İktidara şirin gözükme telaşı

Haberin Devamı

Dünkü “okurla sohbet” yazımın son bölümünde TÜRSAB’ın gazetelere tam sayfa verdiği ilanlara dikkati çekerek bunun hükümetin baskısı üzerine yapılmış olduğu izlenimi yarattığını söylemiştim. Konuyu araştırıp yazacağımı da belirtmiştim.

Henüz ben arayamadan TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy aradı ve “Bu ilan konusunda hiçbir tehdit almadık, bu tamamen bizim vefa duygumuzun sonucudur” dedi.

Ulusoy’a “Seçimlere çok az bir zaman kala, CHP adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nu birliğinizde ağırladıktan hemen sonra başta Başbakan olmak üzere AKP’lilere teşekkür etmek başka nasıl anlaşılır?” diye sordum.

Ulusoy ise “Biz turizmden ekmek yiyoruz. İstanbul Belediyesi, Sütlüce Mezbahası’nı Kongre Merkezi olarak İstanbul’a kazandırdı. İstanbul turizmi bu sayede çok hareketlenecek. Biz de buna teşekkür ettik” karşılığını verdi.

TÜRSAB Başkanı ayrıca ilan verme kararının 13 Şubat’ta alındığını, olağan Yönetim Kurulu toplantısının 37 nolu kararı olduğunu da sözlerine ekledi.

Başaran Ulusoy’a “Söylediklerinizi elbette yazacağım, bu konudaki algı iktidarın yarattığı korku ortamının da bir göstergesidir, bunu da belirteceğim” dedim.

Şimdi gelelim asıl konuya. Başaran Ulusoy İstanbul’a yapılan bir hizmetin turizme sağlayacağı katkılardan ötürü iktidara ve İstanbul Belediyesi’ne şükran duyguları ile yüklü olabilir.

Buna karşın, kamu yararına çalışan bir kurumun seçimlere çok az bir zaman kala birçok gazeteye tam sayfa ilanlar vermesi de çok alışık olduğumuz bir şey değil. İktidarın yarattığı “korku ikliminde” çıkarları Başbakan’ın iki dudağının arasında olan kişi ve kuruluşlar çareyi “şirin” gözükmekte buluyorlar.

İktidarın bir bakanı “Bizden olmayan belediyelerin Ankara’da işlerini çözdürmeleri çok zor” diyebilecek güç ve cesareti bulduğu bir ortamda iktidarla işi olan kişi ve kuruluşlarının davranış biçimlerinin ne kadar zor olduğunu anlamak herhalde hiç de zor değil.

Bu arada Başaran Ulusoy’a küçük bir hatırlatma yapmak istiyorum. Sohbetimiz sırasında ilan konusunun turizmciler tarafından büyük destek gördüğünü söyledi. Oysa pazar günü ve dün konuştuğum pek çok turizmci son derece rahatsız olduklarını söyledi.

Gerçi hepsi bu iktidarla hizmet yapmanın zorluğunu kabul ediyor, buna karşın göstere göstere yapılan bu “şirin gözükme” eylemini içlerine sindiremiyorlar.

*****



Ergenekon’u ‘bölge halkı’ destekliyor. Peki niye?


Başbakan Erdoğan seçim gezilerine katılan gazetecilere uçakta açıklamalar yapıyor. Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmail Küçükkaya’ya Ergenekon konusunda açıklamalar yapmış. Başbakan, Ergenekon soruşturmasının yavaşladığına ilişkin bir soruya ellerini yana açarak “insaf” diye cevap vermiş ve “Bölge halkının çok mutlu olduğu açılımlardan biri Ergenekon, nereye varırsa varsın devam edecek” demiş. O halde şunları sormak isterim:

1- Bölge halkı (yani Kürtler) neden Ergenekon’dan bu kadar mutlu?

2- Bölge halkını mutlu etmek için mi kimi Silahlı Kuvvetler mensupları “katil” konumuna sokulmak isteniyor?

3- Ergenekon’un devamı için sınırımızın dışından telkinler var mı?

4- Bu soruşturmanın devamı halinde siyasi destek sözü verenler var mı?

