İlk kez Gül’ün dile getirdiği çok konuşulmayan asıl büyük sorun

Haberin Devamı

ANALİZ

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül “çok sert bir bildiri yayınlanan” MGK toplantısından sonra Diyarbakır’a gitti.

Doğal olarak herkes, bu sert bildirinin ışığında Gül’ün söyleyeceklerini merak ediyordu.

Ortada garip bir manzara var aslında. Bunu pazartesi sohbetimde daha ayrıntılı yazmak istiyorum. Bir taraftan “Kürt açılımı” yapılıyor, ama hem içi boş hem de güya herkesin eleştirdiği “resmi ideoloji” yine egemen oldu.

Üstelik ne gariptir ki, bu kadar sert bildiriyi imzalayan Cumhurbaşkanı’na Diyarbakır’da olağanüstü sevgi var. Gerçi Başbakan da “Diyarbakır’a cezaevi yapacağını” söylediğinde çılgınca alkışlanmıştı.

Buna karşı başta Cumhurbaşkanı olmak üzere AKP kanadı ve yandaşları sanki hiçbir şey yokmuş da bir açılım yapılıyormuş gibi konuşuyorlar.

Bunu geçelim; Cumhurbaşkanı’nın Diyarbakır’da iş adamlarıyla yaptığı konuşma bana göre çok önemli ve ilginçti. Gül, açılım konusunda aslında hiç konuşulmayan bir konuya el attı.

Güneydoğu konusunda yapılan tartışmalarda en çok öne sürülen konuların başında bölgenin geri kalmışlığı, ekonomik olarak kalkınmamışlık ve yoksulluk geliyor.

Ama bunun temel nedenleri üzerinde fazla durulmuyor, çünkü belli ki kimsenin işine gelmiyor.

Oysa Cumhurbaşkanı bu geri kalmışlığın en önemli nedenini, altını fazla çizmeden de olsa söyledi.

Eğer Güneydoğu bölgesi geri kaldıysa, bunda devletin temel politikalarındaki yanlışlıklar kadar, kendilerine “özgürlük savaşçısı” diyen ve Kürt halkının hakları için mücadele ettiklerini söyleyen PKK teröristleri ve onların yandaşlarının tutumları da etkili oldu.

Tıpkı Gül’ün dün söylediği gibi bölgeye yapılan yatırımlar hep engellendi. Her şeye rağmen cesaret edilip kurulan fabrikalar yakıldı, işçileri tehdit edildi, sahiplerine göz açtırılmadı. Grayderlerin önüne kayalar atıldı, kamyonlara sabotajlar yapıldı.

Çünkü, güya savaş veren teröristler şunu biliyor ki, bölge kalkınır, insanları iş ve aş bulur, huzura kavuşursa terör amacına ulaşılamayacak.

Böylelikle kendi halklarına da kötülük etti teröristler.

Ama gel de anlat.

Cumhurbaşkanı’nın bu konunun daha fazla üzerinde durması gerek.

*****


GİTTİM GÖRDÜM

Galatasaray stadını geceyarısı gezdim


Gazeteye gidip gelirken her gün en az iki kere Galatasaray’ın yeni stadının önünden geçiyorum. Nasıl da hızla yükseldi ve tamamlanma aşamasına geldi, gerçekten hayretler içinde izliyorum. Neredeyse her gün, her geçişte mutlaka bir yenilik görüyorum.

İçini de çok merak ediyordum doğrusu. Şu anda en iyi stat olan Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı’ndan daha güzel ve modern olduğunu söylüyorlar.

Eh doğal tabii, Fenerbahçe stadı yapalı 10 yıl oldu, Galatasaray daha yeni yapabiliyor, haliyle 10 yıl sonrasının teknolojisi ve yenilikleri olacak.

Çarşamba akşamı taa Günaydın yıllarından birlikte çalıştığımız sevgili dostum Tayfun Karacebe icra kurulu üyesi olduğu WBR şirketinin yeni yıl yemeğine davet etti.

Maslak’taki Sheraton Oteli’nde kimini tanıdığım, kimilerini de ilk kez tanıdığım 40’a yakın davetliyle yemek yedik, derin sohbetlere daldık.

Masada ilk kez tanıdığım Sarper Ünlü de oturuyordu. Galatasaray Stadı’nın Proje Müdürü.

Laf attım “Çok güzel stat yapmışsınız diyorlar ama herhalde bir Fenerbahçeli olarak benim görme şansım yok” diye.

Sarper Bey “Olur mu hiç, ne zaman isterseniz sizi gezdiririm” dedi. Böyle durumlarda aklıma cinlik gelir “Hemen bu gece” dedim. Vallahi espri olsun diye böyle söyledim.

