İşin özeti: AKP büyük zafer kazandı

Haberin Devamı

Kimse kendini kandırmasın. 21 Ekim 2007 tarihi çok önemli bir gündür. Bu gün AKP’nin zafer günüdür. Bundan sonrası için Türkiye’nin kaderini elinde tutma ve egemenliğini çok uzun bir dönem sürdürme hakkını kazanmıştır.

21 Ekim 2007 günü Türkiye çok önemli iki olayı aynı anda yaşadı.

Birincisi, Türk halkı birkaç maddelik Anayasa değişikliği için referandum sandığının başına gitti.

İkincisi ise PKK’nın hain saldırısı sonucunda 12 askerimiz daha şehit edildi.

AKP bu iki olaydan da yüzünün akıyla çıktı. Üstelik gücüne güç kattı. Gerçek bir iktidar olduğunu gösterdi.

Önce referandum. Katılma oranını, hayırların beklenenden fazla olmasını bir kenara bırakın. AKP’li seçmen, yani halkın yarısı iktidara sahip çıktı. 21 Ekim referandumundaki oylarının toplamı 22 Temmuz seçimlerinde AKP’ye verilen oylarla neredeyse aynıdır. Ama 21 Temmuz’da yüzde 47 olarak belirlenen destek referandumdan sonra yüzde 70’lere çıkmıştır.

Şimdi bazıları “Referandum sonuçlarını AKP’ye mal edemezsin, yüzde 70 diyemezsin” öfkesini gösterebilir. Bunun artık önemi yok. 22 Temmuz’dan sonra yaşadıklarımıza göre değerlendirme yapanlar AKP oylarında düşme olacağını söylüyorlardı. Olmadığı hatta arttığı ortaya çıktı.

Ne şehitler, ne PKK’ya karşı gösterilen zayıflık, ne Amerika’ya olan göbekten bağlılık bu halk üzerinde hiçbir aksi etki göstermemiş.

Söylenecek bir şey var mı?

Gelelim 12 şehit olayına.

Türkiye’nin her tarafında gösteriler yapıldı. Terör lanetlendi. İktidar eleştirildi. Gün boyu yayın yapan televizyonlarda hükümetin bu konuda zayıf ve yetersiz kaldığı, açıklama yapmaktan kaçındığı ve hatta medyayı suçladığı anlatıldı.

Sonra Başbakan ekranlara çıktı. Sükûnet tavsiye etti. ABD Dışişleri Bakanı’nın kendisini aradığını söyledi. Birilerinin isteği üzerine olağanüstü hal ilan edilemeyeceğini anlattı.

O andan itibaren hava değişti. Medya itidal tavsiye etme moduna geçti. Yorumlar olumlu hale geldi. İktidar zaman ve itibar kazandı.

Bunlardan daha büyük zafer olabilir mi?

Artık şunu kabul etmek zorundayız. AKP Türkiye’nin gerçeğidir. Halk bu iktidarın arkasında. Üstelik ne pahasına olursa olsun arkasında.

Ama halk ne olup bittiğini anlamıyormuş. Referandumda ne için oy kullandığının farkında bile değilmiş. Halkın büyük bölümünde demokrasi kültürü yokmuş. Bir kilo bulgurla kandırılıyormuş. Din istismar ediliyormuş.

Hepsini geçin. Gerçeğe bakın.

O halde bundan sonra bu gerçeği bilerek davranmak zorundayız.

*****

Yine Amerika çözecek

Geçen hafta yazdığım bir yazıda “Amerika düşmanlığı yapmanın doğru olmadığını” belirterek “Amerika bizim dostumuz da olamaz, düşmanımız da, önemli olan çıkarlarımızdır” demiştim. Çünkü Başbakan Tayyip Erdoğan da sanıyorum heyecana kapılarak ülkedeki Amerikan aleyhtarlığından yararlanmak istedi.

Neyse ki hatadan çabuk döndü. 12 askerimizin şehit edilmesinden sonra sorunun yine Amerika tarafından çözüleceğini anlayarak rotasını değiştirdi.

Şimdi önümüzdeki 5 Kasım çok önemli. Çünkü Başbakan, Beyaz Saray’da ABD Başkanı Bush ile konuşacak. Bush’un son PKK saldırısından sonra yaptığı açıklama çok önemlidir. Bush Erdoğan buluşmasının da bu açıklama doğrultusunda geçmesi çok normaldir.

Nitekim ABD Dışişleri Bakanı da sorunun çözümü için adım atılacağını resmen açıkladı. Gerçi Rice’ın Erdoğan’dan “birkaç gün” istemesi bazı çevrelerde tepkiyle karşılandı ama bu da çok normal.

Bu kadar önemli olaylarda duyguların esiri olmak çok tehlikelidir. Biraz beklemekte ve sis perdesi dağıldıktan sonra manzaranın tamamını görmekte fayda var.