5- Ergenekon savcıların yüksek görev bilincinin sonucu değil miydi, Başbakan bu açıklamalarıyla “müdahil” olduğunu itiraf etmiyor mu?

6- Başbakan ne zaman “nereye varırsa” dese ertesi gün önemli biri tutuklanıyor, şimdi sırada yine birileri mi var?


*****



Ben de!..


Yıldırım Tuna’dan: Trabzon’dakİ bir iş için bir İstanbullu ve bir de Karadenizli başvurmuş. Şirketin personel müdürü ikisini de yazılı sınava almış. Ertesi gün sınav sonuçları açıklanmış, “İkiniz de 10 sorunun 9’unu doğru cevaplandırmışsınız” demiş personel müdürü, “İstanbullu arkadaşımızı işe alıyoruz.”

Karadenizli “Aa... Neden?” demiş, “Madem ikimiz de 10 üzerinden 9 aldık, ben Karadenizliyim, Trabzon’daki işe benim girmem gereki!”

Personel müdürü “İkinizde 5. soruya cevap verememişsiniz” demiş “İstanbullu sorunun cevabına ‘Bu soruyu bilmiyorum’ diye yazmış ama aynı soruyu sen, ‘Ben de’ diye yanıtlamışsın!”


*****



DSP’li Ahmet Tan: AKP’nin gidişine dur deme şansı Kılıçdardoğlu ile mümkün

Birkaç haftadır soruyorum “DSP’nin bu seçimlere katılması doğru mu?” diye. Bunun da ötesinde parti yönetimi ile ilgili bazı sıkıntıların yaşandığını, Başkan ve beraberindekilerin aslında Ecevit döneminden kalan paranın bekçiliğini yaptığını, bu paranın bitmesi halinde DSP’nin ayakta kalmasının mümkün olmadığını da belirtiyorum.

Elbette bu yazılara, Ecevit’in anısına yürekten bağlı, samimi biçimde siyaset düşünen bazı partililer tepki gösterdiler. Önemli değil, bu parti ile ilgili gerçekler tamamen ortaya çıktığında çok üzüleceklerini biliyorum.

Ben siyasetçi değilim, bir gazeteci olarak gelişmeleri izliyor ve gözlemliyorum. Bu nedenle bugün sizlere DSP’nin en önemli isimlerinden Ahmet Tan’ın, yazılarım üzerine gönderdiği mesajı sunmak istiyorum:

Sevgili Can Ataklı

Paranın bekçisi yazını aynı gün okudum.

Birkaç günlük hastahane maceram yüzünden şimdi teşekkür edebiliyorum. Çünkü yazın sahiden teşekkürü hakediyor...

Genel Başkanı’nın siyasi rüştünü ispat aşkına, özellikle İstanbul’da Türk siyasetine vereceği zararı henüz meslektaşlarımız fark etmiş değilller.

Ayrıca Sezer, milletvekili olmama pahasına soyunduğu paranın bekçiliğini bile yerine getiremiyor ki...

2003’ten beri saatlik faizi bile milyonlar tutan trilyonların eriyip gitmesini sadece seyretti.

DSP, Ecevit’i Sevenler Derneği bile olmayı başarmakta zorlanıyor.

Ki, umudunu Ecevit’in tikleriyle alay eden bir komedyenin alacağı oylara bağlamış durumda.

İlçelerinde herkes herkese oy verebilir.

Ama İstanbul’da Kemal Kılıçdaroğlu’na verilecek oyların bölünmesi Tayyip Erdoğan cüretkârlığını güçlendirecektir.

Cüretkârlığın faturası önce mesleğimize çıkacaktır. Uzanların başına gelenleri hep birlikte yaşadık. Şimdi aynı arsız oyun Aydın Doğan için sahneleniyor.

AKP’nin gidişatına dur deme şansı İstanbul’da, Kılıçdaroğlu sayesinde mümkün. Bu şansı lidercilik oynama - siyasi rüşt ispatlama aşkına kimsenin harcamaya hakkı yok.

Sağlık ve afiyet dileklerimle.

Ahmet Tan.



DİĞER YENİ YAZILAR