Sarper Bey “Tamam” demez mi. Böyle durumlarda hiç üşenmem.

Yemek bitti, toparlandık ve zaten çok yakında olan stada gittik.

Hiç lafı dolandırmadan söyleyeyim, stat muhteşem olmuş.

Karış karış gezdik gecenin yarısından sonra. İki saat kadar sürdü galiba.

Tribünler, soyunma odaları, localar ve tabii ki sahanın kendisi.

Bir kere zemin çok güzel, suni güneş ışığı veriliyor sürekli ve çimler doğal biçimde büyüyor.

Localar harika. Tam 150 loca varmış. 6 kişilikten 30 kişilik olana kadar boy boy localar. İçleri çok güzel dekore edilmiş, yok yok yani.

Soyunma odaları harika. Zaten UEFA kriterlerine göre yapılmış ama teknoloji harikası. Çıkış tünelinin zeminine rakip takımları korkutmak için “Cehenneme 20 metre, 10 metre, 5 metre kaldı” gibi yazılar yazılacakmış.

O kadar çok salon ve oda yapılmış ki, insanın başı dönüyor.

Ama bunlar maç günleri dışında da çeşitli amaçlarla kullanılacak ve hatta bundan ciddi bir maddi kaynak da sağlanacakmış.

Sonuçta, ellerine sağlık çok güzel olmuş. Sadece otoyoldan gelen müthiş bir araba gürültüsü var ama stat dolunca fark etmez.

Çıkarken arkama dönüp stada bir daha baktım. Kendi kendime “Ne kadar güzel olmuş, her Galatasaraylı herhalde gurur duyuyordur. Ama ne ki, günün birinde buraya Fenerbahçe de gelecek. İşte o zaman...” dedim!

*****


Yapma bunu bize artık Uğur Dündar

Star Ana Haberler’i izleyenler bilir. Uğur Dündar her akşam sokağa çıkardığı muhabirlerine, vatandaşlar arasından rastgele seçilen kişilere soru sordurtuyor.

Örneğin “Türkiye’nin ilk Cumhurbaşkanı kimdir?” diyor muhabir. Ya da “WikiLeaks nedir” veya “Referandumda neyi oyladık?” soruları soruluyor.

Sizi bilmem ama ben bunu içim ezilerek, yüreğim daralarak izliyorum. Yahu Türkiye’nin ilk cumhurbaşkanını kimse bilemez mi? Referanduma neden gittiğimize bir kişi bile cevap veremez mi?

Kimileri “Canım komik olsun diye özellikle bunları seçiyorlardır” diyebilir ama ben Star’da çalışanlara sordum, ekrana verdikleri en iyileriymiş. Anlayın yani.

Diyorum ki, Uğur Dündar Bey bu işten vazgeçsin. Bir ülkenin getirildiği durumu bu kadar açık ve net sergilemek gazetecilik adına iyi olabilir ama duygu ve düşünce dünyamızı bu kadar alt üst etmeye de kimsenin hakkı yok.

Bari işi fıkra gibi bir anekdotla bitireyim. Geçenlerde aynı konuyu Müjdat Gezen’le konuşuyorduk. “Halkımız ne kadar bilgisiz kalmış böyle. Neredeyse (Türkiye’nin başkenti neresi) sorusuna bile cevap veremeyen çıkacak” dedim.

Sevgili Müjdat Gezen lafı yapıştırdı hemen: “Aaa, olur mu canım Türkiye’nin başkentinin Adana olduğunu herkes biliyordur artık...”

*****


OKURDAN MESAJLAR

Şili’ye dua, ya Zonguldak’a

Sayın Ataklı, dün Sayın Mustafa Mutlu son zamanlarda TV programlarında sıkça gördüğümüz süper star adayı şeyhlerimizden bahsetti. Benim dikkatimi asıl bir başka şeyh çekiyor. Bu aralar Şeyh Kıbrısi çok fazla ön plana çıkarılıyor. Hatta Şilili madencileri duaları ile kurtardığı haberi dünyaya yayılmaya çalışılıyor. Ama bu duaları Zonguldak’taki maden faciasında şehit olan madencilerden neden esirgediğini kimse sormuyor. Yoksa hâlihazırda ABD’de görevli dünya çapındaki şeyhimizin “garp” hizmeti doluyor ve “out” oluyor da yerine yeni international şeyhimiz “in” olarak mı hazırlanıyor? Ne diyelim, dünyaya hayırlı olsun. Saygılar... Metin Yaykınlıoğlu

*****


Dış açıkta büyük artış olmuş. Ekonomik dengedeki bu bozukluk dışta açığa, içte açlığa sebep oluyor!
(Gani Yıldız)

DİĞER YENİ YAZILAR