama Başkan “Tabii ki yazım sırasında insan hatası olmuş olabilir” diyerek adeta yan çiziyor. Çünkü en fazla 300 kişinin oy kullandığı bir sandık sonucundan bilgisayar hilesi yapılıp yapılmadığı anlaşılamaz. Örneğin 11 yerine 1 yazılmış olması elbette mümkün. Bir sandıkta zaten bir partiye 150 oy fazla yazamaz veya birinden bu kadar oy silemezsiniz. Ama 170 bin sandık söz konusu olunca iş değişir. YSK işi doğru yapmak istiyorsa rasgele seçilmiş en az 200 sandığı yeniden sayar. Bunların çoğunda “insan hatası” varsa o zaman mutlaka işin asıl gereği yerine getirilmelidir.
Cumhurbaşkanı’nı halk ne zaman seçecek?
Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı adaylığı nedeniyle Ekim ayında yapılacak referandum kimsenin gündeminde değil.
Oysa saatler hızla akıp gidiyor, Ekim dediğinize şunun şurasında bir buçuk ay kaldı.
Siyasi ve hukuki çevrelerde hala o gün geldiğinde ne olacağı konusunda kesin bir görüş birliği yok.
Diyelim ki Gül seçildi. Ardından da referandum günü gelip çattı. Büyük ihtimalle halk “Cumhurbaşkanı’nı halkın seçmesi” yönünde oy kullanacak.
Referandum yapıldığında cumhurbaşkanı seçilmiş olacak. Peki, o zaman ne olacak?
Kimileri “Gül göreve 7 yıl devam eder, bundan sonraki seçimlerde parlamento değil halk karar verir. Ya da Gül istifa edip bu kez halkın karşısına aday olarak çıkar” diyor.
Tamam da referanduma konu olan Anayasa değişikliğine göre “11. Cumhurbaşkanı’nı halk seçer” deniyor. Oysa bu anayasa değişikliği halk tarafından kabul edildiğinde cumhurbaşkanı seçilmiş olacak.
Burada da garip bir hukuksal durum ortaya çıkmış olmayacak mı?
Bana göre normali şu an yaşadığımız Cumhurbaşkanlığı sürecini hiç başlatmamaktı. Çünkü gerçekte anayasa değişikliğine halk verecek olsa da Meclis iradesi bunu karara bağlamıştı. İş sadece halkın onayına kalmıştı.
Bu durumda referandumun beklenmesi ve Cumhurbaşkanlığı sürecinin ondan sonra başlaması, hukuken bilmiyorum ama, mantıken Cumhurbaşkanı’nı kimin seçeceğinin ondan sonra belli olması gerekir.
Gül belki yarın seçilecek ama Ekim ayında ciddi bir sıkıntı yaşayacağız.
Ya da Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra Meclis karar verip referanduma giden maddeyi iptal edip, bunu yeni Cumhurbaşkanı’na onaylatarak referandumu tamamen ortadan kaldıracak.
Bugünden itibaren gün boyu Business Channel’dayım
Televizyonculukta bugünden itibaren yeni bir çığır açılırken benim için de çok önemli bir dönem başlıyor. Günlük yazılarıma VATAN’da devam ederken artık hafta içi her gün, gün boyunca Business Channel’da karşınızda olacağım.
Aslında seçimlerden önce de sizlerle bunu paylaşmıştım ve 22 Temmuz’dan itibaren bu yeni göreve de başlayacağımı belirtmiştim.
Ancak daha sonra bu kanalın tüm yüzünü değiştirmeye ve bu yenilikleri de Eylül ayına bırakmaya karar verdik. Geçtiğimiz bir ay boyunca Business Channel’da arkadaşlarımla çok titiz bir çalışma yaptık.
Türk televizyonculuğunda bir devrim niteliğinde olacak değişimleri hazırladık. Bugünden itibaren de yeni yüzümüzle ve yeni yayın anlayışımızla sizlerin karşısında olacağız.
Bir devrim niteliğinde diyorum, çünkü gerçekten bugüne kadar hiç karşılaşmadığınız tamamen bize özgü bir formatla yayın yapacağız. Gün içindeki haber akışında hiç alışmadığınız, örneğini görmediğiniz bir anlayışımız olacak. Business Channel adından da anlaşılacağı gibi elbette ağırlıklı olarak bir ekonomi haber kanalı. Ancak bu kanaldaki ekonomi yaşayan ekonomi olacak.
“Masadan naklen” temel konulu günlük yayınız sabah saat 08.00’de başlayacak ve akşam 19.00’a kadar sürecek. Bu süre içinde Türkiye’de ve dünyadaki tüm gelişmeleri ayrıntılarıyla, bilgi sahibi olarak izleyeceksiniz. Konu ve konuklarımız diğer kanallara kıyasla çok daha farklı olacak.
Ekonomideki tüm verileri ayrıntıları ve analizleriyle öğrenirken, yaşayan ekonomi ekran başındaki herkesin anlayacağı şekilde aktarılacak.
Business Channel’ın gece yayını da bundan önceki iddiasını sürdürecek. En kaliteli film ve diziler, vazgeçemeyeceğiniz belgeseller ve konserler, sporun en can alıcı görüntüleri gecelerin ve hafta sonlarının simgesi olacak.
Bugünden itibaren arkadaşlarımla birlikte televizyon yayıncılığının ezberini bozmak üzere kolları sıvanmış olacağız.
Takdir sizin olacak.

