Başbakan Tayyip Erdoğan “Bundan sonra daha birçok şeyi referanduma götüreceğiz” diyor. Şu anda Tayyip Bey’in hangi konuları referanduma götürmek istedikleri konusunda kesin bilgimiz yok. Ama elbette tahminlerimiz var.
Başbakan kız öğrencilerle konuşurken de “Türban konusunu aşama aşama halledeceğiz” diyor, ki önümüzdeki dönemde hangi konuların referanduma götürüleceği konusunda ipuçları elde ediyoruz böylece.
AKP iktidarı çok güçlü parlamento desteğine rağmen, bazı konuları tek başına halletme cesaretini toplayamıyor kendinde.
Asıl niyet böylelikle ortaya konamayınca, belli konular kamuoyunun gündemine sokulup tartışma yaratılıyor. İşte türban bunların en önemli “aşama”larından biri. Dün de yazdığım gibi türban konusunda yalan üretip sonra onu demokrasiyle soslandırarak kamuoyunun kafası karıştırılıyor.
Sonuçta “halka gidelim” gibi hemen karşı çıkamayacağınız bir aldatmaca ile karşı karşıya kalmanız kaçınılmaz oluyor.
İktidar yeniden anayasa yazılması hamlesini aslında bunun için yapıyor daha önce de yazdığım gibi. Sonuçta bir anayasa yazıyorsunuz, içine inançlarla ilgili bazı maddeler koyuyorsunuz. Sonra bunu sözde demokrasiye uygun biçimde halka soruyorsunuz. Oysa alacağınız cevap zaten bellidir.
İnançları ortaya koyup oylatmaya kalkarsanız bu, şeklen demokrasiye uygun olabilir ama ülkenin bölüp parçalanması ve insanların birbirine düşman haline getirilmesinde en büyük etken haline gelir. Demokrasinin ölümüne neden olur.
Çünkü inançları demokratik biçimde tartışamazsınız. Demokrasinin özünde karşı çıktığınız görüşlerin yanlış olduğunu ortaya koymak da vardır. Bu durumda siz bir inanç konusunu halkoyuna sunmaya kalkarsanız, demokratik tartışma ortamını nasıl yaratacaksınız? Bir inancın referanduma sunulmasına karşı çıkanlar neyi eleştirmek zorunda kalacaklardır?
Dinin yanlış olduğunu, bu inancın yanlış olduğunu mu savunacaklardır? Hangi din olursa olsun, bu dinin eleştirilmesi, yanlış noktalarının olduğunun iddia edilmesi mümkün müdür?
O halde bir yaşam biçimi olan laikliğe karşı önce türbanı sembolleştirip, dini inancı halkın oyuna sunmaya kalkarsanız bir ülkeye en büyük kötülüğü yapmış olursunuz. İşte yeniden yazılacağı söylenen anayasa ile bu yapılmak isteniyor. Göreceksiniz eğer bu anayasa hazırlanabilir ve halk oyuna sunulma aşamasına getirilirse, iktidar ve yanlıları sadece türbanla sembolleşen inançları propaganda amacıyla kullanmaya kalkacaklardır.
Türban sorunu demokrasiye bu kadar aykırı biçimde aşılabilirse gündeme hiç merak etmeyin çok daha sert tartışmalara neden olacak, yine inanca bağlı konular getirilecek ve bunlar da halkın oyuna sunulmaya kalkışılacaktır.
AKP’nin kafasında olan ve referanduma götürülmek istenen konulara örnekleri başka yazılarda vermeye çalışırım.
Dayanamamakta çok haklısınız
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın eşi Filiz Büyükanıt şehit ailelerine ve gazilere verilen iftar yemeğinde yaşadıklarının etkisinde kalarak fenalaşıp hastaneye kaldırıldı.
Bayan Büyükanıt çok haklı. Elbette gördüğü manzara dayanılmaz. Minicik yavrular babaları şehit düştüğü için “baba” kavramını bile bilmiyorlar ve Büyükanıt’a “baba” diye hitap ediyorlar.
Gencecik kadınlar, ömürlerinin baharında kucaklarında yavrularıyla hayatın acımasızlığında tek başlarına kalıyorlar.