Bush’un ve Rice’ın tavrı son PKK saldırısı ile Amerika’nın da aklını başına getirdiğinin göstergesi. Amerika’nın bölgedeki hesabı yanlış çıkmıştır. Türkiye’yi dışlayarak bir yere varılamayacağını da göstermiştir.

Eğer bölgede ille de bir Kürt devleti isteniyorsa buna Türkiye’nin rıza göstermesinin mutlaka sağlanması gerektiği de anlaşılmıştır.

O halde bölgedeki Amerikan politikaları da değişecektir. Türkiye’nin kararlı tutumunun bunda etkili olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Başbakan’ın Amerika gezisinin yepyeni bir dönemin başlangıcı olduğunu anlamalıyız.

*****

AKP’yi eleştirmek artık akıllıca ve gerçekçi değil

AKP iktidarı Türkiye’nin çok yararına işler mi yapıyor? Buna kolaylıkla “evet” demek mümkün değil. Çünkü AKP Türkiye’nin değerlerini değiştirdi. Yapısını bozdu. Gelenekleriyle oynadı. Cumhuriyetin temel ilkelerini değiştirmeyi amaçlıyor ve bu yolda çok ileri adımlar attı.

Sonuç şudur; Tüm tahminlerin aksine bu ülkenin insanı AKP’yi benimsedi. Değerlerin değişmesi hoşuna gitti. Geleneklerinin bozulmasına aldırmadı. Cumhuriyetin temel ilkelerinin değiştirilmesini ise şiddetle desteklediğini gösterdi.

Peki biz ne yaptık? Haydi “biz” deyip genelleme yapmayayım. “Ben ne yaptım?” diyeyim.

Değerlerimizin değiştirilmesine karşı çıktım. Geleneklerimizi korumak istedim. Cumhuriyet ilkelerinin korunması için bayraktarlık yapmaya kalkıştım.

Peki o zaman ne oldu? Tepki gördüm. İtildim, Kakıldım. Halkın iradesine karşı çıkmakla suçlandım. Askerci olmak ve darbe istemekle itham edildim.

Benim gibi düşündüğünü sandığım insanlar buna karşı ne yaptı? Hiçbir şey. Tıpkı Mustafa Mutlu’nun haklı olarak yakındığı gibi “imzasız” mesajlarla “Aslansın, iyi ki senin gibiler var, arkandayız” türünden sözde destek vermeye çalıştılar.

Kendi inandığım doğruları söylemenin bir faydası yok. Çünkü bu ülkede demokrasi kültürü olmadığı gibi sözde bunun bilincinde olduklarını söyleyenlerin de yüreği yok. O halde kime ne yazacağım? Neden bu iktidarın uygulamalarını eleştirip kendimi hedef durumuna getireyim ve her an “yine mi çile çekeceğim” duygusu içinde yaşayayım?

Bu nedenle bugünden itibaren, demokrasi kültürünün biraz daha yeşerdiği hissine kapılıncaya kadar iktidarı eleştirmek, yanlışlarını göstermek, tepki vermek istemiyorum.

Bu halk iktidarı beğeniyor, destekliyor. Üstelik çok da cesaretliler. Her yerde ve her ortamda bu fikirlerini açıkça dile getirmekten çekinmiyorlar. İktidarı beğenmeyenler ise sadece “imzasız” konuşmasını biliyorlar. Yürekleri yok.

“Muhalefet partileri” mi diyorsunuz? Güldürmeyin beni. Onlar iktidarı içine düştüğü sıkıntıdan kurtarmak için “ip atmakla” meşgul.

*****

Bırakın bunu
Televizyonlara çıkan ya da yazı yazan bazı kişiler son şehit olaylarına “şüphe” ile yaklaşarak adeta “Bu şehitler bilinerek mi verildi?” mealinde sorular soruyor. Onların mantığını anlıyorum elbette. Garip bir paranoya içinde her tatsız gelişmeyi iktidarı yıkmak için bir bahane olarak kullanılacağı fikrinden yola çıkıyorlar. Bu hem yanlış hem de çok moral bozucu.

Elbette üst üste gelen şehit haberleri canımızı sıkıyor ve moralimizi bozuyor. Ama bunda kasıt aramak doğru değil. Burada yapılması gereken ülke güvenliğinden sorumlu olanların stratejik hatalar yapıp yapmadıklarını cesaretle ortaya çıkarmaktır. Pazar günü katıldığım bir TV programında emekli general Pamukoğlu son saldırıda teröristlerin nereden sızabileceğini açıkça anlattı. Zamanında bölgede çatışan general bunu biliyorsa görev başında olanların da bilmesi gerekiyordur herhalde. O halde bir hata yapılmış demektir.

DİĞER YENİ YAZILAR