İlginç bir reklamcılık anlayışı

Haberin Devamı

Gazetelerin turizm ilanları sayfalarına bakıyor musunuz arada sırada? Tatile çıkmaya niyetlenenler mutlaka bakıyordur. Geçenlerde bu sayfalara gözüm takıldı. Özellikle güney sahillerinde ne kadar çok otel var. Üstelik hepsi birbirinden güzel, imkânları da çok geniş.

Bu ilanlarda dikkat çeken özelliklerden biri, genellikle otellerin fotoğraflarını da yayınlamaları. Haklılar tabii, müşteri nereye gidecek olduğunu bilmek ister. Ancak bir otelin tanıtım fotoğrafları diğerlerinden farklı.

Rixos Otelleri’nin reklamlarında genellikle adeta cennetten çıkma güzellikte, bikisinin sadece altı olan seksi kadın fotoğrafları kullanılıyor. Adeta “Bizim otellerimize gelirseniz karşılaşacağınız manzara budur” deniyor.

Bir keresinde Bodrum ve Belek’teki Rixos Otellerini gezmiştim. Gerçekten de Rus kadın turistler sayesinde manzara aynen böyle.

Şimdi bunu niye yazdım? Çünkü Başbakan Erdoğan ve ailesi yaz tatilini Bodrum Rixos’ta geçirdi. Peki derdim ne? Elbette hiçbir derdim yok. Ama bir şey dikkatimi çekiyor.

Bir taraftan mayo veya bikiniyle denize girmeyi, içki içmeyi, çılgınca müzik dinleyip dans etmeyi yozlaşma ve hatta ahlak dışı olarak niteleyeceksiniz, öte yandan da günün 24 saati bu yaşam biçimini seçenlerin arasında olacaksınız.

Sadece buna dikkat çekmek istiyorum. Muhalefet etmiyorum yani.



***




Evren’den hâlâ bir açıklama yok

Sayın Cumhurbaşkanım elbette çok meşgul olduğunuzu ve her yazarı okumaya fırsat bulamadığınızı biliyorum. Ayrıca belli ki emrinizdeki kişiler hakkınızda yazılan yazıları size sunmakta çekingen davranıyorlar.

Yüksek müsaadelerinize sığınarak bir kere daha hatırlatmak istiyorum Atatürk’ün 100’üncü doğum yılına denk gelen 1981’de sizin emrinizle Atatürk hakkında arşiv araştırması yapılmıştı.

Dışişleri arşivini araştıran bir memur Atatürk’ün Suudi Kralı’na gönderdiği telgrafın metnini bulmuştu. Atatürk, Vahabi Kral’ın Hazreti Muhammet’in mezarını yıkmak istemesine şiddetli öfke göstererek “Eğer bir taşına dokunursanız ordumu aşağı yollarım” diyordu bu telgrafta.

Sayın Cumhurbaşkanım Bu tarihi ve çok önemli belge, başında bulunduğunuz 12 Eylül Askeri Yönetimi’ne de sunulmuştu. O sırada ne düşündüğünüzü bilemiyorum elbette, bu belgenin kamuoyu ile paylaşılmasına izin vermemiştiniz. Yine de çok sınırlı sayıda basılan bir kitabın içine hiçbir duyuru yapılmadan konulmasını emir buyurmuştunuz.

27 yıl sonra bu gerçek ortaya çıktı. Artık zatıalinizin deyimiyle “kaynağını Atatürk’ten alan” ve “Atatürk devrimlerini kalıcı biçimde yerleştirmek için” yapılan bir askeri müdahalenin başındaki general olarak Atatürk’e ait bu belgeyi niçin kamuoyuna duyurmadığınızı açıklamanızı istirham ediyorum.

Bu sadece benim değil, gönüllerindeki Atatürk sevgisi hiç ölmeyen milyonların arzıdır.



***




Joost Lagendijk

Bu ismi biliyorsunuz. Sık sık Türkiye’ye geliyor, çünkü bizim komiserimiz. Bize çekidüzen vermeye çalışıyor. En son AKP’nin kapatılmaması için adeta bir militan gibi çalışmış, tehdit üzerine tehdit savurmuştu.