Gözü yaşlı anne ve babalar, abiler, kız kardeşler bir daha geri dönmeyeceğini bildikleri yiğitlerin yasını yüreklerinde yaşatıyorlar.
Ve bu acıların merhemi henüz bulunmadan önce 13, sonra 2 yiğidimiz daha şehit düşüyor. Buna dayanmak mümkün mü?
Önlem almak, Türkiye’nin teröre karşı duruşunu göstermek, iktidarlarını ortaya koymak durumunda olanlar ise “Bu artık son çırpınışlarıdır. Sonuna geldiklerini bildikleri için saldırıyorlar. Kanları yerde kalmayacak. Artık başka yöntemler kullanacağız” türünden hamasi sözlerle durumu kurtarmaya çalışıyorlar.
Hiçbirimizin yüreği dayanmıyor artık. Bunu herkes bilmeli.
404 gibi kime yapıştı acaba?
Kimbilir kaçtır soruyorum, ama yine sormak istiyorum, çünkü cevap veren çıkmıyor.
Dışişleri Bakanı Ali Babacan Türk Ceza Kanunu’ndaki 301’inci maddenin tıpkı bir marka gibi Türkiye ile özdeş hale geldiğini söyledi. Benzetme yapmak için de “Bu madde 404 gibi üzerimize yapıştı kaldı” dedi.
404 dediği Türk malı bir yapıştırıcı. Güçlü bir yapıştırıcı olduğu için 404’le bir şeyi yapıştırdığınızda çıkarması neredeyse imkânsız hale geliyor.
İyi de, 301’in Türkiye’ye yapışmasında sorumlu kim acaba? Sayın bakan espri yaparak ülkesini kötülerken sorumluluğu neden üzerine almıyor acaba?
301. madde kötü yazılmış olabilir. Bu madde yüzünden bazı aydınlar günlerini mahkeme kapılarında geçiriyor da olabilir.
Ama şunu unutmayalım ki bu yasaları yapanlar da bizleriz. Parlamentoyu neden seçiyoruz? Bizi yönetsinler, ihtiyaç duydukları kanunları çıkarsınlar diye.
Peki AKP iktidarı 4.5 yıllık iktidarı boyunca bu konuda ne yaptı? Adalet Bakanı Cemil Çiçek sıkıyı görünce “Bu yasa ile ilgili öneri gelmedi” demeyi biliyor. Tamam da doğruyu söylemiyor. Sadece Gazeteciler Cemiyeti’nin madde ile ilgili 4 ayrı önerisi var.
Bunun da dışında, bir taraftan tek başınıza çok güçlü bir iktidar olduğunuzu söyleyeceksiniz, öte tarafta değiştirmediğiniz bir kanun maddesinin arkasına sığınıp ülkenizi kötüleyeceksiniz.
İktidara sormak lazım “301 konusunda elinizi tutan nedir?”
Buna klasik cevap veriyorlar “Efendim bu konuda konsensüs sağlanmalı.”
Sağla o zaman. Ayrıca başka konularda konsensüs sağlamaya çalışıyor musunuz?
Aslına bakarsanız belli ki 301. madde iktidarın da işine geliyor. Değiştirmek istemiyorlar. Buna karşın sanki değiştirmek istiyorlar da birileri buna engel oluyormuş havası yayarak mağduru oynuyorlar. İşin aslı budur.
Levent sokakları
Beşiktaş Belediyesi Levent’i tekrar eski haline getirmek için çabalıyor. Özellikle Türkiye’nin en eski villalarını yeniden konut haline getirmek için özendirici çalışmalar yapılıyor.
Bu arada pek çok ara sokakta kaldırım ve asfaltlama çalışmaları yapıldı. Yalnız bu kez de ortaya başka bir sorun çıktı. Kaldırımlarla asfalt neredeyse aynı hizaya gelince araçların park yapmaları da kolaylaştı.
Şu anda yüzlerce araç yayaların geçmesi gereken kaldırımların üzerini tamamen dolduruyor. Bu sayede yollar biraz daha genişledi ama bu kez de yayalar çile çekiyor.
Bu durumun fotoğraflarını çektik, tabii bu köşede yayınlamak zor. Ama Beşiktaş Belediye Başkanı incelemek şart değil, sadece bu ara sokaklardan bir geçse durumun vahametini görecektir.