Türkiye’de AKP’nin iktidarını sürdürmesi için çırpınan Joost Lagendijk her nedense bir terör örgütü liderinin kendi ülkesinde yaşamasına hiç ses çıkarmadı. Bir terör örgütü liderini yıllarca besleyip saklamak ve kim bilir belki de bazı olaylarda taşeron olarak kullanmak. Herhalde demokrasinin gereklerinden sayılıyor bu Avrupalı cici beyler için.

Dursun Karataş, Hollanda’da öldü. Yaşadığı yer de biliniyordu. Çünkü Hollanda, Karataş’ı bir ara tutuklamış sonra da serbest bırakmıştı. Türkiye’nin ısrarlı iade taleplerine de kulak tıkamıştı. Şimdi bu Joost Lagendijk hiç olmazsa cenazeye gelip son görevini de yerine getirseydi. O zaman hiç olmazsa ilkeli adam sınıfına girerdi belki.



***




Paşam, lütfen o arabaya binmeyin

Sayın Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt artık emekli olmanıza ve sivil hayata geçmenize çok az bir zaman kaldı. Ancak emeklilik hayatınızla ilgili kamuoyunun zihninde oluşan “küçük” bir kuşku var.

AKP iktidarı bugüne kadar emekli olan genelkurmay başkanlarının hiçbirine yapmadığı bir uygulamayı sizin için yapıyor. Değeri bir milyon lirayı (eski parayla bir trilyon) bulan çok lüks, zırhlı bir Audi otomobil size makam aracı olarak tahsis edilecek.

Elbette teröre karşı keskin bir mücadele vermiş bir komutan olarak bu millet emeklilik günlerinizi rahat, huzur ve can güvenliği içinde geçirmeniz için elinden gelen fedakârlığı yapacaktır.

Ama Sayın Paşam, Türkiye’nin her yerinde hain terörist saldırıları sonucu üstelik zırhı olmayan askeri araçlar içinde şehit olan onlarca askerimiz varken, o çok lüks arabaya binmek size huzur verecek mi?

Biliyor musunuz ki o arabayı kabul etmiş görünmeniz bile kamuoyunun önemli bir bölümünde nasıl bir düş kırıklığı yarattı. Türk halkı sevdiği, saydığı makam sahiplerinin önünde her zaman saygı ile eğilmeyi, sevgi ile bağrına basmayı çok iyi bilir.

Ancak vicdanları sızlatacak imkânları kullanmaya kalkanları da bir anda elinin tersiyle silip atar. Lütfen paşam, o arabayı kabul etmeyin.



***




Kırmızı bülten

Yeni öğrendiğimiz bir bilgiye göre halen yurt dışında olan eski milletvekili Turan Çömez ve emekli general Levent Ersöz’le ilgili tutuklama kararı çıkmış. İyi de 1 Temmuz operasyonundan hemen sonra belli bir medya kesimi bağıra bağıra verdiği haberlerde bu iki kişi için kırmızı bülten çıkarıldığını açıklıyordu. Demek ki bu gerçek değilmiş. Herhalde kırmızı bülten deyimi bazılarının çok hoşuna gidiyor. Ne ayıp şeyler yaşıyoruz böyle.



***




Delikleri bilen Temel

Avcılar, Temel’in önderliğinde ormanda ilerliyormuş. Karşılarına küçük bir delik çıkmış. Temel: “Yatın, tavşan deliği” demiş. Yatmışlar. Delikten tavşan çıkmış. Avlayıp yola devam etmişler.

Yolda bakmışlar, daha büyük bir delik. Temel: “Yatın tilki deliği” demiş. Yatmışlar. Tilki çıkmış, vurmuşlar.

Sonra delik büyümüş. “Yatın ayı ini” diye bağırmış Temel. Ayıyı da avlamışlar.

Temel’in her şeyi bilmesinin rahatlığıyla keyiflenmiş avcılar. Bir süre sonra kocaman bir delik çıkmış karşılarına. Temel’e bakmışlar. Temel: “Uşaklar” demiş, “...ne çikacağunu bilmeyrum. Siz yatın, ne çikarsa bahtumuza!”

Ertesi gün gazetelerde şu haber varmış:

“Dört avcı, tren altında kaldı.”



***




Sadece bir iyi vardır, bilgi. Ve sadece bir kötü vardır, cehalet. Sokrates

DİĞER YENİ YAZILAR